AKİT MENÜ

Gündem

Prof. Dr. İsmail Şahin’den dikkat çeken analiz: İran saldırısı Orta Doğu’yu yeniden dizayn planının parçası

SEBAHATTİN AYAN/İSTANBUL Uluslararası Kriz Araştırmaları Merkezi (USKAM) Başkanı Prof. Dr. İsmail Şahin, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının arka planını analiz eden dikkat çekici bir yazı kaleme aldı. Şahin, söz konusu saldırının yalnızca askeri bir operasyon değil, aynı zamanda Orta Doğu’nun jeopolitik düzenini yeniden şekillendirmeyi hedefleyen daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu belirtti.

5

SEBAHATTİN AYAN/İSTANBUL Uluslararası Kriz Araştırmaları Merkezi (USKAM) Başkanı Prof. Dr. İsmail Şahin, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının arka planını analiz eden dikkat çekici bir yazı kaleme aldı. Şahin, söz konusu saldırının yalnızca askeri bir operasyon değil, aynı zamanda Orta Doğu’nun jeopolitik düzenini yeniden şekillendirmeyi hedefleyen daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu belirtti.

6

Prof. Dr. Şahin’e göre ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısı, uluslararası hukukun temel ilkeleriyle de açık şekilde çelişiyor. Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın devletlerin toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanımını yasaklayan hükümlerini hatırlatan Şahin, saldırının bu yönüyle ciddi bir hukuk ihlali niteliği taşıdığını ifade etti. Uluslararası hukukta kuvvet kullanımının yalnızca BM Güvenlik Konseyi yetkilendirmesi veya meşru müdafaa durumunda mümkün olduğunu belirten Şahin, ABD ve İsrail’in saldırıyı “önleyici savaş” söylemiyle meşrulaştırma çabasının hukuki açıdan savunulabilir olmadığını vurguladı.

7

Şahin, savaşın yürütülme biçiminin de uluslararası insancıl hukuk açısından ciddi sorunlar barındırdığını kaydetti. Sivil hedeflerin vurulması ve sivil altyapıya yönelik saldırıların savaş hukukunun açık ihlali olduğunu belirten Şahin, özellikle sivillerin korunmasına yönelik uluslararası kuralların ihlal edilmesinin endişe verici olduğunu ifade etti.

8

Prof. Dr. İsmail Şahin yazısında, İsrail’in İran’ı yalnızca bir rakip olarak değil, aynı zamanda varoluşsal bir tehdit olarak gördüğünü belirtti. Bu nedenle Tel Aviv yönetiminin sorunu diplomatik yollarla değil, askeri yöntemlerle çözme eğiliminde olduğunu kaydeden Şahin, İsrail’in stratejik hedefinin İran’ın askeri kapasitesini zayıflatarak Orta Doğu’da rakipsiz bir güç haline gelmek olduğunu dile getirdi.

9

Şahin’e göre İsrail’in uzun vadeli hedeflerinden biri de “Büyük İsrail” olarak ifade edilen jeopolitik vizyon doğrultusunda bölgedeki güç dengelerini kendi lehine yeniden şekillendirmek. ABD’nin askeri, ekonomik ve siyasi gücünün bu süreçte İsrail’in bölgesel üstünlüğünü tesis etmek amacıyla kullanıldığını belirten Şahin, bölge güvenlik mimarisinin de bu doğrultuda yeniden tasarlandığını ifade etti.

10

Bu kapsamda son yıllarda gündeme gelen bölgesel hava ve füze savunma sistemlerinin de İsrail’in güvenliğini merkeze alan bir yapıda kurgulandığını belirten Şahin, Körfez ülkelerinin hava sahasının bu sistemde adeta bir tampon bölge işlevi gördüğünün tartışıldığını kaydetti.

11

Şahin yazısında İsrail’in bölgesel stratejisini “Hexagon” olarak adlandırılan güvenlik mimarisi üzerinden değerlendirdi. Buna göre söz konusu sistem, bölgeyi dışarıdan kuşatan “pençeler” ve içeriden bölünmeyi tetikleyen bir “hançer” mekanizmasından oluşuyor.

12

Şahin, Hindistan’dan Yunanistan’a uzanan geniş bir coğrafyada kurulan stratejik hattın bu kuşatma planının parçası olarak görüldüğünü ifade ederken, bazı bölgesel aktörlerin ise Arap dünyasının iç bütünlüğünü zayıflatan unsurlar olarak değerlendirildiğini belirtti. Bu stratejinin temel amacının güçlü bölgesel devletleri zayıflatmak veya etkisiz hale getirmek olduğunu vurguladı.

13

Prof. Dr. Şahin’e göre bu stratejinin ilk aşamasında İran’ın askeri ve nükleer kapasitesinin etkisiz hale getirilmesi hedefleniyor. İran’ın bölgenin jeopolitik dengelerinde kritik bir rol oynadığını belirten Şahin, bu kapasite ortadan kaldırılmadan söz konusu kuşatma planının tamamlanmasının mümkün olmadığını ifade etti.

14

Şahin, İran’ın ardından Suudi Arabistan gibi büyük enerji üreticisi ülkelerin de parçalanma riskleriyle karşı karşıya kalabileceğini savundu. İsrail’in geçmişte Irak, Libya ve Sudan gibi ülkelerde yaşanan devlet zayıflamalarından stratejik fayda sağladığını hatırlatan Şahin, benzer senaryoların başka ülkeler için de gündeme gelebileceğini ileri sürdü.

15

Pakistan’ın da bu stratejik denklemde önemli bir konuma sahip olduğunu belirten Şahin, ülkenin askeri kapasitesi ve İslam dünyasındaki sembolik rolü nedeniyle İsrail açısından dengeleyici bir güç olarak görüldüğünü söyledi. Bu nedenle Pakistan’ın Hindistan üzerinden çevrelenmesi ve izole edilmesi yönünde stratejik hesaplar yapılabileceğini dile getirdi.

16

Şahin’e göre söz konusu stratejinin önündeki en önemli engellerden biri ise Türkiye. İran’ın zayıflatılması durumunda bölgede alternatif bir liderlik ortaya koyabilecek en güçlü aktörün Türkiye olduğunu belirten Şahin, Ankara’nın hem askeri kapasitesi hem de diplomatik etkisi nedeniyle İsrail’in bölgesel planları açısından kritik bir konumda bulunduğunu ifade etti.

17

Türkiye’nin artan savunma kapasitesi ve aktif diplomasi yürütme kabiliyetinin İsrail’in bölgesel stratejilerini zorlaştırdığını belirten Şahin, bu nedenle bazı uluslararası platformlarda Türkiye’nin askeri projelerine yönelik siyasi baskıların da gündeme gelebildiğini kaydetti.

18

Türkiye’nin bölge halkları nezdindeki etkisinin Sünni ve Şii toplumlar arasında ortak bir siyasi bilinç oluşturma potansiyeline sahip olduğunu belirten Şahin, bunun İsrail’in “böl ve yönet” stratejisini zayıflatabilecek bir gelişme olabileceğini ifade etti.

19

Şahin, değerlendirmesinin sonunda Türkiye’nin hem askeri kapasitesi hem de diplomatik ağırlığıyla Orta Doğu’daki güç dengelerinde belirleyici bir aktör olmaya devam ettiğini vurgulayarak, bazı İsrailli yorumcuların da Türkiye ile olası bir stratejik rekabeti açık şekilde dile getirdiğini belirtti.

20

İsrailli gazeteci Eyal Berkovitch’in Türkiye-İsrail gerilimini futbol maçına benzeterek “Finalde Türkiye var” sözlerini hatırlatan Şahin, bu ifadenin bölgesel rekabetin boyutlarını ortaya koyduğunu ifade etti. (Kaynak: Star)