AKİT MENÜ

Aktüel

Şehit anneleri ve işten atılan kadınlar aynı sofrada buluştu

Diyarbakır’da Memur-Sen tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle organize edilen kadın buluşmasında şehit anneleri ile Dem Partili belediyelerde işten atılan kadınlar iftarda aynı sofrada buluştu. AK Parti Diyarbakır Milletvekili Suna Kepolu Ataman,AK Parti iktidarında kadını yaşamın her alanında güçlü kılan devasa adımlar atıldığını söyledi. Memur Sen Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Tekdemir, emperyalizmin ve siyonizmin aslında kadın düşmanı olduğuna vurgu yaparak bunun en somut örneklerini Gazze ve dünyanın farklı yerlerindeki kanlı olaylarda gördüklerini dile getirdi.

2

Diyarbakır’da Memur-Sen tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle organize edilen kadın buluşmasında şehit anneleri ile Dem Partili belediyelerde işten atılan kadınlar iftarda aynı sofrada buluştu. AK Parti Diyarbakır Milletvekili Suna Kepolu Ataman,AK Parti iktidarında kadını yaşamın her alanında güçlü kılan devasa adımlar atıldığını söyledi. Memur Sen Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Tekdemir, emperyalizmin ve siyonizmin aslında kadın düşmanı olduğuna vurgu yaparak bunun en somut örneklerini Gazze ve dünyanın farklı yerlerindeki kanlı olaylarda gördüklerini dile getirdi.

3

Diyarbakır’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde anlamlı bir buluşma gerçekleştirdi. Memur-Sen’in organizasyonuyla şehir anneleri,Dem Partili belediyelerde işten çıkarılan kadınlar ve Memur-Sen ile farklı sendikalara üye kadınlar iftarda bir araya geldi. Öğretmenevi’nde düzenlenen organizasyona katılan AK Parti Diyarbakır Milletvekili Suna Kepolu Ataman, kadınlarla tek tek ilgilendi, sorun ve taleplerini dinledi. Kadınlara hitaben konuşan Suna Kepolu Ataman, AK Parti iktidarında kadınlara yönelik olarak atılan adımları ve yapılan reformları anlattı. Konuşmasında İsrail ve ABD’nin haydutluğuna da değinen Ataman, güçlü devletin önemine dikkat çekti.

4

Ataman,”Bugün içinde bulunduğumuz coğrafyadaki olaylara bakıyoruz güçlü devletin, milletin emrindeki devletin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık gördük. Terörist İsrail ve Amerika istedikleri zaman istedikleri devlet başkanlarını evlerinden alıyorlar veya öldürüyorlar. Bu şartlarda herkesin gördüğü ve takdir ettiği husus ülkemizin birlikteliği ve birliktelikten doğan gücümüzdür. İran vurulurken "şuradan vur" diye tempo tutan yol gösterenler içerdekilerdir. Bugün Türkiye devleti ve milleti ile bir bütün olarak P’den fazla oy vererek seçtiği devlet başkanına çok daha yüksek seviyede sahip çıkmakta ve herkes Türkiye’nin savunma sanayisini ve uluslararası politikalardaki yerini takdir etmektedir. Bu sizlerin sayın Cumhurbaşkanına olan desteğidir. Ben kendi bölgemde ve Türkiye genelinde seçmen profiline baktığımda AK Partinin en önemli desteğinin kadınlarımız bacılarımız olduğunu görüyorum.

5

Ve bundan da gurur duyuyorum. Önemli bulduğumuz Her mucidi, her alimi, her devlet başkanını, her siyasetçiyi doğuran bir kadındır. Ama benim coğrafyamda anne ve kadın daha da çok önemli. Biz de kadının hatırı devletin bile çözemediği sorunları çözer biz de kadının hatırı başla göz üstünedir. Çünkü benim coğrafyamda atasözleri kadınları şöyle tarif eder: “Bizim topraklarda önce Kadınlar uyanır, sonra Güneş doğar; çünkü Güneşi Kadınlar doğurur.” Ana dilimde de söyleyeyim; “Liwelate me, peşi jin şiyar dibin, paşe roj hilte; ji ber ku jin roje tinin dnyaye”diye konuştu. “EN BÜYÜK BEDELİ YİNE KADINLAR ÖDÜYOR” Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Tekdemir, kadın buluşmasına katılan AK Parti Milletvekili Suna Kepolu Ataman ve tüm kadınlara teşekkür ederek başladığı konuşmasında İsrail ve ABD’nin bölge ülkelerine yönelik saldırılarına değindi,e büyük bedeli yine kadınların ödediğinin altını çizdi. Tekdemir,konuşmasında şu ifadelere yer verdi ;”Günümüzde kadın, modern dünyanın mizanpajı içinde popüler kültürün bir dekoru, tüketim reyonlarının bir nesnesi ve ideolojik saplantıların kurbanı haline getirilmek istenmektedir. Oysa kadının emeğini ve değerini koruyacak politikalar, onu sadece ekonomik bir figür olarak değil; yaşamın her alanında yüksek kazanım üreten, fıtratıyla barışık bir özne olarak konumlandırmak zorundadır. İnsanı anlamlı kılan ahlaki, estetik, dinî ve ailevi değerler, kadınlarla birlikte dünyayı güzelleştiren önemli iksirlerdir..

6

“SESSİZ KALINAN TRAJEDİLER VE MASKELİ VİCDANLAR “ Küresel sistemin iki yüzlülüğü, en somut haliyle Epstein alçaklığı gibi skandallarda ortaya çıkmaktadır. Kadın hakları adına en yüksek perdeden konuşanların, bu iğrenç istismar ağları karşısında tek bir cümle bile kuramamaları, gizledikleri sahte ve karanlık yüzlerini bir kez daha ifşa etmiştir.Aynı "seçici öfke", Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’na düzenlenen saldırıda 160’tan fazla küçük kız çocuğunun hayatını kaybetmesi karşısında da derin bir sessizliğe bürünmüştür. Yıllarca Gazze’de, Doğu Türkistan’da Sudan’da kadımların yaşadıkları işkence ve acılar üzerinden kaydedilen elim hatıralar kadına yönelik ayrımcı bakışın tipik örnekliğidir.. Tarihin ve uluslararası hukukun en sarsıcı paradokslarından biri savaş, soykırım ve sistematik baskı altında özgün trajedileri olan kadınların göz ardı edilmesidir.. Bu durum adece bir ihmal değil, aynı zamanda kolektif hafızanın kasıtlı bir şekilde eksik bırakılmasıdır. uluslararası adaletin evrensel değil, konjonktürel olduğunu kanıtlar. “EŞİTLİĞİN ÖTESİNDE: ADALET VE FITRAT” Kadınları adil bir değerlendirmenin konusu kılacak bakış açısı, meseleyi sadece mekanik bir eşitlik temelinde ele almayıp fıtrat ve adaleti gözeterek yaklaşmaktır.. 8 Mart’ın tarihsel kökeni, işçi kadınların can verdiği bir yangın ve ağır bedellerle ödenmiş bir hak arayışıdır. Bu anlamlı günü, kadının hukukuna ve emeğine dair somut bir iyileştirme sunmayan sıradan bir "anma ritüeline" veya tüketim kıskacına hapsetmek, verilen mücadeleye ve yaşanan hatıraya haksızlıktır. “DÜNYAYI AVUÇLARINDA TAŞIYANLARIN HİKAYESİ “ Gerçek kadının hikayesi, dünyayı avuçlarında taşıyan, dokunduğu her mekanı bir yuvaya, her çabayı bir sanata dönüştüren kadınların hikayesidir. Kadınların ışığı üzerine hiçbir ideolojik veya ticari gölgenin düşmediği bir gelecek, ancak kadının fıtratına ve onuruna sahip çıkarak inşa edilebilir. Jin, Jiyan, azadî sloganları ile kadın emeğini örgütlediğini iddia edenler, belediyelerde çalışan yüzlerle kadın emekçiyi işinden ederek, onları çadırlarda hak aramaya iterek kadına yönelik politikalarındaki istismar ve iki yüzlülüğü de not ediyoruz. Mücadelenin zarafetle, emeğin umutla harmanlandığı tüm emek sahiplerine ve güzel yarınların inşa edicilerine selam olsun.”