Sağlık
Su çiçeği virüsü yıllar sonra neden uyanıyor? Ortaya çıkan bir enfeksiyon ve...
Çocuklukta geçirilen su çiçeği virüsü vücuttan bir türlü gitmiyor.
Sağlık
Çocuklukta geçirilen su çiçeği virüsü vücuttan bir türlü gitmiyor.
Çocuklukta geçirilen su çiçeği virüsü vücuttan bir türlü gitmiyor.
Çocuklukta geçirilen su çiçeği virüsü vücudu terk etmiyor, sinir köklerinde yıllarca pusuda bekliyor. Uzmanlar, 50 yaş üstü bireyleri, yoğun stres altında olanları ve bağışıklığı zayıflayanları "zona" tehlikesine karşı uyarırken, ilk 72 saatin tedavi için kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Çocukken geçirdiğimiz su çiçeği virüsü aslında vücudumuzu terk etmiyor, aksine, yıllar boyunca sessiz bir bekleyişe geçiyor. Uzmanlar, özellikle 50 yaşını aşmış bireylerde yoğun stres veya zayıflayan bağışıklık sistemiyle birlikte bu virüsün tekrar uyanabileceği konusunda kritik uyarılarda bulunuyor.
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Dermatoloji Uzmanı Dr. Ecem Kaya, çocukluk döneminde geçirilen su çiçeği virüsünün yıllar sonra yeniden aktif hale gelmesiyle ortaya çıkan bir enfeksiyon olduğunu kaydederek, "Özellikle 50 yaş üstü kişilerde, bağışıklık sistemi zayıf olanlarda, yoğun stres ve üzüntü dönemlerinde, kanser tedavisi alan bireylerde sık görülür" şeklinde konuştu
Çocukken vücuda giren virüs tamamen yok olmak yerine sinir köklerine yerleşerek "uyku moduna" geçer. Yıllar sonra vücut savunması düştüğünde ise bu sessiz bekleyiş sona erer. Son yıllarda geliştirilen zona aşısının özellikle 50 yaş üstü bireylerde hem hastalığı hem de komplikasyonları önlemede etkili bir yöntem olduğu değerlendiriliyor.
Yeniçağ'ın haberine göre, Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Dermatoloji Uzmanı Dr. Ecem Kaya, çocukluk döneminde geçirilen suçiçeği virüsünün yılar sonra yeniden aktif hale gelmesiyle ortaya çıkan bir enfeksiyon olduğunu kaydetti.
Suçiçeğine neden olan Varicella Zoster Virüsünün (VZV), hastalık geçtikten sonra tamamen vücuttan kaybolmadığını belirten Uzm. Dr. Kaya, "Sinir köklerinde uyku halinde kalır ve bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda aktifleşebilir. Özellikle 50 yaş üstü kişilerde, bağışıklık sistemi zayıf olanlarda, yoğun stres ve üzüntü dönemlerinde, kanser tedavisi alan bireylerde sık görülür" diye konuştu.
Hastalığın bazen genç ve sağlıklı yetişkinlerde de görülebildiğini aktaran Uzm. Dr. Kaya, "Belirtileri deride yanma, batma ve kaşınma şikayetleriyle başlayabilir. Daha sonrasında birkaç gün içerisinde deride küçük kızarıklık alanları ve bunların üzerinde olan su toplamaları şeklinde, genellikle ağrı eşliğinde görülebilir. Antiviral tedaviler, ağrı kesiciler ve sinir ağrılarına iyi gelen bazı ilaçlar kullanabiliyoruz" diye konuştu.
Tedaviye ilk 72 saat içinde başlamanın çok önemli olduğunu vurgulayan Kaya, " Son yıllarda geliştirilen zona aşısı özellikle 50 yaş üstü bireylerde hem hastalığı hem de komplikasyonları önlemede gerçekten etkili bir yöntem" şeklinde konuştu.