KAHVENİN 7 FAYDASI!
Kahve tüketiminin; tip-2 diyabet, Alzheimer, Parkinson ve bunama (demans) gibi sinir sistemi hastalıkları ve siroz gibi karaciğer hastalıklarına ayrıca karaciğer ve kolorektal kanserlerine karşı koruyucu rol oynadığı yapılan çalışmalarca kanıtlanmıştır.
Kahvenin içindeki kafein; kan dolaşımından beyne geçerek norepinefrin ve dopamin salgısını artırır. Bu, kişinin bilişsel fonksiyonlarını artırarak, daha aktif, enerjik ve daha dakik olmasını sağlar.
Özellikle bir fincan kahvenin, spordan ve masajdan yarım saat önce tüketimi; yağ hücrelerinin yakımını hızlandırdığı gibi egzersiz sırasındaki performansı artırarak egzersiz yapma süresini uzatır. Verimli bir egzersiz sağlaması ile kas gelişimine de yardımcı olabilir.
Kahve, enerji metabolizmasında rol oynayan B vitaminleri (riboflavin, niasin, pantetonik asit), magnezyum, potasyum ve manganez gibi birçok vitamin ve mineralden zengindir.
Antioksidanlardan zengin olan kahve, bu sayede hücrelerin yaşlanmasını önler.
Kahvenin depresyonu azalttığı yapılan birçok çalışmada gösterilmiştir.
Günlük 3 fincanı geçmeyen kahve tüketimi, yeterli ve dengeli beslenme ile diyabet, kanser gibi hastalıklara yakalanma riskini azaltıp yaşam süresini uzatabilir.
Yetişkinlerde günde 3-4 fincan kahve tüketimi yararlı etkiler sağlar. Yani maksimum kafein alımı günde 400 miligram geçmemeli yani 3 tatlı kaşığı kahveyi geçmemeli. Fakat kafeinin tolere edilme derecesi; kişinin genetik ve fiziksel özelliklerine, kahvenin tüketim sıklığı ve miktarına bağlı olarak değişiklik gösterir. Bu nedenle; kimileri için 3-4 fincan kahve yararlı iken kafein toleransı düşük olanlar için 3-4 fincan kahve uykusuzluk, mide bulantısı ve strese yol açabilir.
Çocuklar ve yaşlılarda yetişkinlere göre kafeinin tolere edilme derecesi düşük olacağı için kafein tüketimi 2 fincan (1 tatlı kaşığı kahve) ile kısıtlanmalı. Kafein; plasentadan anne karnındaki bebeğe geçeceği için gebelerde 2 fincandan fazla kahve tüketimi; düşük, ölü doğum ve düşük doğum ağırlıklı prematüre bebeklerin doğumuna yol açabilir. Bu nedenle hamileler, çocuklar ve yaşlılarda da günlük kafein alımının 200 miligram kafeini geçmemesine özen gösterilmeli.
Kahveyi kahvaltıdan ya da yemeklerden bir saat sonra tüketmeye özen gösterin. Çünkü sabah aç karına kahvaltı yapılmadan içilen kahve, vücuttaki stres hormonlarını aktifleştirerek, günlük döngü ve ruh halinizi bozabilir. Aynı zamanda yemekle içilen kahve, besinlerin içerisindeki vitamin ve minerallerin emilimini azaltabilir.
Mide yanması, reflü, ülser gibi mide hastalıklarında kullanılan ilaçların etkisini de azaltırken mide asiditesini yükseltebileceğinden dolayı, antibiyotik gibi ilaçların da sindirimini yavaşlatabilir. Bu nedenle ilaçlarla birlikte kahve içmemeye özen gösterilmeli.
Kahvelerin kafein içeriği; kahve çekirdeğine, kavrulma süresine, kahvenin miktarına ve hazırlanma süresine göre değişiklik gösterir:
Türk kahvesi (1 fincan= 30ml) = 30 mg.
Filtre kahve (1 su bardağı = 240ml) = 95 mg.
Hazır kahve (240ml) = 30-90 mg.
Espresso (30ml) = 65 mg.
Double-shot espresso (60ml) = 120 mg.
Latte veya Mocha (240ml) = 120 mg.
Kafeinsiz kahve (240ml) = 3 mg .
Sinir sistemi üzerindeki koruyucu etkilerini çarpıcı verilerle kanıtlandı ama Sabahları uyanmak için içtiğimiz o ilk yudum kahve, sandığımızdan çok daha fazlasını yapıyor olabilir. 43 yıl süren kapsamlı bir bilimsel çalışma, düzenli kahve tüketimi alışkanlığının sinir sistemi üzerindeki koruyucu etkilerini çarpıcı verilerle kanıtladı.