Aktüel
Onlar bizim can dostumuz! Köpeğin genetik bağı: DNA'sı Anadolu'da masaya yatırıldı! İngiltere ilan etti
İnsanlar ve köpekler arasındaki o ince ayrıntı ünlü Nature dergisinde yayımlanan iki ayrı çalışmaya göre ortaya çıktı.
Aktüel
İnsanlar ve köpekler arasındaki o ince ayrıntı ünlü Nature dergisinde yayımlanan iki ayrı çalışmaya göre ortaya çıktı.
İnsanlar ve köpekler arasındaki o ince ayrıntı ünlü Nature dergisinde yayımlanan iki ayrı çalışmaya göre ortaya çıktı.
İnsanlarla köpekler arasındaki ilişkinin en eski genetik kanıtlarından birinin Anadolu’da, Türkiye sınırları içinde bulunduğu ortaya konuldu. Yeni araştırmalar, köpeklere ait DNA kayıtlarının 5 bin yıl daha geriye, yaklaşık 16 bin yıl öncesine uzandığını gösterdi.
Nature dergisinde yayımlanan iki ayrı çalışmaya göre, Birleşik Krallık, İsviçre ve Türkiye’deki arkeolojik alanlardan elde edilen kalıntılar, bilinen en eski köpek DNA verilerini içeriyor. Araştırmada özellikle Karaman'a bağlı Pınarbaşı yerleşiminde bulunan ve yaklaşık 15 bin 800 yıl öncesine tarihlenen dişi bir yavru köpeğe ait kalıntı, en eski örneklerden biri olarak öne çıktı. Bilim insanları, bu bulguların Batı Avrasya’da yaşayan avcı-toplayıcı insan topluluklarıyla birlikte varlık gösteren erken bir evcil köpek popülasyonuna işaret ettiğini belirtti. Bu köpeklerin genetik izlerinin günümüz köpeklerinde hala görülebildiği ifade edildi.
Köpeklerin, Buzul Çağı’nda yaşayan gri kurtlardan (Canis lupus) evcilleştirildiği bilinse de, bu sürecin ne zaman, nerede ve neden gerçekleştiği halen netlik kazanmış değil. Araştırmacılar, bu belirsizliğin en önemli nedenlerinden birinin, eski kemik kalıntılarında köpeklerle kurtları ayırt etmenin zorluğu olduğunu vurguladı. Son çalışmada, Natural History Museum ve Almanya’daki Ludwig Maximilian Üniversitesi’nden bilim insanlarının yer aldığı ekip, İngiltere’deki Gough’s Cave ve Türkiye’deki Pınarbaşı’ndan elde edilen son derece parçalanmış kemikleri inceledi. Analizler, Pınarbaşı’ndaki 15 bin 800 yıllık örnek ile Gough’s Cave’deki 14 bin 300 yıllık kalıntının kesin olarak evcil köpeklere ait olduğunu ortaya koydu. DNA verilerinin büyük ölçüde benzer olması, köpeklerin Avrupa ve Batı Asya’ya hızla yayıldığını gösterdi.
Araştırmada, farklı yaşam biçimlerine sahip avcı-toplayıcı toplulukların köpeklerle benzer ilişkiler kurduğu da belirlendi. Pınarbaşı’nda insanların balık ve küçük kuşlarla beslendiği, Gough’s Cave’de ise kara avcılığının öne çıktığı kaydedildi. Buna rağmen her iki bölgede de köpeklerin, insanlar gibi ritüel biçimde gömüldüğü ve benzer besinlerle beslendiği tespit edildi. Gough’s Cave’de bulunan köpek kafatasında süsleme amaçlı açılmış delikler dikkat çekerken, Pınarbaşı’nda köpek kalıntılarının insan mezarlarının üzerine bilinçli şekilde yerleştirildiği belirlendi. İkinci araştırma ekibi ise yüzlerce örneği inceleyerek Avrupa’daki avcı-toplayıcı topluluklarla birlikte yaşamış en az 14 erken dönem köpeği tanımladı. Araştırmalar, Avrupa ve Orta Doğu’ya yayılan bu erken köpek popülasyonunun tek bir genetik gruba ait olabileceğini ortaya koyarken, köpeklerin farklı insan toplulukları arasında değiş tokuş edildiğini ve erken dönem toplumlar için önemli bir role sahip olduğunu gösterdi. University of East Anglia’da öğretim görevlisi Anders Bergström, elde edilen bulguların köpeklerin ilk olarak Avrupa’da evcilleştirildiği ihtimalini zayıflattığını ve bu sürecin Asya’da gerçekleşmiş olabileceğine işaret ettiğini kaydetti. Bulguların, köpeklerin evcilleştirilme sürecine ilişkin araştırmaları yeniden şekillendirdiği değerlendiriliyor.