2011 yılında meydana gelen Simav depremine de değinen Üşümezsoy, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" dedi. Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini söyleyen Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını ifade etti. Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğunu kaydetti.