Kanada Federal Mahkemesinin 11 Eylül 2025 tarihli kararı doğrultusunda alınan iade kararıyla birlikte, Kanada’dan Türkiye’ye ilk kez resmi bir kültür varlığı iadesi gerçekleştirildi. Bu yönüyle karar, uluslararası kültür varlığı hukukunda emsal niteliği taşıyor. İade edilen eserler; farklı yazma eser ciltlerinden kopartılmış 7 el yazması sayfa, 2 nadir matbu eser sayfası ve 2 modern hat çalışmasından oluşuyor. 17 ile 19’uncu yüzyıllar arasına tarihlenen bu eserlerin Arapça ve Osmanlı Türkçesi metinler içerdiği, fıkıh, tasavvuf, tarih ve edebiyat alanlarına ışık tuttuğu belirlendi. Yapılan incelemelerde, yazma eser sayfalarının özgün ciltlerinden koparıldığı ve bazı varaklara sonradan modern minyatürler eklendiği tespit edildi. Bu müdahalelerin sahtecilik ve ticari amaçlı olduğu, eserlerin kültür varlığı niteliğini koruduğu değerlendirildi.
Süreç Nasıl İşledi?
Eserler, Ocak 2024’te İstanbul’dan Vancouver’a götürülmek istenirken Kanada Sınır Hizmetleri Ajansı tarafından durduruldu. Sürecin Kanada Miras Bakanlığına intikal etmesinin ardından Türkiye ile resmi temas kuruldu ve teknik ile hukuki süreç başlatıldı.
Türkiye’nin sunduğu bilimsel raporlar ve hukuki belgeler doğrultusunda Kanada Federal Mahkemesi, eserlerin 2863 sayılı kanun kapsamında Türkiye’ye ait kültür varlıkları olduğuna hükmederek iade kararı verdi. Kanada’dan gerçekleştirilen bu ilk resmi iade, yalnızca eserlerin dönüşü değil, aynı zamanda kültürel mirasın korunmasına yönelik uluslararası iş birliğinin geldiği noktayı da ortaya koydu.