AKİT MENÜ

Gündem

Cihat Yaycı'dan Türkiye için kritik uyarı: Bu kabul edilemez, ülkeyi yok etme planıdır

Emekli Tümamiral Cihat Yaycı, Türkiye'nin yanı başında devam eden savaş ve PKK şovuna dönüşen Nevruz kutlamalarıyla ilgili olarak dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

1

Emekli Tümamiral Cihat Yaycı, Türkiye'nin yanı başında devam eden savaş ve PKK şovuna dönüşen Nevruz kutlamalarıyla ilgili olarak dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

2

Mavi Vatan doktrininin sahibi, emekli amiral Cihat Yaycı, Orta Doğu’daki son gelişmeleri, ABD-İran gerilimi ve Türkiye’nin bölgedeki stratejik konumunu İstikklal sitesine değerlendirdi. Yaycı, küresel güç dengeleri, olası askeri senaryolar ve Türkiye’nin diplomatik rolüne ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

3

Mavi Vatan doktrininin sahibi, emekli amiral Cihat Yaycı, Orta Doğu’daki son gelişmeleri, ABD-İran gerilimi ve Türkiye’nin bölgedeki stratejik konumunu istiklal.com.tr’ye değerlendirdi. Yaycı, küresel güç dengeleri, olası askeri senaryolar ve Türkiye’nin diplomatik rolüne ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

4

Yaycı, bu değerlendirmesinde bölgedeki gerilimin diplomatik bir süreçten ziyade daha geniş çaplı bir askeri planın parçası olabileceğine işaret ediyor.

5

Türkiye’nin bölgedeki rolü ve stratejik konumuna ilişkin soruya ise Yaycı, Ankara’nın hem askeri hem diplomatik gücüne vurgu yaparak yanıt veriyor: “Türkiye bu bölgede çok güçlü bir devlettir. Hem silahlı kuvvetleriyle, hem devlet yapısıyla ve Türkiye onurlu arabulucu olabilecek pozisyondaki en önemli devlettir şu anda. Ve Türkiye komşularına karşı bir saldırıyı da onaylamadığını açıkça göstermekle tüm baskılara rağmen taraf tutmadan, hatta İran'a yapılan bütün saldırıları kınayan ender ülkelerden bir tanesidir. Ve Pezeşkiyan'ın Türkçe açıklaması buna da delalet eder. Türkiye'ye teşekkür etti İran Cumhurbaşkanı. Bunlar çok önemli, Türkiye açısından duruşu gösterir. Bununla birlikte Türkiye güvenilir bir ülkedir, istikrarlı bir ülkedir, devlettir.

6

Gördüğümüz kadarıyla, Basra Körfezi karışıyor, Hürmüz Boğazı'nın tıkandığını görüyoruz. Petrol ve doğal gaz ihracatının deniz yoluyla durduğunu görüyoruz. İşte şimdi Türkiye üzerindeki boru hatlarının ne kadar önemli olduğu ve güvenilir olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Irak merkezi hükümeti ile yapılan anlaşma gereğince her ne kadar Barzani hükümeti Kerkük'e sahip çıkmak istese de bir Türk kökenli Irak merkezi hükümetinin şehri olan Kerkük'ten Yumurtalık'a kadar boru hattı tekrar kullanıma açılmıştır. Dolayısıyla bu durum Türkiye'nin hem siyasi güvenilirliğini, hem ekonomik olarak güvenilirliğini hem de enerji yolları açısından, enerji nakil hatları açısından en güvenli güzergah olduğunu bir kez daha göstermiştir.” Yaycı’nın bu sözleri, Türkiye’nin yalnızca diplomatik bir aktör değil, aynı zamanda enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından da kritik bir merkez haline geldiğine işaret ediyor.

7

Türkiye’nin son dönemde yeniden tartışmaya açılan güvenlik, toplumsal birlik ve “Nevruz kutlamaları” çerçevesindeki gelişmeler, kamuoyunda farklı değerlendirmelere neden olurken; Cihat Yaycı, konuya ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yaycı, Türkiye’deki bazı gösterilerde açılan bayraklar, yapılan açıklamalar ve dış bağlantı iddiaları üzerinden sert eleştiriler yöneltti. Yaycı, söz konusu gelişmelerin Türkiye’nin iç güvenliği ve toplumsal bütünlüğü açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, devletin ve toplumun bu tür durumlar karşısında daha net bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade etti:

8

“Öncelikle bu olay kabul edilemez bir durumdur. Türkiye Cumhuriyeti devletinin hiçbir meydanında, hiçbir sokağında ellerinde başka bayraklarla, paçavralarla yürümesi kabul edilemez. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir toprak talebinde bulunulup da burası Kürdistan'dır denerek, ellerde bayraklarla yürüyemezler. Almanya'nın Bavyera eyaletine Kürdistan diyecekler ve Kürdistan bayrağı sallayacaklar. Almanya buna asla müsaade etmez. Almanya'daki gösterilerde Kürdistan bayrakları vardı, onlar ses çıkarmadı deniyor, Ses çıkarmazlar çünkü onlardan bir toprak talebin yok. Oraya terör estirmiyorsun, bölücülük yapmıyorsun. Bu kabul edilemez bir durumdur. Aynı zamanda Celal Talabani'nin Diyarbakır'da okunan mesajı Türkiye'nin resmen iç işlerine karışma ve Türkiye'deki Kürt kökenli vatandaşları isyana teşvik etmektir, terörü destekleme mesajıdır. Buna nasıl müsaade edilir? Ellerinde hiçbir Türk bayrağı olmayan bu şahıslar hakkında niye işlem yapılmaz? Polisler bu Kürdistan paçavralarını nasıl katlayarak iade ederler? Bunu anlamak mümkün değil. Türkiye'de kanunlar neden işletilmez? Bunların nasıl bir dokunulmazlıkları vardır? Dört parça Kürdistan'dan bahsedilirken gözümüzün önünde ellerine Türk bayrağı almayanlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne sadakatlerini bildirmeyenler, Türk bayrağına saygı göstermeyenler, Türk milletine saygı göstermeyenlerle kardeşlik olur. Bu nasıl bir süreçtir? Ben de terörsüz Türkiye'yi istiyorum. Terörü kim ister? Ama ben teröristin baş tacı yapıldığı, Türk bayrakları yerine Kürdistan paçavralarının dolaştırıldığı sokaklarında bir senap, yaşasın Kürdistan naralarının atıldığı bir Türkiye'yi istemiyorum. Böyle Türkiye, Türkiye'yi hiç kimse istemez. Bunun adı da terörsüz Türkiye olmaz. Terör örgütünün ele geçirdiği Türkiye olur. Bu kadar söyleyeyim yeter.

9

Yurtdışındaki Nevruz kutlamalarına da değinen Yaycı, PKK’nın nasıl İsrail bayraklarıyla Nevruz kutladığını şu şekilde değerlendirdi: “Yurtdışındaki hemen hemen her yerdeki Nevruz kutlamalarında İsrail bayrakları açtığını da halkımızın bilmesi lazımdır. Onlar Siyonist İsrail'in ve Amerika Birleşik Devletleri'nin açıkça uşaklarıdır. Türkiye'de bunu açmaya cesaret edemiyorlar ama bu sözde Kürdistan paçavralarını açıyorlar ve aynı yere hizmet ediyorlar. Hem halkımızın hem siyasilerimizin onların kime hizmet ettiğini görmesi, anlaması ve onlarla müzakere değil mücadele edileceğini görmesi ve kararlı bir şekilde tavır alması gerekmektedir. Bu etmemizin canını kanıtmakta hepimizde muazzam bir üzüntü yaratmaktadır. Devletimiz, devletimizin bölkesinde tek bayrak sallanır, o da Türk bayrağıdır.

10

Bayraklarımızın indirilmesine, başka bayrakların ülkemizde sallanmasına, sallandırılmasına, dolaştırılmasına hakikaten Türk Milleti’nin tahammülünün çok zorlandığını değerlendiriyorum. Türk Milleti bunları içine sindiremez. Biz hep birlikte Türk Milletiyiz. Etnik kökenimiz yok. Türk Milleti bir ulus kimliktir, bir millet kimliktir. Etnik köken, dini köken, mezhebi köken yoktur. Herkes bu memlekette eşit yurttaştır. Eşit yurttaşlık bu demektir. Irkçı, dini, mezhebi ayrılık yok demektir. Bu bütün medeni ülkelerde böyledir. Ancak Orta Doğu ülkelerinde etnik ayrım, ırki ayrım, dini ayrım, mezhebi ayrım olur. Bunlar geri kalmış ülkelerin devletlerinde olacak şeydir. Bunun adına demokratikleşme diyenler aslında Türkiye'yi Orta Doğu bataklığına sürüklemek isteyenler, Amerika ve İsrail'in planlarına göre uygun olarak Türkiye'yi yok etme, bu dört parçalı sözde Kürdistan özde Siyonistlerin oluşturma işidir.”