Tuğçe Esra Özbey, “Boşanmaların artışında nedenler arasında çiftlerde gerçekçi olmayan beklentiler, ailede rol dağılımının dengeli ve adaletli olmaması, iletişim problemleri, çatışma yönetimi konusunda yetkinliğin olmaması gibi durumlardan bahsedebilirim ama bunlar, aslında çok kolaylıkla çözülebilir durumlar. Bir çift, yetkin birinden danışmanlık aldığında birkaç haftada bu problemler ortadan kalkabilir. Bence boşanmaların asıl kökeninde, maruz kaldığımız bazı söylemlerin zehri ve iyileşmek için başvurulan aile danışmanlığı müdahalelerinde evliliklerin iyice yaralanması, hatta tam da bu alanlardaki müdahalelerin yetkinlik ve yeterlilik temellerine oturmaması, etik sınırlar içinde gerçekleştirilmemesi (ki böyle sınırlar bahsettiğim gibi yok, çizilmedi) solup gitmesi var. Tüm bu süreçte, Amerika’dan ihraç ettiğimiz aile terapilerini kültürümüze uygun bir şekilde uygulanması da kritik önem arz ediyor. Kültürel psikoloji alanında çok değerli akademik çalışmaları olan, mezun olduğum Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmış rahmetli Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı, her bilim branşının bir bağlamda doğduğunu, psikolojinin de Batı kültürel bağlamında doğduğunu, ancak ürettiği bilimsel bulguların farklı kültürel bağlamlarda tekrar edildiğinde (replikasyon çalışması) çok farklı sonuçlarla karşılaşabileceğimiz konusunda bizi uyarır. Bu anlamda, kültüre duyarlı aile danışmanlığı hizmetlerine erişimin artması, uzmanlar olarak oradan elde edilen doğruların bizim kültürümüze uyup uymadığı konusunda ciddi anlamda sorgulama sürecinden geçmemiz de kritik öneme sahip. Evlilik öncesi dönemde çift eğitimleri de boşanmaların öncesinde çok değerli müdahalelerdir ve yine bu programların yaygınlaştırılmasına yönelik projeler de çok kıymetli diye düşünüyorum,” diyerek sözlerini tamamladı.