Ekonomi
Hindistan kararı Türkiye'nin başına bela olabilir! 'Büyük risk' diyerek duyurdu
Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, AB ile Hindistan arasındaki anlaşmanın Türkiye için ciddi riskler barındırdığını söyledi.
Ekonomi
Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, AB ile Hindistan arasındaki anlaşmanın Türkiye için ciddi riskler barındırdığını söyledi.
Türkiye otomotiv sanayii, güçlü üretim altyapısı ve ihracat performansıyla öne çıkmayı sürdürürken, küresel ticaretteki değişimlerin sektörde rekabeti artırdığı ve yeni riskler yarattığı belirtiliyor. İstanbul’da düzenlenen toplantıda konuşan Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, küresel dengelerin değiştiğine dikkat çekerek özellikle Avrupa Birliği’nin Çin ile rekabet kapsamında Hindistan ile geliştirdiği ticari ilişkilerin Türk tedarik sanayii açısından risk oluşturabileceğini ifade etti.
Dünya'dan Ali Yıldırım'ın haberine göre, Eroldu, Avrupa Birliği’nin Hindistan’a pazar açarken bu ülkeden gelen parça ve komponentlerin kullanımını kolaylaştırmasının ve belirli kotalar dahilinde Avrupa üretimi araçların Hindistan’a vergisiz girişinin planlanmasının rekabet koşullarını değiştirdiğini söyledi. Ayrıca, Avrupa Birliği ile ABD arasında teknik mevzuatların karşılıklı tanınmasına yönelik adımların da Türkiye açısından dezavantaj yaratabileceğini dile getirdi.
Maliyetler açısından Türkiye’nin rekabet gücünün zayıfladığına işaret eden Eroldu, Kuzey Afrika ülkelerinin düşük maliyet avantajıyla öne çıktığını, Türkiye’nin ise güçlü sanayi altyapısıyla fark yaratmaya devam ettiğini belirtti. Ancak artan maliyet baskısının uzun vadede risk oluşturabileceği vurgulandı.
2025 yılında dünya genelinde araç üretimi yüzde 4 artışla 96,5 milyon adede ulaştı. Bu artışın ana sürükleyicisinin Çin olduğunu anlatan Cengiz Eroldu, “Çin’in üretimi yüzde 10 artarak 34,5 milyon adede, ihracatı ise yüzde 21 artışla 7,1 milyon adede yükseldi. Yeni nesil araçların toplam üretim içindeki payı yüzde 51’e çıktı. Avrupa Birliği’nde üretim 14 milyon adet seviyesinde yatay kalırken, ihracat yüzde 4 düşüşle 4,5 milyon adede geriledi. ABD’de ise üretim yüzde 4 azalarak 10 milyon adet seviyesinde gerçekleşti. ABD’de karbon emisyon teşviklerinin kaldırılması, pazar yapısını doğrudan etkileyen faktörler arasında gösterildi” diye konuştu.
Türkiye’nin otomobil üretiminde Avrupa’da 6’ncı, hafif ticari araçta yeniden 1’inci ve toplam hafif araç üretiminde 5’inci sıraya yükseldiğini hatırlatan Cengiz Eroldu, hafif ticari araç segmentinde geçen yıl kaybedilen liderliğin yeniden elde edildiğine işaret etti. Otobüs üretiminde Avrupa liderliğinin sürdüğünü belirten Eroldu, Türkiye’nin dünya genelinde 4’üncü büyük otobüs üreticisi olduğunu, hafif ticari araçta ise küresel sıralamada 9’uncu sırada yer aldığını söyledi. Avrupa pazarının yüzde 8,8 daraldığı bir dönemde Türkiye’nin ihracatını artırmasının, sektörün rekabet gücünü ortaya koyduğunu ifade etti. Avrupa ağır ticari araç pazarında Türkiye’nin kamyonda 4’üncü, otobüste ise 5’inci sırada bulunduğunu belirten Eroldu, ülkenin Avrupa genelinde neredeyse tüm segmentlerde ilk 5 içinde yer almayı sürdürdüğünü ve pazar büyüklüğü açısından güçlü konumunu koruduğunu dile getirdi. Buna karşılık Avrupa’da kamyon pazarında yaşanan yüzde 6,2’lik daralmanın, kıta ekonomisine ilişkin zayıflama sinyali verdiği değerlendiriliyor.
2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin veriler, üretimde sınırlı bir gerilemeye işaret etti. Türkiye’nin toplam otomotiv üretimi yılın ilk üç ayında yüzde 7 azaldı. Bu düşüşte, yeni yatırım sürecindeki bir üreticinin faaliyetlerini geçici olarak azaltmasının etkili olduğunu belirten Eroldu, ocak ayının geleneksel olarak zayıf geçmesi ve ilk çeyreğe özgü dinamiklerin de üretimi aşağı yönlü etkilediğini ifade etti. İhracat adetlerinde de düşüş görülürken, daha yüksek katma değerli araçların etkisiyle ihracat gelirinin yüzde 3 arttığı kaydedildi. Alt segmentlerde üretim daralmasının özellikle otomobil grubunda yoğunlaştığı, buna karşın ağır ticari araçlarda olumlu seyrin sürdüğü belirtildi.
En sert gerileme traktör sektöründe yaşandı. Türkiye’de traktör üretimi ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37 azalırken, iç pazardaki daralma yüzde 56’ya ulaştı. Üreticilerin bu kaybı ihracatla telafi etmeye çalıştığı, ancak yüksek vergilerin iç pazardaki daralmayı derinleştirdiği ifade edildi. İç pazara ilişkin değerlendirmede bulunan Eroldu, Türkiye’nin Batı Avrupa’dan farklı bir dinamiğe sahip olduğunu belirterek, Avrupa’da ekonomik belirsizlik dönemlerinde tüketimin kısıldığını, Türkiye’de ise otomobilin yatırım aracı olarak görülmesinin talebi canlı tuttuğunu vurguladı.
Türkiye otomotiv sanayii, dış ticarette lider sektör konumunu korumayı sürdürdü. Ocak-şubat döneminde dış ticaret dengesi 53 milyon dolar ile başa baş seviyede gerçekleşirken, yalnızca otomobil özelinde yılın ilk aylarında 1,3 milyar dolarlık açık oluştu. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Cengiz Eroldu, küresel jeopolitik gelişmelerin sektörü etkilemeye devam ettiğini belirterek, enerji fiyatlarındaki artışın özellikle plastik ve türevleri üzerinden üretim maliyetlerini yükselttiğini ifade etti. Bu durumun sadece otomotiv sektöründe değil, genel olarak ekonomide enflasyonist baskıyı artıracağını söyledi.
Türkiye’nin Avrupa ile entegrasyonunu sürdürdüğü sürece rekabet gücünü koruyabileceğini dile getiren Eroldu, Çin ile dış ticaretteki dengesizliğe dikkat çekti. Türkiye’nin Çin’e karşı yaklaşık 46 milyar dolarlık dış ticaret açığı bulunduğunu belirten Eroldu, bu seviyenin sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
İç pazarda yerli üretimin payında da yükseliş kaydedildi. Cengiz Eroldu, toplam yerlilik oranının yılın ilk çeyreğinde yüzde 35’e çıktığını, bu oranın geçen yılın aynı döneminde yüzde 31, 2025 genelinde ise yüzde 29 olduğunu aktardı. Segment bazında bakıldığında yerli üretim payı otomobilde yüzde 32’den 36’ya, hafif ticari araçta yüzde 22’den 23’e, kamyonda ise yüzde 61’den 68’e yükseldi. Bu artışta son dönemde yapılan yatırımların etkili olduğu ifade edildi. İlk çeyrekte kapasite kullanım oranı ortalama yüzde 60 seviyesinde gerçekleşti. Hafif araç grubunda yatırımlara bağlı geçici bir düşüş yaşanırken, kamyon ve otobüs segmentlerinde belirgin bir iyileşme görüldü. Traktör sektörü ise kapasite kullanımında en düşük performansı gösteren alan olarak öne çıktı.