"Bu saldırılarla dizileri bağdaştırmak bana bir şeyleri yanlış yerde aramak gibi geliyor. 12-19 yaş grubunda televizyon izleme oranı yüzde 15 civarında. Bu grubun büyük çoğunluğu yarışma programları seyrediyor. Gençler televizyon izlemiyor. Biz ise bu gençlere nasıl televizyon izletebiliriz diye dertleniyoruz."
BBC Türkçe’nin aktardığına göre, Televizyon İzleme Araştırmaları (TİAK) tarafından yapılan günlük izlenme ölçümlerinin 6-12 Nisan verilerinde yer alan en az 13 dizinin fragmanında silahlı sahneler olduğu tespit etti.
Aksoy, haftalık yayımlanan çok sayıda dizide silahların sıklıkla yer almasıyla ilgili şunları söyledi:
"Yaklaşık 120 dakika bir hikâye anlatıyorsunuz. Seyirciyi ekran karşısında tutmalısınız. Yazarların senaryoda büyük olaylara ihtiyacı var. 1990'lı yıllardaki hikayelere bakıldığında, az sayıda kanalın olduğu, rekabetin az yaşandığı, izleyici tercihlerinin çok da önemli olmadığı dönemler bunlar. İzleyicinin önüne başka bir şeyler konulduğunda o dizileri izlemediğini biliyoruz. Televizyon sektöründeki rekabet ortamında birçok şey değişti. Bu rekabet bizi bütün dünyada izlenebilir hale getirdi.”
RTÜK Üyesi Taşcı ise konunun tek bir nedene indirgenemeyecek kadar çok boyutlu olduğunu kabul ediyor ancak görevi gereği olayın televizyon dizileriyle ilgili yanına dikkat çektiğini söylüyor.
Yayıncılar, yapımcılar ve senaristlerin "silah ve kavga yoksa reyting de yok" bakış açısıyla işin kolayına kaçtığını savunan Taşcı, senaryo süreçlerinin dikkatle ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Sorunun sadece şiddeti özendirmek olmadığının altını çizen Taşcı, "Dizilerin bir bölümünde 15-20 kişinin öldürülmesi sorun. Ölüm ve öldürmek çok sıradanlaştırılıyor. Adalet duygusu mahvoluyor" diyor.
Bu konuda RTÜK'ün de üzerine görev düştüğünü kaydeden Taşcı, sektördeki çok sayıda paydaşı bir araya getirerek çalıştay yapılma önerisinde bulunuyor.
Türk sinemasının usta oyuncularından Menderes Samancılar, televizyonda sadece dizilerin yayımlanmadığını, haber programlarının ve hatta meclis yayınlarının da yer aldığını hatırlatıyor.
BBC Türkçe'ye konuşan Samancılar, önce meclisteki siyasetçilerin "kendilerine çeki düzen verip nefret söylemlerini azaltması gerektiği" görüşünde.
Ekonomik koşulların toplumsal yapı üzerindeki etkisine dikkat çeken Samancılar, "Ülkede ekonomik çöküş olursa ahlaksızlık da artar, çocuk eğitimi de zorlaşır. Her şey birbirine bağlı" diyor.
Bir oyuncu olarak şiddet içeren projelere mesafeli durduğunu belirten Samancılar, bundan sonraki süreçte daha da seçici olacağını vurguluyor:
"Bu saatten sonra silahla yürüyen projelerde yer almamamız gerekiyor. Önce bizim karşı çıkmamız lazım. Bu iş parayla ölçülmez, hasarı büyük."
Meslek örgütlerinin de daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini belirten oyuncu, bu konuda meslektaşlarını uyarmaya devam edeceklerini söylüyor.
TV dizileri ve filmler şiddeti gerçekten özendiriyor mu?
2007 yılında Journal of Adolescent Health dergisinde yayımlanan ve 1960'ların başından bu yana biriken araştırmaları inceleyen bir çalışma, televizyon, film, video oyunu, cep telefonu ve internet ortamındaki şiddet içeriklerine maruz kalmanın hem kısa hem de uzun vadede olumsuz etkiler doğurduğuna işaret ediyor.
Araştırma, medyanın tek başına şiddetin nedeni olmadığı, ancak saldırganlık ve şiddet riskini artıran önemli etkenlerden biri olduğunu vurguluyor.
Çalışmada, medya şiddetinin kısa vadeli etkilerinin üç temel süreçle ortaya çıktığı belirtiliyor:
-Şiddetle ilgili düşüncelerin zihinde tetiklenmesi,
-Duygusal uyarılmanın artması,
-İzlenen davranışların hemen taklit edilmesi.