AKİT MENÜ

Teknoloji-Bilişim

İspanyol isimden Kaan için olay sözler: Bu basit bir gürültü değil

İspanyol savunma analisti David Cardero Ozarín, Defensayse Guridad'da "İspanya'daki KAAN ve insanı kendinden geçiren kaybolma yeteneği" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Kaan'la ilgili önemli mesajlar veren Ozarin, Hürjet'in İspanya için bir önsöz olduğunu kaydetti. İşte Ozarin'in o sözleri...

3

KAAN’ın ortaya çıkışı, Hürjet’in mantıksal bir sonucu olarak görülüyor: zaten bir iş birliği varsa, neden daha ileri gidilmesin? Bu bir çizim değil. Olgunlaşmamış olabilir, evet, ama Kaan uçuyor.

4

İspanya, erken aşamalardan itibaren KAAN’a “el atabilir” ve Typhoon, KAAN ve FCAS arasında bir geçiş inşa edebilir. Açıkça söylemek gerekirse bu, etki, sanayi ve manevra alanı kazanmak için yabancı bir programa dahil olma davetidir.

5

Türkiye’nin hem Hürjet’te hem de varsayımsal bir “İspanyol KAAN” senaryosunda teknolojiyi “ne ölçüde” paylaşacağı net değil. Bu “ne ölçüde” meselesi, iş birliği ile farklı bir bayrak altında bağımlılık arasındaki gerçek sınırdır.

6

KAAN etrafında İspanya için olası bir senaryo kuruyor. Bu bir hipotezdir ve öyle ele alınmalıdır. Ancak mesele yalnızca bir uçak seçmek değil, bütün bir kabiliyeti sürdürebilmektir.

7

Başka bir deyişle doğru soru, İspanya’nın KAAN’ı “satın alıp almayacağı” değildir. Doğru soru, İspanya’nın deniz konuşlu sabit kanatlı havacılığı sürdürmek için —ister F-35 (B/C) edinerek ister ABD eksenine bağlı kalmadan, Türkiye’nin vaat ettiği şeyi gerçekten sunabilmesi koşuluyla— endüstriyel ve siyasi bedelleri ödemeye hazır olup olmadığıdır.

8

KAAN meselesi basit bir gürültü değil, Madrid ile Ankara arasında sanayi ve askerî ilişkilerin pekişmesinde tutarlı bir adım olabilir. Hürjet bir önsöz, KAAN ise ilk bölüm.

9

İspanya “kanatlarını kaybetmekten” kaçınmak istiyorsa, egzotik alternatiflerden ya da cazip başlıklardan fazlasına ihtiyaç duyacaktır. Çoğu zaman hoş olmayan kararlar gerekecek: takvimler, para, gerçek (süs değil) sanayi egemenliği ve seçimi yarı yolda pişman olmadan sürdürebilecek bir dış politika. Aksi hâlde proje baştan beri belirsizliğe mahkûm olabilir; bu da her programın doğasında vardır.