Şenol, "O arada çocuklar gelip beni acile götürdüler. Kaç saat olduğunu sordular. Sarıyer Hamidiye Hastanesi'ne götürüldüm. Onlar MR çektiler. Doktorlar 'Gözüne pıhtı atmış' dediler. Beni acil olarak Seyrantepe'ye sevk ettiler. Orada göz doktorları baktığında acilen benim hiperbarik oksijen tedavisine girmem gerekiyormuş. 24 saat içinde hiperbarik oksijen tedavisi görmezsem gözümün geri gelmeyeceği söyledi. Ben tedaviyi aldığım gecenin sabahında görmeye başladım. Gözüm yarı yarıya açıldı, bulanıklık gitti. Bu tedaviyle birlikte gözümde yüzde 100 fayda gördüm. Çok üzülmüştüm, gözüm çok rahatladı. Her geçen gün daha da rahatlıyorum" dedi.
Hiperbarik oksijen tedavisinin ardından göz anjiyosuna girdiğini de anlatan Şenol, "Bana göz anjiyosu yapıldı, her şey yapıldı. O yönden en son kontrole gittiğimde sağ gözümdeki görmenin yüzde 50'yi geçtiğini demişlerdi, daha sonra bir daha gitmedim. Buradan tedavim bitince göz doktoruna gideceğim. Eğer 'Devam etsin' derlerse geri geleceğim. 14 seanstan sonra çok güzel görmeye başladım. Görebiliyorum. Ben sadece aşağıda bir ışık görüyordum. Işık tamamen değil, komple açıldı. Tavanı da görebiliyorum, şu anda her yeri görebiliyorum. Benim gibi olanlar mutlaka doktorlarına bildirsinler, bu tedaviyi alsınlar. Gerçekten bana çok çok faydası oldu. Ben göremeyeceğim diye çok üzülmüştüm. Gerçekten çok faydasını gördüm. Belki ben ilk olabilirim ama gördüm. Başka bir tedavi almadım, bu tedaviyi burada aldım. Bu oksijen tedavisiyle görmeye başladım" diye konuştu.
Su Altı Hekimliği ve Hiperbarik Oksijen Tıp Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Selin Gamze Sümen, "65 yaşında kadın hasta. Bir akşam gece nöbette, ani görme kaybı şikayetiyle başka bir kamu kurumundan acil olarak yönlendirilmişti. Hastanın tanısının da santral retinal arter tıkanıklığına bağlı olarak ani görme kaybı olarak değerlendirilmişti. Santral retinal arter tıkanıklığına bağlı ani görme kaybı; aniden gelişen, ağrısız, hastanın görme yetisinde bozulmayla karakterize bir hastalıktır. Görmesinde kısmi olarak bulanık görme, bulutlu görme ya da hiç göremediğini ifade ederek daha çok hastalar bize başvurmaktadır. Bu hastalığın oluşmasındaki temel etken, gözün retina tabakasında bulunan ve retinayı besleyen temel atardamarın ya da onun dallarının bir pıhtıyla tıkanmasıyla karakterizedir. Gözün retinası oksijensizliğe çok duyarlıdır. Hastalık çok kısa sürede eğer o bölgenin oksijenlenmesi sağlanamazsa hastanın görme kaybı ilerler" dedi.