AKİT MENÜ

Gündem

Sadık Albayrak Kırmızı Masa’da yakın siyasi tarihe ışık tuttu: Türkiye’nin hafızasıyla bağı koparıldı

Programda ilk olarak merhum Necmettin Erbakan ile tanışıklık sürecini anlatan Albayrak, Erbakan’la 1966 yılında bir Yeşilay Kongresi’nde tanıştığını belirtti. O dönem kendisinin Yeşilay Gençlik Kolu Başkanı olduğunu ifade eden Albayrak, Erbakan’ın genç bir akademisyen olarak dikkat çektiğini söyledi. Erbakan’ın sanayi ve ticaret odaları kongresinde kazandığı seçim sonrası çeşitli baskılarla görevden uzaklaştırıldığını savunan Albayrak, bu sürecin yeni bir siyasi hareketin doğuşunu hızlandırdığını belirterek, “Genç ve dinamik bir profesörün etrafında yeni bir siyasi oluşum fikri böylece güç kazandı” dedi.

1

TAYFUN TAŞ/İSTANBUL Gazeteci-yazar Sadık Albayrak, Akit TV’de her cumartesi yayımlanan, Muharrem Coşkun’un sunumuyla ekranlara gelen Kırmızı Masa programına konuk oldu. Albayrak, Türkiye’nin siyasi ve düşünsel tarihine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulunarak, Milli Görüş hareketinin doğuşundan Osmanlı’nın son dönemine, Diyanet’in yapısından Türkiye’de din-devlet ilişkilerine kadar birçok başlıkta çarpıcı açıklamalar yaptı.

3

Türkiye’nin modernleşme sürecini değerlendiren Albayrak, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden itibaren toplumun tarihi ve kültürel hafızasından uzaklaştırıldığını öne sürdü.

4

“Altı yüz yıllık büyük bir medeniyet birikimine sahip bir toplum nasıl bu kadar hızlı biçimde geçmişinden koparıldı, asıl sorulması gereken budur” diyen Albayrak, modernleşmenin köklerden kopmak anlamına gelmemesi gerektiğini vurguladı. Eski yayınlarda dini kavramların sansürlendiğini öne süren Albayrak, Eflatun Cem Güney’in eserlerinden örnek vererek bazı ifadelerin sonraki baskılarda değiştirildiğini söyledi.

5

Albayrak, Milli Nizam Partisi’nin kuruluş sürecine ilişkin de dikkat çekici bilgiler paylaştı. Merhum Eşref Edip’in, Mehmet Akif ile yıllarca “bir partimiz ve bir gazetemiz olsa” düşüncesini taşıdığını aktaran Albayrak, “Milli Nizam” isminin de Eşref Edip tarafından önerildiğinin ifade edildiğini söyledi.

6

Albayrak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile tanışıklığının da eski yıllara dayandığını belirtti. Cezaevinde bulunduğu dönemde Erdoğan’ın kendisini ziyaret ettiğini söyleyen Albayrak, o dönemde Erdoğan’ın özel sektörde çalıştığını ve ziyaretlerinde çocuklarına çeşitli ürünler getirdiğini anlattı.

7

15 yıl boyunca Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yaptığını belirten Albayrak, yazıları nedeniyle kurumdan ihraç edildiğini söyledi. Savunmasında, “Zengin malının zekâtını vermekle yükümlü olduğu gibi, ilahiyatçı yazar da öğrendiği bilginin zekâtını vermekle yükümlüdür” ifadelerini kullandığını aktaran Albayrak, görevine son verildiğini ve kalan maaşının dahi kendisinden geri istendiğini anlattı. “MEŞİHAT MAKAMI YENİDEN İHYA EDİLMELİ” Programda Osmanlı ilmiye geleneğine de değinen Albayrak, İstanbul’daki eski meşihat makamının tarihî kimliğiyle yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini söyledi. Bu konuda hazırladığı İlmiye Salnamesi’ni Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim ettiğini belirten Albayrak, yapının yeniden inşası için girişimlerde bulunduğunu ancak çeşitli bürokratik engeller nedeniyle sonuca ulaşılamadığını ifade etti.

8

Kendisine yöneltilen ideolojik kimlik sorusuna da net cevap veren Albayrak, şu ifadeleri kullandı: “Ben kendimi sağcı, solcu ya da muhafazakâr olarak tanımlamam. Şeriat-ı Garra-yı Muhammediye’yi ihya etmek için ömrünü adamaya hazır bir kulum.” İslamcılık kavramının tarihsel bir arka planı olduğunu belirten Albayrak, modern yorumlarla kendi düşünce dünyasının örtüşmediğini söyledi. YAKIN TARİHE DAİR ÇARPICI DEĞERLENDİRMELER Programda 27 Mayıs Darbesi, 31 Mart Vakası, Osmanlı’nın son dönemindeki siyasi gelişmeler ve Türkiye’de sağ-sol çatışmaları üzerine de değerlendirmelerde bulunan Albayrak, özellikle eğitim, yayıncılık ve dini hayat üzerindeki baskıların Türkiye’nin toplumsal hafızasında derin izler bıraktığını savundu. Programın sonunda Türkiye’ye dair umudunu koruduğunu vurgulayan Albayrak, “Ben hayatım boyunca her sabah yeni bir umutla uyandım. Hiç karamsar olmadım. Türkiye için hâlâ umut var” dedi.