AKİT MENÜ

Teknoloji-Bilişim

Altay Tankı'nda büyük ihanet: Projeyi kilitlediler

Ekonomim'de yazan Sadi Özdemir, "Almanya, ABD takoz koydu tank motorunu Kore verdi" başlıklı bir yazı kaleme alarak Altay Tankı'na en yakın müttefikin nasıl ihanet ettiğini açıkladı. İşte o yazı...

2

Rusya Ukrayna Savaşı beşinci yılına girdi. ABD ve İsrail’in, İran’a saldırısı ülkelerin güvenlik stratejilerini kökten değiştiriyor. Yunanistan, Kıbrıs ve Akdeniz özelinde, Türkiye karşıtı yeni ittifaklar peşinde. Türkiye, bu günlere hazır olmak için ‘yerli ve milli savunma sanayi’ stratejisini, radikal şekilde değiştirdi ve küresel üretici-ihracatçı olmayı başardı. 2025’te yüzde 48 artışla 10 milyar 54 milyon dolarlık ‘savunma sanayi ürünü’ ihraç ettik. Hava, deniz ve karada bütün ağır savunma ve taarruz silahlarında dışa bağımlılıktan kurtulmak için hızlı ilerliyoruz.

3

Yerli ve milli Yeni Altay Tankı’nın ‘son prototipini üreten ve seri üretime başlaması beklenen’ BMC’nin eski CEO’su Murat Yalçıntaş’ın yazdığı ‘Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikâyesi’ adlı kitapta anlattıkları ‘dosta düşmana’ mesajlarla dolu. Yalçıntaş’ın anlattıklarına göre müttefiklerimiz Almanya ve ABD, birçok projede olduğu gibi yerli milli tank üretimini de sabote etti. Çözüm kardeş ülke G. Kore’den geldi ve prototipler 2023’te teslim edildi. 2019 sonu ya da 2020’de başlaması planlanan ‘seri üretim’ başlayamadı. Bu durumda Almanya ve ABD, yerli ve milli tank üretimimizi fiilen en az 6 yıl engellemiş oldu. Türkiye, kendi tankı için kendi motoru ‘Batu’yu üretene kadar motor tedarikini G. Kore sağlayacak. Tankın seri üretiminin yapılacağı fabrika temeli de 2023 Mayıs ayında Ankara’daki HAB OSB’de atıldı. İnşaatın 2 yıl içinde tamamlanacağı ve seri üretimin 2026 sonunda başlayacağı açıklandı.

4

Murat Yalçıntaş, Almanya’nın Altay Tankı projemize yaklaşımını özetle şöyle anlatıyor: “Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) 2017’de, davet usulüyle yeni ihaleye çıkmıştı. İhaleye Otokar, FNSS ve BMC çağrıldı. SSM’nin hedefi ordumuzun ihtiyacı olan tankın, 250 adedini imal ettirmekti… BMC en düşük teklifi verdi. O tekliften de yüzde 10 daha düşük bir bedelle projeyi üstlenmesi talimatı verildi. 9 Kasım 2018’de Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) ile BMC arasında, 250 adet tankın seri üretimi ve bakımı sözleşmesi imzalandı. Dönemin Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Altay Tankının üretimiyle ilgili olarak, ‘seri üretime 2019 sonu veya 2020 itibariyle başlayacağız’ demişti. Altay’ın güç grubu için tedarikçi ülke Almanya’ydı. Otokar’ın imal ettiği ilk 4 Altay Tankı prototipinde Alman güç grubu kullanılmış seri üretimde de aynı güç grubunun temin edileceği varsayılmıştı. BMC de motor için Alman MTU ve transmisyon için Alman RENK firmasıyla sözleşmeleri imzaladı. Olması gereken Alman şirketlerinin, askeri ekipmanların ithalat ve ihracatını denetleyen federal ekonomik işler ve ihracat kontrol ofisinden (BAFA) ihracat izni alıp ürünleri göndermeleriydi fakat ihracat izni bir türlü gelmiyordu.

5

Kapalı kapılar ardında Güneydoğu’da yürütülen operasyonların Almanya’da büyük tepki oluşturduğu ve bu yüzden de Alman hükümetinin Türkiye’ye yönelik savunma sanayi ürünleri ihracatına kısıtlama getirdiği konuşuluyordu. ‘Alman hükümetinin karar vermeme politikası’ projeyi kilitledi… SSB ya BMC sözleşmesini feshederek tekrar ihaleye çıkacak ya da alternatif bir çözüm bulacaktı. SSB, tercihini alternatif güç grubu bulunması yolunda kullandı, BMC ile sözleşmeyi yeniledi, ek süre verdi.”

6

ABD’nin de motor konusunda Türkiye’yi oyaladığını anlatan Yalçıntaş, şöyle devam ediyor: “1500 Beygirlik yerli tank motorumuz ‘Batu’ hazır olana kadar üreteceğimiz tanklara güç grubu (motor, şanzıman-transmisyon, soğutma sistemi) temin etmek için hızla harekete geçtik. Potansiyel üreticilerle temas kurduk… ABD firmalarıyla görüşmelerimizi 17-20 Ağustos 2021’de düzenlenen IDEF Savunma Sanayi Fuarı’nda gerçekleştirdik. Dikkat çeken iki büyük ABD’li firma vardı. İlki Alman RENK firmasının, satın alarak RENK Amerika adıyla yeniden yapılandırdığı L3Harris Technologies Combat Propulsion Systems adlı şirketti. ABD Ordusu için motor üreten bu firma sektörde önemli bir yere sahipti. Diğer şirket ise ABD Ordusu’ndaki zırhlı araçlar için transmisyon üretimi yapan Allison Transmission’du. Her iki firmanın da Türkiye’de temsilcileri bulunuyordu ve fuara da katılmışlardı. BMC iki firma ile de zaten aktif olarak çalışıyordu… Yeni Fırtına Obüslerininde yerli güç grubu Utku hazır olana kadar L3Harris motoru ve Allison şanzımanı kullanılacaktı. Bu motor 1000 beygir gücündeydi ve şanzıman da buna uygun seçilmişti. Altay için talep ettiğimiz 1500 beygirlik güç grubu konusunda çekimser davranıyorlardı. Amerikalı yetkililere sordum:

7

Obüsler için 1000 beygirlik güç grubu sağlamakta sorun görmüyorsunuz ama konu Altay tankına gelince 1500 beygirlik güç grubu için çekimsersiniz sebebi nedir? Cevap oldukça ilginçti: 1000 beygirlik güç grubunun alıcısı ASFAT, Milli Savunma Bakanlığı’na (MSB) bağlı ve çalışmamızda bir engel yok. Ancak Altay tankında kullanılacak 1500 beygirlik güç grubunun nihai müşterisi SSB CAATSA yaptırımları kapsamında. Bu nedenle bu projede işbirliği yapmamız mümkün değil. Proje MSB’ye devredilirse sizinle çalışabiliriz. Farklı bir çözüm sunup sunamayacaklarını sordum:

8

Size beş adet numune gönderebiliriz. Numune CAATSA kapsamına girmediği için beş prototip tank üretebilirsiniz. Bu, size iki yıl kazandırır. O süre içinde ABD-Türkiye ilişkileri düzelir, yaptırımlar kalkar ve seri üretim için güç grubu tedarikinde sorun yaşamayız. ‘Peki ya iki yıl sonra CAATSA yaptırımları hala yürürlükte olursa’ dedim. ‘O zaman yapacak bir şey yok, size güç grubu veremeyiz’ dediler. Sonraki aylarda L3Harris Türkiye şöyle bir teklifte bulundu: Konu üzerinde çalıştık, Allison tutucu bir firma, biz çok daha girişkeniz. Burada hukuki olarak müşteri sizsiniz, SSB değil. Bu yüzden Allison, Altay için transmisyonu üretip bize verecek, biz de ürettiğimiz motora entegre edip size teslim edeceğiz. Allison da formüle sıcak bakıyor, dolayısıyla bir sorun kalmadı…

9

Bir mutabakat zaptı imzalayalım… Altay için temin edeceğiniz güç grubunun BMC’ye satışının CAATSA kapsamında olmadığına dair yazılı bir güvence verin. Hemen başlayalım’ dedim… Ancak Allison ile RENK Amerika (Alman sermayeli) arasında yine sorunlar çıktı ve ABD başka çözüm üretemedi.”

10

Sonunda uygun alternatifin G. Kore olduğuna karar verilir. Murat Yalçıntaş şöyle devam ediyor: “Doosan Infracore ve SNT Dynamics ile temas kuruldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki heyet ile Kore’ye gittik. Milli Savunma Bakanları ve ben, toplantı yaptık, ana gündem Altay tankının motoruydu. Toplantı ortasında G. Kore Savunma Bakanına kendi devlet başkanından (Mun Ce-in) telefon geldi. İki ülkenin Cumhurbaşkanları ikili görüşmelerinde Altay tankı konusunu ele almışlar ve Kore Cumhurbaşkanı, kendi Savunma Bakanına, Türk tarafına her türlü desteğin verilmesini bizzat bizim yanımızda iletmişti. Sözleşmeler yapılıp 2022’nin ilk aylarında güç gruplarının G. Kore’den ihraç iznini aldık. İki Yeni Altay tankı üretildi ve yol testlerinden başarıyla geçti. 2023’te törenle kamuoyuna tanıtıldı.

11

Murat Yalçıntaş, yerli tank üretme fikrinin güçlü savunucularından birinin merhum Necmettin Erbakan olduğunu hatırlatıyor ve şu bilgileri aktarıyor: “Erbakan, 1974’te Bülent Ecevit Başbakanlığında kurulan 37’nci TC Hükümetinde Başbakan Yardımcısı iken ‘Türkiye’de uçak yapacağız, tank yapacağız’ demişti. Bu sözleri uzun süre eleştiri konusu oldu. Ancak kaderin garip cilvesidir ki Türkiye’nin milli tank üretimi de dahil savunma sanayiinde kazandığı bilgi birikiminin en önemli halkalarından biri olan Türkiye-İsrail Savunma İşbirliği Anlaşması’nı da 28 Ağustos 1996’da iki aylık Başbakanken Erbakan imzalamıştır. F4 ve F5 savaş uçakları, M60 tankları ve taarruz helikopteri modernizasyonları, Heron UAV (İHA) ve füze satışı, teknoloji transferi, uzman eğitimi gibi alt başlıkları bulunan bu kapsamlı anlaşma, Türkiye’ye önemli tecrübeler kazandırdı. Envanterdeki M60A1 tanklarının modernizasyonu için İsrail’in IMI isimli savunma firmasıyla anlaşmaya varıldı. 170 adet M60A1 tankı modernize edilerek M60T Tankına dönüştürüldü. 2000’de başlayan ve 2010’da tamamlanan çalışmaların büyük kısmı, Kayseri 2’nci Ana Bakım Fabrikası’nda gerçekleşti. Yapılan yatırımlar, transfer edilen teknolojiler ve bilgi birikimi, ilerleyen yıllarda Altay Tankı için büyük önem taşıyacaktı.”

13

Murat Yalçıntaş, yerli tank üretme fikrinin güçlü savunucularından birinin merhum Necmettin Erbakan olduğunu hatırlatıyor ve şu bilgileri aktarıyor: “Erbakan, 1974’te Bülent Ecevit Başbakanlığında kurulan 37’nci TC Hükümetinde Başbakan Yardımcısı iken ‘Türkiye’de uçak yapacağız, tank yapacağız’ demişti. Bu sözleri uzun süre eleştiri konusu oldu. Ancak kaderin garip cilvesidir ki Türkiye’nin milli tank üretimi de dahil savunma sanayiinde kazandığı bilgi birikiminin en önemli halkalarından biri olan Türkiye-İsrail Savunma İşbirliği Anlaşması’nı da 28 Ağustos 1996’da iki aylık Başbakanken Erbakan imzalamıştır. F4 ve F5 savaş uçakları, M60 tankları ve taarruz helikopteri modernizasyonları, Heron UAV (İHA) ve füze satışı, teknoloji transferi, uzman eğitimi gibi alt başlıkları bulunan bu kapsamlı anlaşma, Türkiye’ye önemli tecrübeler kazandırdı. Envanterdeki M60A1 tanklarının modernizasyonu için İsrail’in IMI isimli savunma firmasıyla anlaşmaya varıldı. 170 adet M60A1 tankı modernize edilerek M60T Tankına dönüştürüldü. 2000’de başlayan ve 2010’da tamamlanan çalışmaların büyük kısmı, Kayseri 2’nci Ana Bakım Fabrikası’nda gerçekleşti. Yapılan yatırımlar, transfer edilen teknolojiler ve bilgi birikimi, ilerleyen yıllarda Altay Tankı için büyük önem taşıyacaktı.”

14

Prof. Dr. Murat Yalçıntaş, Saint Joseph Fransız Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu. 2005-2013 arasında İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanlığı da yaptı. 2021-2024 arasında BMC Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ CEO’suydu. 2025’te Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) Genel Müdürlüğü görevine atandı. Yalçıntaş’ın hayatındaki en karanlık günleri ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yüksek yargı mensubuna rüşvet vermek, bu suça teşebbüs etmek ve nitelikli dolandırıcılık’ şeklinde ağır ithamlarla tutuklanıp 40 gün tutuklu kaldıktan sonra 2 Aralık 2010’da özgürlüğüne kavuştuğu günlerdir. Kitabın 460’ıncı sayfasında bu konuda sonradan yaşanan gelişmeler şöyle anlatılıyor: “Soruşturmayı yürüten isim Adalet Başmüfettişi Halit Kıvrıl idi. Döneminde 2010 yılında firari savcı Zekeriya Öz hakkında ‘soruşturmaya yer yoktur’ şeklinde rapor düzenlemişti. Bu rapordan kısa süre sonra 2011’de Yargıtay üyeliğine atandı. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından başlatılan FETÖ soruşturmaları kapsamında hakkında dava açıldı ve meslekten ihraç edildi, 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hakkımda tutuklama kararı veren hakim Muzaffer Karadağ idi. O da daha sonra Yargıtay üyeliğine terfi ettirildi. Ancak ilerleyen süreçte FETÖ ile bağlantılı olduğu belirlendi ve hakimlikten men edildi, Yargıtay üyeliğinden çıkarıldı. Örgütün mahrem yapılanması içinde yer aldığı anlaşıldı ve FETÖ üyeliği suçundan 12 yıl hapse mahkum edildi… Avukatım Ramazan Arıtürk’ün daha sonra benimle paylaştığı bir anekdot da yaşadıklarımın çok daha büyük ve organize bir planın parçası olduğunu ortaya koyuyordu. Ramazan Bey benim Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde gözaltında olduğum sırada yaşadığı bir olayı şöyle aktarmıştı:

15

İfade işlemlerini beklerken yanıma bir polis müdürü geldi. Benimle özel olarak görüşmek istediğini söyledi. Bana bu operasyonun yalnızca bir başlangıç olduğunu, hedefin çok daha büyük belirlendiğini, sürecin Başbakana (Recep Tayyip Erdoğan) kadar uzanacağını ve bu bilginin mutlaka yetkili makamlara iletilmesi gerektiğini söyledi. Bu sözlerin ağırlığı ve ciddiyatiyle sarsıldım. Hemen konuyu Ali Gür ile paylaştım. O da bu değerlendirmeyi ciddiye aldı. Bunun üzerine birlikte dönemin Başbakanlık Müsteşarı Efkan Âlâ’yı ziyaret ederek ona durumu doğrudan ilettik… Daha sonraki gelişmeler o polis müdürünün söylediklerini birebir doğruladı.”

16

Murat Yalçıntaş, Türkiye’nin ‘yerli ve milli tank üretme mücadelesinin’ tarihini şöyle özetliyor: “1927’de Fransa’dan alınan Renault F-17’ler, kara kuvvetlerimize katılan ilk tanklardır. 1932’de Başbakan İsmet İnönü’nün SSCB ziyareti sonrası Türkiye’ye 2 tank hediye edilir. Türkiye 1934’te SSCB’den T-26 tankları alarak Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde ilk tank taburunu kurmuştur. 1940’lı yıllarda Fransızlardan ve İngilizlerden tanklar temin edildi fakat bunlar 1. Dünya Savaşı’nda kalma savaş artığı araçlardı. İlk yerli tank prototipi MKE Kırıkkale 1943’ün üretiminde görev alan Türkiye’nin ilk metalürji mühendislerinden Selahattin Şanbaşoğlu’nun şu sözleri o günleri çok iyi anlatmaktadır: 1940’ta kendi girişimimizle tank yaptık. Bunun sadece motoru dışarıdan geldi. Dizaynı bizimkilere aittir. Tipi kendimize mahsustur. Zırh levhası, topu, paleti, aktarma organları hepsi bizim üretimimizdir. Bu tank 1946’da Cumhuriyet Bayramı töreninde yürüdü ancak sipariş gelmedi ve bu tank tek olarak kaldı. 1940’lı yılların sonlarından itibaren muhtelif tipteki ABD tankları Türk Kara Kuvvetleri envanterine girmeye başladı.”