Türkiye’nin afet konutlarının yanı sıra sosyal konutlarla da dirençli şehirler kurduğunun altını çizen Bakan Kurum, şunları söyledi: Türkiye 2 yılda deprem bölgesinde 500 bin deprem konutu yapmış, ardından da vatandaşına dirençli şehirler adına, deprem riskini ortadan kaldırma adına, yeni 500 bin sosyal konutu milletine müjdelemiştir. Kentsel dirençlilik, afet yönetimiyle iklim değişikliğinin ayrılmaz, aynı vizyonun parçası olarak görülür. Bir şehir depreme karşı güvenli, iklim risklerine karşı uyumlu, enerji verimli ve altyapısıyla her anlamda güçlü olmalıdır. İnsanlarına, oradaki vatandaşlarına güven, aidiyet ve yaşam kalitesi sunmalıdır.
DEPREM KONUTLARIYLA SERA GAZI EMİSYONU YÜZDE 38 AZALTILDI
Bakan Kurum, küresel enerji tüketiminin yaklaşık dörtte üçünün şehirlerde gerçekleştiğini ve sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 70'inin yine şehirlerden kaynaklandığını belirterek, şehirlerin bu noktada iklim eyleminin en önemli alanlarından biri olduğunu anlattı. Deprem bölgesinde bu anlayışla yeni şehirlerin kurulduğunu ifade eden Bakan Kurum, “Tarihin en büyük kentsel yeniden inşa sürecini yeni bir yol haritasına çevirdik. Bu yol; verimlilik, çevre dostu yapılar, Sıfır Atık, akıllı sistem yönetimi ve sürdürülebilir yerleşim ilkeleri üzerine kuruldu. Deprem sonrası yarım milyon konutu neredeyse sıfır enerjili bina konseptine göre tasarladık ve enerji tüketimini yüzde 39 ve buradaki sera gazı emisyonunu da yüzde 38 azaltmış olduk” dedi. Bakan Kurum, bu yaklaşımın 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi ve Yeşil Kalkınma vizyonu çerçevesinde 81 ili kapsadığını belirtti.