Afyoncu, 1965'ten sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin özellikle yabancı küresel bazı örgütlerin etkisiyle nüfusu azaltıcı tedbirler almaya başladığını, bunun 2005'e kadar devam ettiğini, bu olumsuz nüfus enjeksiyonunun sonucu ve şehirleşmeyle birlikte ülkedeki nüfusun düştüğünü dile getirdi.
Türk toplumunda dede, babaanne, anne, baba ve çocukların birlikte yaşadığı geniş aile yapısının zamanla çekirdek aileye dönüştürüldüğünü belirten Afyoncu, "Türkiye'de birçok iş adamı, vakıflar, dernekler 'Türkiye ileride nüfusuna bakamayacak, aç kalacak, milli geliri düşecek.' şeklinde bir kara propaganda yaptılar. Tam tersi, ne oldu? '1980'lerde, Türkiye 2000'li yıllarda 128 milyon olacak.' deniliyordu. Türkiye'nin 2026 nüfusu şu anda 86 milyon." ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Afyoncu, kara propagandayla çok çocuk sahibi olmanın olumsuz bir şeymiş gibi gösterildiğini kaydederek, köyden kente göçlerle birlikte nüfus artış hızının binde 3'lere gerilediğini, bu oranın etkisinin doğurganlığın artışından değil sağlık sisteminin gelişmesiyle ölümlerin azalmasından kaynaklandığını söyledi.