Büyük dil modellerinin temel olarak bir istatistik tahminleme makinesi olduğunu belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yakın zamanda gerçekleşen ilerlemeler, aslında doğru yönlendirildiğinde bu kırılımın en büyük göstergesidir. Kaba işlem gücü yerine, insanın düşünsel yeteneğine benzer semantik iyileşmeler, bu makineleri çok daha az işlem gücüyle daha ileri bir seviyede başarıma ulaştırmıştır. İnsanlık, yüzyıllar boyu evreni gözlemledi, veriyi tablolar halinde biriktirdi. Topladığı verideki rastlantısal görünümlü niceliklerden, niteliksel bağlar kurarak, bir anlamda aklını kullanıp, soyutlandırarak, ardındaki o basit ama sanatsal diyebileceğimiz doğanın kanunlarını keşfetti.
Yer çekimini, gezegenlerin hareketlerini, elektromanyetik denklemleri, kuantum kuramını, matematiğin kusursuz diliyle ifade etti. İnsanoğlu bunu yaparken, devasa makinelerin bugün yaptığı gibi neredeyse sonsuz boyuta sahip bir uzayda, sonsuz deneme ve yanılma yaparak, adeta bu geniş uzayın her bir noktasını teker teker test ederek o kanunları bulmadı. Enerji kapasitesi 20 vattı dahi geçmeyen beyniyle kâinatın en derin şifrelerini kırdı. Harezmi de, İbn-i Sina da, Newton da, Cezeri de, Einstein da hepimizin sahip olduğu o aynı mucizevi insan beynine sahipti, teravatlarca enerji tüketen ruhsuz bir veri merkezine değil."
Bu sebeple, yapay zekayla alakalı ilerleme modelinin sadece donanım tekellerinin güdümündeki istatistiksel yığınlara dayanmaması gerektiğine değinen Bayraktar, "İnsanlığın bilimsel birikiminin üzerine inşa edilmiş, fiziksel alemi de içeren, dilin yapısı ve düşünsel yeteneklerin yapıtaşlarını merkeze alan melez bir yaklaşım olmalıdır. İstatistiksel yapay zeka makinesine ilave edeceğimiz her bir semantik yetenek, çok daha düşük işlem gücüyle çok daha karmaşık problemleri çözmemizin anahtarı olacaktır. Kendi açık kaynaklı, şeffaf ve denetlenebilir yazılım, donanım ve teknoloji ekosistemimizi kurmalıyız. " şeklinde konuştu.
Mümkünse ekosistemin her bir unsurunu bağımsızca geliştirebilme ve üretebilme kabiliyetine sahip olunması gerektiğine değinen Bayraktar, kısa vadede mümkün olmadığı durumlarda, iş birliklerine veyahut doğrudan dışarıdan temin yoluna başvurulabileceğine vurgu yaptı.
Bayraktar, dışarıdan alınan sistemlerin tümüne de, özellikle altyapı yazılımları ve donanımları söz konusu olduğunda açık kaynaklı yazılım modelinin şart koşulması gerektiğine dikkati çekerek, "Açık kaynak, verilerimizin mahremiyeti, güvenliği ve dijital egemenliğimizin vazgeçilmez unsurudur. Yaklaşan kuantum çağının tehditlerine karşı kalkanlarımızı bugünden örmeli, iletişim ağlarımızı kuantum dirençli şifreleme algoritmalarıyla donatarak, küresel tekellerin sızamayacağı otonom ve milli mimariler inşa etmeliyiz. Verilerin tekelleşmesine, tek elde toplanmasına asla izin verilmemeli. Ulusların ve toplumların egemenliği açısından, tek amacı kar maksimizasyonu olan dev teknoloji tekellerinin veri merkezlerinde tüm hayatımızın toplanmasının ne anlama geldiğini açıklamaya dahi gerek olmadığını düşünüyorum." şeklinde konuştu.
Verileri küresel dev tekellerin sunucularına teslim etmek yerine, federe öğrenme mimarilerinin hayata geçirilmesi gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, "Veri, hastanelerimizde, kendi kurumlarımızda ve kendi sınırlarımız içinde kalırken, algoritmalarımız bu dağıtık ağlarda mahremiyeti bozmadan öğrenecek ve sadece ortak aklı merkeze taşıyarak bizi bu sömürü düzeninden kurtaracaktır. Kısıtlı kaynaklarımızı statükoyu koruyan hantal sistemlere değil, geleceğin harp ve sivil alanlarını şekillendirecek teknolojilere yatırmak durumundayız." dedi.