Yazıtın atıldığı Şövalye Adası’nda inşa malzemesi olarak kullanıldığını anlatan Prof. Dr. Onur, “Biz yazıtı inşa malzemesi şeklinde kullanılmış olarak Orta Çağ’da yapılmış bir şapelin zemininde bulduk. Şu anda Fethiye Müzesi’nde korunuyor. Fethiye Müzesi yenileniyor. Açıldığında inşallah onu da güzel bir eser olarak sergileyebileceğiz" ifadelerini kullandı.
Amos Antik Kenti Kazı Başkanı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Gürbüzer, Muğla'nın Marmaris ilçesinde, Turunç ile Kumlubük arasında yer alan ve Rodos Birliği'nin önemli şehirlerinden biri olan kentin tarihinin 3000 yıl öncesine gittiğini belirtti. Doç. Dr. Gürbüzer, milattan önce 407’de Rodos'taki üç ana kentin Rodos Devleti'ni kurduğunu ve bu ada devletinin çok kısa sürede bölgeyi egemenliği altına aldığını ifade etti. Bu egemenlik sınırları içerisine adanın karşı yakası konumundaki Bozburun Yarımadası’nın da dahil olduğunu anlatan Doç. Dr. Gürbüzer, Bozburun Yarımadası’nda 10’un üzerinde kentten birinin de Amos Antik Kenti olduğunu vurguladı. Roma dönemine kadar devam eden egemenlik süresince hem Amos hem de diğer kentlerin Rodos için bir taşeron olarak faaliyet gösterdiklerini anlatan Doç. Dr. Gürbüzer, “Amos, Rodos için önemli tarımsal faaliyetleri hayata geçirmiş ve bu faaliyetler neticesinde de önemli bir zenginlik elde etmiş" diye konuştu.
Amos’ta ilk araştırmanın 1948 yılında, G.E. Bean tarafından gerçekleştirildiğini kaydeden Doç. Dr. Gürbüzer, çok sayıda yazıt bulunduğunu belirtti. 2019 yılında Amos Antik Kenti'nde sistematik ilk kazı ve araştırma çalışmalarının başladığını ifade eden Doç. Dr. Gürbüzer, G.E. Bean'in bulduğu kira kontratları içeren yazıtların eksik parçalarının da saptandğını söyledi.
Amos Antik Kenti'ndeki bu kira kontratlarında antik dönem tarım faaliyetlerinin anlaşılması açısından son derece değerli bilgilerin yer aldığını anlatan Doç. Dr. Gürbüzer, şunları kaydetti:
“Bozburun Yarımadası son derece dağlık bir arazi. Yer yer 860 metreye ulaşan yüksekliği ve çetin arazisiyle bu bölgede konvansiyonel tarım faaliyetlerini yürütmek pek mümkün değil. Ama Amoslular bu zorlu arazide bütün yamaçları tarım teraslarıyla donatmış. Ve bu tarım terasları üzerinde tarım faaliyetlerini yürütmüşler."
Bu zorlu arazide yürütülen tarım faaliyetlerinin son derece katı kurallarla sınırlandırıldığını, tarım faaliyetlerinin ana unsurlarını ise bağcılığın oluşturduğunu ifade eden Doç. Dr. Gürbüzer, tarım faaliyetleriyle ilgili kesin kurallar konulduğunu sözlerine ekledi.
Kiraya verilen tarım arazilerinin sadece tarım faaliyetleri için kullanılabildiğini belirten Doç. Dr. Gürbüzer, bu kurallara uyulmadığı takdirde çok ağır para cezalarının hayata geçirildiğini, sözleşmelerin iptal edildiğini kaydetti.