Çin devlet medyası Şi'nin, Trump'a "Tayvan meselesinin yanlış ele alınması halinde ABD ve Çin'in çatışmaya girebileceğini söylediğini" de aktarmıştı.
Beyaz Saray, aralık ayında Tayvan'a yönelik 11 milyar dolarlık silah satış paketini onaylamıştı. Trump, Kongre'nin onayından geçen 14 milyar dolarlık ikinci paketle ilgili kararını henüz vermedi.
ABD Başkanı'nın konuya dair açıklamaları, Washington'ın Taipei yönetimine desteği hakkında soru işaretleri yarattı.
Yapılan anlizler şöylr;
Politico'nun analizinde, Trump'ın açıklamalarının "önemli bir politika değişikliğine işaret edebileceği" yorumu yapılıyor.
Başkan Ronald Reagan yönetiminin 1982'de Tayvan'a verdiği "Altı Güvence" diye de bilinen taahhütler kapsamında ABD, adaya yapılacak silah satışları hakkında Pekin'le istişare edilmeyeceğini bildirmişti.
Tayvan Dışişleri Bakanlığı'ndan perşembe günü yayımlanan açıklamada, Çin'in ada etrafındaki askeri tehdidini artırarak Hint-Pasifik bölgesinde istikrarsızlık yarattığı savunulmuştu. Devlet Başkanı Lai Ching-te'nin sözcüsü Karen Kuo da şunları söylemişti:
Tayvan'la ABD arasındaki askeri satışlar, Tayvan İlişkileri Yasası'nda belirtildiği üzere ABD'nin Tayvan'a güvenlik taahhüdünün bir parçası olduğu gibi, bölgesel tehditlere karşı caydırıcılık işlevi de görüyor.
Pekin, "tek Çin" politikası kapsamında Tayvan'ı kendi toprağı olarak görüyor. Son yıllarda askeri baskıyı artıran Çin, adanın anakarayla yeniden birleşmesi için gerekirse güç kullanabileceğini vurguluyor.
Taipei yönetimiyse Çin tehdidine karşı ABD'nin askeri ve siyasi desteğine güveniyor. ABD'de 1979'da yürürlüğe konan Tayvan İlişkileri Yasası kapsamında Washington, olası bir Çin saldırısına karşı Tayvan'a kendini koruyacak askeri teçhizatı sağlamak zorunda.
Trump, daha önce de Tayvan'ın kendilerine ödeme yapması gerektiğini savunarak Taipei yönetiminde yine soru işaretleri yaratmıştı.
ABD Başkanı, Pekin'deki ziyaretinde Şi ve eşi Peng Liyuan'ı 24 Eylül'de Beyaz Saray'a davet ettiğini duyurdu.