Keltek’e göre filmdeki tekrar eden rutinler, günümüz insanının kaygıyla baş etme biçimini de gösterdi. Aynı kahve, aynı müzik, aynı sokak, aynı saatler. “Bugün insanlar ekran kaosu içinde zihinsel sabit alanlar oluşturmaya çalışıyor. Çünkü belirsizlik arttıkça rutin ihtiyacı da büyüyor.” Keltek, özellikle sosyal medya çağında insanların sürekli uyaran altında kaldığını belirtti: “Rutinler insanı toparladı; ama fazla rutin canlılığı azalttı. Film tam olarak bu ikilemi anlattı.”
Keltek’e göre filmde en önemli psikolojik başlıklardan biri “sınır koyma” meselesi oldu. “Hirayama insanlardan nefret etmedi. Sadece sürekli müdahale edilen bir dünyadan kendisini korumaya çalıştı.” Keltek, sağlıklı sınır kavramının filmde güçlü biçimde işlendiğini söyledi: “Sınır, duvar değildi. Hücre zarı gibiydi. Sana iyi geleni içeri alırsın, zarar vereni dışarıda bırakırsın.”
FİNAL SAHNESİ NEDEN BU KADAR KONUŞULDU?
Filmin finalinde Hirayama araba kullanırken fonda “Feeling Good” çaldı. Hatice Keltek’e göre sahne, günümüz insanının ruh halini tek bir yüzde topladı: “Orada aynı anda hüzün, dinginlik, yalnızlık ve kabul vardı. İnsanlar bu yüzden o sahneyi unutamadı. Çünkü bugün pek çok kişi tam olarak böyle hissediyor.” Keltek’e göre yönetmen filmin sonunda “yeni hayat” vaadi vermedi: “Film bize büyük dönüşümler sunmadı. Sadece insanın kırıldıktan sonra da hayatın içinde nasıl kalabileceğini gösterdi.”