Siyonizmin sadece Müslümanlara değil, doktorlara, gazetecilere, kiliselere ve BM çalışanlarına da saldırdığını hatırlatarak, “Siyonizm insanlığın başına beladır ve dünya barışına yönelmiş en büyük tehdittir.” dedi.
“Sorunlarımızı asla emperyalistlere havale etmemeliyiz”
İslam dünyasında yaşanan sorunların silah ve şiddetle değil, siyaset ve diyalog zemininde çözülmesi gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“İslam dünyasına sürekli şu çağrılarda bulunduk: Elbette bizim sorunlarımız olabilir ama yaşadığımız sorunlarda asla silaha ve şiddete başvurmadan mutlaka kendi aramızda diyalogla, siyaset masasında konuşulmalıdır. Kendi içimizde biz bunlara çözüm bulmak zorundayız. Hiçbir sorunumuzu asla emperyalistlere havale etmemeliyiz. Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. İlişkilerimiz karşılıklı saygı temelinde olmalı ve birbirimizi anlamaya yönelik olmalıdır.”
Avrupa Birliği benzeri ‘İttihad-ı İslam’ vurgusu
Müslümanların mutlak surette güç birliği yapması gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, “İttihad-ı İslam olması gerekendir. Dedik ki ileride inşallah bu Avrupa Birliği benzeri bir birlik de olabilir. Herkes kendi bağımsızlığını, kendi varlığını korur ama sınırlarının belki silikleştiği, anlamsızlaştığı; komşu halkların, birbirine akraba olan toplulukların birbiriyle rahat ilişki kurduğu bir yapı... Her türlü kültürel, ticari ve siyasi ilişkinin rahat bir şekilde kurulabildiği; sorunların kendi içinde, adalet temelinde, Allah-u Teâlâ’nın razı olacağı bir şekilde çözüldüğü ve birbirleriyle iyilik ve takva üzerinde yardımlaşan bir topluluk haline gelinmesini hep salık verdik.” dedi.
“Müslümanların vahdeti tüm dünyadaki mazlumlara umut olacaktır”
İslam dünyasının birleşmesinin küresel etkilerine değinerek tamamlayan HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu, “Bize göre bütün Müslümanların en yukarıdaki gündem maddelerinden birisi Müslümanların ittihadı, Müslümanların vahdeti olmalı. Ben inanıyorum ki eğer Müslümanlar kendi aralarında sorunlarını çözüp Allah’ın razı olacağı çözümleri geliştirip o yolda kardeş olabilirlerse, sadece kendileri kurtulmakla kalmazlar. Dünyanın farklı bölgelerinde, farklı inançlara mensup insanlar da o zaman o Müslüman topluluğa bakacaklar ve ‘İşte kurtuluş oradadır, inşallah onlar bizim de elimizden tutup bizi de bu maruz kaldığımız zulümlerden kurtaracaklar’ diye gözlerini bize çevirecekler. O günleri dünya gözüyle görebilmeyi ben temenni ediyorum. İnşallah çok uzak değildir.” şeklinde konuştu.