Ekonomi
Ekonomide çarklar dönüyor! Türkiye ekonomisi şoklara meydan okuyarak büyümesini 23 çeyrektir kesintisiz sürdürdü!
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), merakla beklenen 2026 yılı birinci çeyrek büyüme rakamlarını resmen ilan etti.
Ekonomi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), merakla beklenen 2026 yılı birinci çeyrek büyüme rakamlarını resmen ilan etti.
Açıklanan verilere göre Türkiye ekonomisi, maruz kaldığı küresel ve bölgesel çoklu şoklara rağmen yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 oranında büyüme kaydederek istikrarlı yürüyüşünü devam ettirdi.
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) tahmini cari fiyatlarla geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 35,7 artarak 16 trilyon 999 milyar 977 milyon TL seviyesine ulaştı.
Yılın ilk çeyreğinde dolar bazında 389 milyar 598 milyon dolar olarak gerçekleşen milli gelir, yıllıklandırılmış bazda ise büyük bir başarıya imza atarak 1,6 trilyon dolar eşiğini aşmayı başardı.
Bilgi ve İletişim Sektörü Şahlandı, Sanayide Düşüş Yaşandı Hizmet ve Bilişim Öncü Oldu: GSYH'yi oluşturan faaliyet kollarında en yüksek performans, yüzde 9,5 artışla bilgi ve iletişim faaliyetlerinde görüldü. Onu yüzde 5,2 ile diğer hizmetler, yüzde 4,6 ile tarım ve yüzde 3,7 ile ticaret, ulaştırma, konaklama sektörü izledi.
İnşaat ve Finans Yükselişte: Finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 3,5, inşaat sektörü yüzde 3,2, gayrimenkul sektörü ise yüzde 3,0 büyüme kaydetti.
Sanayide Kan Kaybı: Diğer sektörlerdeki canlılığa rağmen, üretimin lokomotifi sayılan sanayi sektörü ilk çeyrekte yüzde 0,8 oranında azalış gösterdi.
Vatandaşın Tüketimi Hız Kesmedi: Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları yüzde 4,8 artarken, devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 2,1 ve gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 3,0 artış yönlü gerçekleşti. İhracat yüzde 12,7, ithalat ise yüzde 2,0 azaldı.
Bakan Şimşek: "Milli Gelirimiz 1,6 Trilyon Doları Aşarak Rekor Kırdı" Büyüme rakamlarının ardından kameraların karşısına geçen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinin dengeli ve kararlı büyüme patikasını koruduğunu vurguladı. Bakan Şimşek, "Ekonomimiz, küresel piyasalarda karşı karşıya kaldığı çoklu şoklara ve zorlu jeopolitik süreçlere rağmen büyümesini kesintisiz tam 23 çeyrektir sürdürmeyi başarmıştır. Yıllıklandırılmış milli gelirimizin 1,6 trilyon doları aşması, uyguladığımız rasyonel makroekonomik programın meyvelerini verdiğinin en net göstergesidir. Hedefimiz yüksek katma değerli üretim ve ihracat odaklı sürdürülebilir yüksek büyümeyi kalıcı hale getirmektir" ifadelerini kullandı.
TİCARET BAKANI BOLAT VE İŞ DÜNYASINDAN TAM DESTEK Ticaret Bakanı Ömer Bolat da Türkiye ekonomisinin 23 çeyrektir kesintisiz büyüyen sağlam yapısına dikkat çekerek, ticaret ve ihracat odaklı büyüme stratejilerinin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. İş dünyası temsilcileri ve iş adamları ise yaptıkları ortak değerlendirmelerde, küresel ekonomideki daralmaya rağmen Türkiye'nin yüzde 2,5'lik büyüme performansının takdire şayan olduğunu belirtti. Özellikle bilgi ve iletişim sektöründeki yüzde 9,5'lik sıçramanın dijital dönüşüm adına umut verici olduğunu kaydeden iş insanları, sanayi sektöründeki yüzde 0,8'lik daralmanın önüne geçilmesi adına üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve yerli sanayiciye yönelik teşviklerin artırılması çağrısında bulundu.
DEİK Başkanı Nail Olpak, küresel gelişmelerin ve yakın coğrafyadaki savaşların yarattığı belirsizlik ortamının Türkiye'yi derinden sarstığını belirterek geçen yılın ortasından beri kan kaybeden ihracatın yüzde 12,7 oranında feci bir daralma yaşadığını gözler önüne serdi. Sanayi sektörünün artan maliyetler altında ezilerek yüzde 0,8 küçüldüğünü ve büyümenin sadece yüzde 4,8'lik hane halkı harcamalarına dayandığını itiraf eden Olpak, ABD ve İsrail'in İran savaşındaki müzakerelerinin bir an önce kalıcı barışa dönüşmesi gerektiğini vurgularken, yurt içinde de mevcut ekonomi programının üretimi ve ihracatı destekleyecek mekanizmalarla acilen güçlendirilmesi gerektiği uyarısında bulundu.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, 2026 yılının ilk çeyrek büyüme verilerini değerlendirirken küresel belirsizliklere ve jeopolitik baskılara rağmen ekonominin direnç gösterdiğini iddia etti. Ancak sanayi üretimi ve ihracatın negatif bölgede kalmasının görmezden gelinemeyecek tehlikeli sinyaller olduğunu itiraf eden Avdagiç, sürdürülebilir bir büyüme için sanayi odaklı modele dönülmesi ve enflasyonla mücadeleyi riske atmayacak şekilde finansman ile kur politikalarının acilen gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, ilk çeyrek büyüme verisinin Türkiye'nin ortalama performansının altında kaldığını belirterek sıkı para politikaları, ticaret savaşları ve küresel belirsizlikler kıskacında ekonominin ancak yüzde 2,5 büyüyebildiğini ifade etti. Yatırımların ve tarım sektörünün pozitif seyrine rağmen sanayinin dışsal şoklar ve zorlu finansman koşulları nedeniyle en ağır darbeyi alan sektör olduğunu itiraf eden Özdemir, kalıcı bir dezenflasyon ve cari açığı düşürmek için ekonomi politikaları şekillendirilirken sanayinin üstlendiği kritik rolün asla göz ardı edilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.
ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın, 23 çeyrektir süren büyüme masalının ardındaki acı gerçekleri ifşa ederek mevcut tablonun sıkı maliye politikaları ve jeopolitik baskıların reel sektörü nasıl vurduğunun açık bir göstergesi olduğunu belirtti. Büyümenin sadece hane halkı tüketimine dayandığını ve bunun sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Aydın, sanayi sektörünün yüzde 0,8 küçülerek alarm verdiğini, ülkenin ithalata dayalı tüketimle büyüdüğünü ve KOBİ'lerin kaderine terk edildiğini belirterek sanayideki çöküşü durdurmak için acilen rekabetçi enerji fiyatları ve teşviklerin devreye alınması gerektiği uyarısında bulundu.
İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz da küresel ekonomide büyümenin zayıf seyrettiği ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin ilk çeyrekte yüzde 2,5 büyümesinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Birinci çeyreğin bir bölümünü İran'da yaşanan savaşın bölgesel ticaret, enerji piyasaları ve beklentiler üzerindeki etkileri altında geçirdiklerini dile getiren Kopuz, "Bu şartlar altında elde edilen büyüme oranı ekonomimizin direnç kapasitesini göstermesi bakımından önemlidir." dedi. Kopuz, imalat sanayisinin yüksek finansman maliyetleri nedeniyle yatırım ve üretim kararlarında zorlanırken, iç talebin canlılığını koruduğunu belirterek, "Enflasyonla mücadele kararlılıkla sürdürülürken üretim kapasitesini koruyacak ve sanayicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak adımlar ihmal edilmemeli. Özellikle üretim yapan işletmelerin uygun maliyetli finansmana ulaşabilmesi, büyümenin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir zemine oturması açısından hayati önemdedir." ifadelerini kullandı. Kopuz, tarım sektöründe ilk çeyrekte yaşanan yüzde 4,6'lık büyümeyi son derece olumlu karşıladıklarını ifade ederek, "Son yıllarda tarımsal üretimde çeyrekler arasındaki dalgalı görünüme rağmen üreticimiz üretimde kalmayı sürdürdü. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmelerin hemen ardından gübrede oluşabilecek maliyet baskılarına karşı alınan önlemler, bunun devamlılığı açısından son derece önemli." diye konuştu. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için maliyetlerin yönetilebilir seviyelerde tutulmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Kopuz, iklim şartlarının destekleyici seyretmesi halinde bu yılın tarım sektörü açısından hem üretim hem de ihracat tarafında daha verimli olacağını sözlerine ekledi.
Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten de ilk çeyrek büyüme verilerine sanayinin ve ihracatın eksi yönde etki yaptığını söyledi. İçten, "Artık ülke olarak bir konuda karar vermemiz gerekiyor: Biz imalat sanayisinde üretime devam etmek istiyor muyuz, istemiyor muyuz? ABD ve Çin bugün sanayi üretimini ulusal güvenlik sorunu yaklaşımıyla ele alıyor ve tüm stratejilerini bu anlayışla kurguluyorlar. Bizim de bir an önce üretimi önceleyen bir modeli ortaya koymamız lazım." dedi.