Senaryoda, politika faizinin bu yıl çoğu büyük ekonomide istikrarlı olacağı ve temel fiyat baskılarının sınırlı kalacağı öngörülüyor. Bu baskıların 2027'de hafifleyeceği tahmin ediliyor.
G20 ülkelerinde enflasyonun 2025'teki yüzde 3,4 seviyesinden bu yıl yüzde 4'e çıkacağı ve 2027'de yüzde 3,1 seviyesine yavaşlayacağı hesaplanıyor.
Savaşta kalıcı ateşkes sağlanması ve enerji fiyatlarında daha fazla düşüş olması durumunda küresel ekonomik büyümenin biraz daha yüksek olması bekleniyor. Bu kapsamda, yılın ikinci yarısından itibaren petrol, gaz ve gübre fiyatlarında yüzde 10'luk ek düşüşün 2027 küresel ekonomik büyümesini 0,1 puan artıracağı ve enflasyonda 0,3 puan düşüş sağlayacağı öngörülüyor.
OECD, "uzun süreli kesinti" senaryosunda ise 2027'nin ilerleyen dönemlerine kadar barış sağlanamaması durumunda ortaya çıkabilecek olası maliyetler çerçevesinde Körfez ekonomilerinde enerji üretimi ve ihracatında şu anda yaşanan kesintilerin 2027'nin ikinci yarısına kadar devam edeceğini ve daha sonra kademeli olarak azalacağını varsayıyor.
Bu senaryoya göre, Körfez ülkelerinin ürettiği enerji ürünleri, tarımsal ve endüstriyel ürünlerde ciddi kıtlık yaşanma olasılığı yüksek ve bu durumun verimlilik düşüşü ve azalan yatırımlar yoluyla potansiyel üretim üzerinde kalıcı etkileri olabileceği değerlendiriliyor.
Bu kapsamda küresel ekonomik büyümenin bu yıl yüzde 2,1 ve 2027'de yüzde 1,8 seviyesine gerileyeceği ve yavaşlamanın birçok ekonomiyi resesyona sürükleyebileceği ve işsizliği artırabileceği tahmin ediliyor.
Senaryoda, küresel enflasyonun bu yıl 0,4 puan ve 2027'de 1,3 puan artabileceği ve politika faizlerinin birçok ülkede 50-75 baz puan yükseltilebileceği öngörülüyor.
OECD'nin tahminine göre Türkiye ekonomisi, bu yıl yüzde 3,1 ve 2027'de yüzde 3,8 büyüyecek. Örgüt, martta yayımladığı raporda Türkiye ekonomisinde büyümenin bu yıl yüzde 3,3 ve 2027'de yüzde 3,8 olacağı tahmininde bulunmuştu.
Yüksek enerji ve emtia fiyatlarının sıkı finansal koşullar altında Türkiye'nin iç talebini baskılayabileceği öngörülürken, bu yıl sonuna doğru tüketici güveninin iyileşmesi ve faizde beklenen düşüşün tüketim ve yatırımların güçlenmesini destekleyeceği tahmin ediliyor.
Dezenflasyon sürecinin devam etmesiyle Türkiye'de yıllık enflasyonun 2027'nin ilk yarısında yüzde 20'nin altına inmesi bekleniyor ancak Orta Doğu'da gerilimin tırmanması ve olası fiyat baskılarının enflasyonun yavaşlama süreci için önemli bir risk olduğu değerlendiriliyor.
Sıkı para politikasının sürdürülmesi enflasyon beklentilerini düşürmek için kilit önemde görülürken, gelecekte faiz artışlarının göz ardı edilmemesi gerektiği ifade ediliyor.
OECD'ye göre Türkiye, artan enerji fiyatlarından etkilenmesine rağmen petrol, doğal gaz ve gübre ithalatının büyük kısmı Basra Körfezi'nden gelmediği için doğrudan tedarik riskleri karşısında birçok ülkeye göre daha güvenli bir konumda bulunuyor. Öte yandan Türkiye ekonomisi, Avrupa'daki talep durgunluğu ve özellikle imalat sektöründe üçüncü pazarlardaki Çin hakimiyetine karşı hassasiyetini koruyor.