Bütün bunları görünce dehşet içerisinde kalıyorum. Çünkü yaşananlar yalnızca bireysel meseleler değil, partinin geleceğini ve siyasi kültürünü doğrudan etkileyen gelişmelerdir.
Bu arkadaş, Turgut Koç. Kurultay delegesi, itirafçı olmuş. Parti yönetiminin arkadaşı, kankası ve bu butlan sürecinin hızlanmasında büyük fonksiyonu olan bir isim. Çıkıp "70 daire verdim" diyor. Kim bunlar? Eğer Sayın Kılıçdaroğlu gittiyse, eyvallah diyelim. Ama bütün bunlar hiçbir şey olmamış gibi davranılarak, her şeyin sorumlusu sadece Kılıçdaroğlu'ymuş gibi anlatılıyor.
Bir sürü arkadaş, hukukçu, gazeteci... Arkadaş, bir düşünün. Neden olur? Bir siyasi parti mahkemelere düşer mi? Bir siyasi parti mahkemelere düştüğü zaman bu kabul edilecek bir tutum değildir. Parti yöneticileri olarak ne yapacaksınız? Ancak bu sorunu mahkemelerde çözeceksiniz.