mRNA teknolojisiyle üretilen aşı, geleneksel aşılardan tamamen farklı bir çalışma prensibine sahip. Vücuda doğrudan zayıflatılmış bir virüs ya da antijen vermek yerine, hücrelere bağışıklık yanıtı oluşturması için genetik talimatlar iletiyor.
Uzmanlar, aşının adeta bir "kullanım kılavuzu" gibi hareket ederek bağışıklık sistemini eğittiğini belirtiyor. Bu sayede vücudun savunma mekanizması, Lynch sendromunun tetiklediği hücre mutasyonlarını henüz kansere dönüşme fırsatı bulamadan fark edip yok edecek. Aşının koruyuculuğunu sürdürmesi için ilerleyen süreçte belirli aralıklarla hatırlatma dozlarının yapılması gerekebilecek.
GELECEKTE TÜM KANSER TÜRLERİ İÇİN UMUT IŞIĞI
Bu yaz başlatılacak ilk aşamada, hastalar üzerinde en doğru dozaj belirlenecek ve aşının güvenliği test edilecek. Çalışmanın çok merkezli ikinci aşamasının ise 2027 yılında genişletilmesi öngörülüyor.
Bilim insanları, bu aşının sadece Lynch sendromlu hastaları korumakla kalmayacağını, aynı zamanda daha önce kanser atlatmış kişilerin ikinci bir kansere yakalanmasını da önleyebileceğini vurguluyor. Araştırma ekibi, bu denemeden elde edilecek başarı ve bağışıklık verilerinin, gelecekte genetik bağlamı olmayan diğer tüm yaygın kanser türlerine karşı da koruyucu aşılar geliştirilmesinin önünü açacağını ifade ediyor.
KAYNAK: The Sun