AKİT MENÜ

Kadın - Aile

Vücudun şeker dengesini altüst eden 3 yiyeceğin ismi: Uzak durun: Sadece yerine lifli besinleri dahil edin

Güncelleme Tarihi:

Diyabet (şeker hastalığı), doğru beslenme adımlarıyla kontrol altında tutulabilen ancak ihmal edildiğinde ölümcül bir sağlık sorunlarına yol açabilen kronik bir rahatsızlıktır. Diyabet yönetiminde kan şekerini dengede tutmak için tüketilen yiyeceklere dikkat edilmesi gerekiyor. Eğer diyabetiniz varsa veya şeker (prediyabet) sınırındaysanız, mutfağınızdan hemen uzaklaştırmanız gereken 3 yiyeceğin isimlerini sizler için derledik...

2

Diyabet yönetiminde altın kural, kan şekerinde ani dalgalanmalar yaratmayan, yani glisemik indeksi düşük besinleri seçmektir. Ancak market raflarında, hatta bazen manav tezgâhlarında karşımıza çıkan ve "masum" sandığımız bazı gıdalar, insülin direncini zirveye çıkararak diyabeti adeta tetikliyor.

3

ŞEKER HASTALARININ TÜKETMEMESİ GEREKEN 3 YİYECEĞİN İSMİ Vücudun şeker dengesini altüst eden, diyabet hastalarının kesinlikle uzak durması gereken ve tüketildiğinde adeta vücuda doğrudan şeker enjekte edilmiş hissi oluşturan en tehlikeli 3 yiyecek grubunu mercek altına aldık. İşte o besinler ve yerlerine tüketebileceğiniz alternatifler... 1. Beyaz Un ve Rafine Karbonhidratlar (Ekmek, Poğaça, Makarna) Beyaz unla yapılan ekmekler, börekler, poğaçalar ve geleneksel makarnalar işlenme sürecinde liflerinden (kepeğinden) tamamen arındırılır. Lif barındırmayan bu karbonhidratlar, tüketildikten hemen sonra sindirim sisteminde hızla glikoza dönüşür. Tehlikesi: Kan şekerinde ani ve çok agresif bir dalgalanmaya (fırlamaya) neden olur. Sonrasında ise aynı hızla şeker düşer ve bu durum sürekli acıkma hissine, halsizliğe yol açar.

4

Ne Yenmeli? Beyaz un yerine tam buğday, çavdar, yulaf veya karabuğday gibi yüksek lifli, tam tahıllı alternatifler tercih edilmelidir. Meyveler vitamin ve mineral açısından çok zengin olsa da, tüketim şekli diyabet hastaları için hayati önem taşır. Bir bardak portakal suyu içtiğinizde, aslında farkında olmadan 3-4 adet portakalın tüm şekerini (fruktoz) liflerinden ayırarak tek seferde vücudunuza alırsınız. Aynı durum, suyu uçurulmuş ve şeker oranı yoğunlaşmış kuru kayısı, kuru üzüm veya incir için de geçerlidir. Tehlikesi: Lif koruması olmayan fruktoz, doğrudan karaciğere gider ve hem karaciğer yağlanmasını tetikler hem de kan şekerini hızla yükseltir.

5

Meyveler suyu sıkılmadan, kurutulmadan, taze ve kabuğuyla birlikte (mümkünse yanında birkaç kaşık yoğurt veya 3-4 adet çiğ badem ile) tüketilmelidir. Yağ ve protein, meyve şekerinin kana karışma hızını yavaşlatır. Market raflarında "şekersiz" veya "diyabet hastaları için uygundur" etiketiyle satılan birçok paketli gıda, göründüğü kadar masum değildir. Bu ürünlerin birçoğunda şeker yerine yapay tatlandırıcılar veya kan şekerini normal şekerden bile daha hızlı yükseltebilen maltodekstrin gibi maddeler kullanılır. Ayrıca hazır ketçaplar, salata sosları ve hazır çorbalar da gizli birer şeker deposudur.

6

"Şekersiz" algısı hastaların bu ürünleri porsiyon kontrolü yapmadan tüketmesine neden olur. Bu da uzun vadede insülin direncini daha da kötüleştirir. Ne Yapılmalı? Bir ürünün paketinde "şekersiz" yazsa bile arkasındaki içindekiler tablosu mutlaka okunmalı; karbonhidrat ve karbonhidrattan gelen şeker oranları kontrol edilmelidir. Ev yapımı, doğal atıştırmalıklar her zaman en güvenli limandır. KAN ŞEKERİNİ DENGEDE TUTUN! Lif (Posa) En Büyük Dostunuz: Tabağınızın yarısını her zaman yeşil yapraklı sebzeler ve lifli gıdalarla doldurun. Lif, şekerin emilimini yavaşlatır. Glisemik İndeks Tablosunu Öğrenin: Yiyeceklerin kan şekerini yükseltme hızını gösteren glisemik indeks değerlerine dikkat edin. Düşük glisemik indeksli besinleri hayatınızın merkezine koyun. Yemek Sonrası Kısa Yürüyüşler: Yemeklerden 15-20 dakika sonra yapacağınız hafif tempolu 10-15 dakikalık bir yürüyüş, kasların kandaki glikozu insüline ihtiyaç duymadan yakmasını sağlar. Önemli Hatırlatma: Her bireyin metabolizması ve diyabet seviyesi farklıdır. Beslenme programınızda köklü bir değişiklik yapmadan önce mutlaka sizi takip eden endokrinoloji uzmanınız veya uzman bir diyetisyenle görüşmeniz gerektiğini unutmayın.