Kelime dağarcığının geniş olması tek başına bir kriter olabilir ancak dahi seviyesindeki çocuklar, kelimelerin eş anlamlılarıyla oynar, ironi yapar ve yetişkinlerin bile üzerinde düşünmesi gereken espriler üretir.
Dahi çocukların adeta birer "filozof" gibi yaşamı sorgulama eğilimi vardır. "Çünkü ben öyle istiyorum" ya da "Kural böyle" gibi yanıtlar onları asla tatmin etmez.
Bir kuralın neden konulduğunu, mantık mantıksızlığını sorgularlar. Bu durum evde genellikle "asiler, söz dinlemiyorlar" şeklinde algılansa da, aslında otoriteye değil, mantık dışı buldukları sistemlere karşı çıkma zekâsıdır.
Ölüm, evren, zamanın başlangıcı, adalet gibi soyut ve felsefi kavramlar normal şartlarda somut algı döneminden sonra (genellikle 11-12 yaş ve sonrası) tam olarak kavranır. Ancak çocuğunuz henüz 4-5 yaşlarındayken "Biz doğmadan önce neredeydik?", "Zaman bitince ne olacak?" gibi varoluşsal sorularla karşınıza geliyorsa, beyni soyut algı sınırlarını çok erken aşmış demektir. Üstün zekâlı veya dahi potansiyelli çocuklar, akranlarına göre duygusal olarak daha hassas olabilirler. Zihinsel yaşları çok ilerideyken, duygusal yaşları takvim yaşlarıyla uyumlu gidebilir. Bu yüzden "Her şeyi biliyor" diyerek onlara yetişkin sorumluluğu yüklememek ve bu özel yeteneklerini doğru yönlendirmek için mutlaka bir uzmandan (RAM - Rehberlik ve Araştırma Merkezleri veya çocuk psikologları) destek almak gerekir.