Sabah erken kalkma eğilimi büyük ölçüde biyolojik yapıyla ilişkili olsa da günlük alışkanlıklar da uyku düzeni üzerinde güçlü etkiye sahip. Özellikle çoğu insan kesin çizgilerle sabah insanı ya da gece insanı değil; iki uç arasında daha esnek bir yerde bulunuyor.
Bu nedenle ışığa maruz kalma, düzenli egzersiz, uyku saatinin sabit tutulması ve akşamları parlak ışıktan kaçınmak, uyku-uyanıklık döngüsünü zamanla etkileyebiliyor. Sabahları doğal ışık almak, vücudun iç saatini erkene çekmeye yardımcı olan en güçlü alışkanlıklardan biri olarak görülüyor.
Güne başladıktan kısa süre sonra gün ışığına çıkmak, vücuda “uyanma zamanı” sinyali veriyor. Sabah yürüyüşü yapmak, perdeyi açıp gün ışığı almak ya da aydınlık bir pencere kenarında zaman geçirmek, biyolojik saatin daha erken çalışmasını destekleyebiliyor.
Buna karşılık gün içinde az dışarı çıkmak, akşam geç saatlerde kafein tüketmek ve güneş battıktan sonra yoğun ekran ışığına maruz kalmak uyku saatini ileriye itebiliyor. Özellikle telefon, bilgisayar ve parlak ev aydınlatmaları, vücudun geceye geçiş sinyallerini geciktirebiliyor.