AKİT MENÜ

Gündem

Mahmut Övür, Sözcü TV'deki yaşanan rezaleti yazdı: İmamoğlu militanlarından utanç yayını!

Sabah Gazetesi yazarı Mahmut Övür, CHP Genel Başkanlığı'na geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alan fondaş medyanın imza attığı televizyonculuk rezaletini köşesine taşıdı. Övür, Ekrem İmamoğlu'nun militanlığını yapan isimlerin gazetecilik etiğini ayaklar altına aldığını vurguladı.

2

Siyasi hırslar uğruna medyanın nasıl bir tetikçilik aparatına dönüştürüldüğü Sözcü TV'deki son yayınla tescillendi. Sabah Gazetesi yazarı Mahmut Övür, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na karşı "sarayın aparatı, hain" gibi algı operasyonu ürünü sorular yönelten güruhun, konu İmamoğlu ve Özgür Özel'in rüşvet iddiaları olduğunda nasıl dillerini yuttuklarını yazdı. Övür, nefret siyasetinden beslenen bu canavarların artık kendi kurucularını bile çiğneyecek kadar arsızlaştığını belirtti.

3

İşte MAHMUT ÖVÜR'in o yazısı: Önceki akşam Türkiye'de basın tarihine geçecek bir televizyonculuk rezaletine imza atıldı. Herhâlde önümüzdeki yıllarda iletişim fakültelerinde ibret alınacak ders olarak okutulur. Sözcü TV aslında cesur denebilecek bir kararla yıllardır itibarsızlaştırdığı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu konuk aldı. Kılıçdaroğlu da aynı cesaretle kendisinden nefret edildiğini bile bile o yayına çıktı. Hem de CHP Genel Merkezi'nde.

4

Bir kere yayın büyük bir rezaletle, "CHP Genel Başkanı" yazmama yasağıyla başladı. Bir medya kuruluşunun böyle bir hakkı olamaz. Buna rağmen Kılıçdaroğlu o yayını sürdürdü ve bırakın taraflı olmasını gazetecilik etiğiyle örtüşmeyen, algılarla oluşturulan onlarca soruya da cevap verdi. Bunu yaparak, belki kendisi ile CHP sosyolojisi arasına örülen nefret duvarında bir gedik açtı ama çok daha fazlasını yapabilirdi. Sık sık sözünü ettiği ahlaki üstünlüğün ne anlama geldiğini söyleyebilir, İBB eksenli "İmamoğlu Suç Örgütü"yle ilgili iddiaların yenilir yutulur olmadığını, rüşvet ağlarını, bantlanan kameraları, Jetgiller rezaletini, Ali Nuhoğlu'ndan alınan Boğaz'daki villaları, Uşak Belediyesi'ndeki seks kölelerini, kutu kutu eurolu rüşvetleri sayar ve meydan okurdu.

5

Bir kısmını söyledi ama açık bir meydan okuma yapamadı ya da yapmak istemedi. "Bir kurultayı parayla satın alıyorsanız bu bir milli güvenlik sorunudur..." gibi önemli bir tespitin üzerinde bile yetirince durmadı, esip gürlemedi. Gerçekten CHP'nin bugün içine sürüklendiği kaosun asıl nedeni bu iddiaydı ama arkasını getirmedi. Programı yapan "gazeteciler" de oralı değildi ki hiçbiri sormadı ya da soramadı.

6

Peki kimdi kurultayı parayla satın alanlar? Herhâlde pavyon veya kafe köşelerinde dolar alan İstanbul, Erzurum veya Bitlis delegeleri değil. O delegeler kimi seçtiyse o isimler açıklanmadığı ve siyasi hesaplaşma yapılmadığı sürece CHP'deki kavga bitmez.

7

Programı sunan ve soru soran gazetecilerin durumuna gelince... Onların durumu gazetecilik açısından içler acısıydı. Kılıçdaroğlu en azından kendisini düşmanlaştıran bir mecrada siyaseten eksik bulunsa da çok şey söyledi. Gazeteci demeye dilim varmadığı için onlara "soru soranlar" diyorum. O yayında, Kılıçdaroğlu'na "sarayın aparatı, hain ya da proje" gibi soru soranlar ne yazık ki aynı cesaretle "militanı" oldukları İmamoğlu'na ya da bindiği minibüsün iç dizaynını Uşak Belediyesi'ne yaptıran Özgür Özel'e bugüne kadar bu konuları hiç sormadılar, soramazlar da.