AKİT MENÜ

Dünya

Türkiye korkusu Yunanlıları komedyen yaptı: Yunan muhabirden çapını aşan provokasyon

Ülkemizin savunma sanayiinde attığı stratejik hamleleri adım adım takip eden mevcut jeopolitik gelişmelerin ülkesinin lehine değerlendirilmesi gerektiğini savunurken, ülkemizin olası tepkilerini küçümseyen ifadeler kullandı. Türkiye’nin Adalar Denizinde atılacak adımlardan rahatsız olacağını öne süren Theodoratos, ““Türkiye sinirlenecek mi? Gidip bir çay içsinler, sakinleşirler” sözleriyle aklınca ti’ye almaya çalıtşı. Açıklamalarında gerilimi tırmandıran söylemlere de yer veren Yunan muhabir, Türkiye ile bir çatışmanın kaçınılmaz olduğunu iddia ederek, “Türkiye ile bir gün karşı karşıya geleceğimiz kesin. Ancak böyle bir sürecin zamanı ve şartlarını bizim belirlememiz gerekir, onların değil. Asıl önemli olan fark budur” ifadelerini kullandı.

1

SEBAHATTİN AYAN/İSTANBUL Siyonist israil ve gücü kalmayan Avrupa Birliğinden aldığı yarım yamalak destekle Adalar Denizinde haydutluk yapan, her fırsatta çapına bakmadan ülkemizi tehdit etmeye kalkışan Yunanistan yine boyundan büyük işlere kalkışıyor. Geçtiğimiz günlerde atadıkları kukla müftüye karşı geldikleri için Batı Trakya’da Müslüman Türklere hapis cezası veren Yunanistan şimdi de Mavi Vatan Doktrinine dil uzattı. Yunanistan’da yayın yapan Bluesky kanalı muhabiri İoannis Theodoratos, Türkiye’nin Mavi Vatan doktrinini hedef alarak, Doğu Akdeniz’de Ankara’ya karşı ABD, Fransa ve İsrail’in de dahil olacağı bir güvenlik paktı kurulmasını talep etti. Yunanistan’da yayın yapan Bluesky kanalının muhabiri İoannis Theodoratos, Türkiye’nin Mavi Vatan doktrinini, Adalar Denizi’ndeki haklarını koruma girişimlerini ve Doğu Akdeniz’deki stratejik adımlarını hedef alan provokatif açıklamalarda bulundu.

3

Türkiye’nin de yükselen bir deniz gücü olduğunun altını çizen Theodoratos, konuya “Kıbrıs, Meis, Rodos, Oniki Adalar, Girit, Ege, Zürafa, Semadirek ve Taşoz’dan Kıbrıs’a kadar olan hatta Türkiye’nin revizyonist deniz gücünü kilitlemeliyiz. Bölgede Türkiye’ye karşı yeni bir cephe oluşturulması gerektiğini anlatan Yunan muhabir, “ABD, Fransa, Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail ile birlikte Doğu Akdeniz için yeni bir güvenlik anlaşması oluşturulmalı. Bu ittifaka daha sonra Mısır ve Lübnan da dahil edilebilir.” diye konuştu. Türkiye’nin yavru vatan Kıbrıs davasına karşı da Ankara’yı hedef alan Theodoratos, “Kıbrıs sorunu ancak Türk askeri adadan çekildiğinde çözülür. Bunun da iki yolu var: Ya savaşarak çekilecekler ya da büyük bir ekonomik çöküşün ardından kendi istekleriyle ayrılacaklar. Bunun dışında bir çözüm yok. Bu gücü finanse etmek için ya ABD’den Camp David anlaşmasındaki gibi bir fon sağlanmalı ya da Yunanistan ve Kıbrıs’taki doğal gaz yatakları kullanılmalı. Barış ancak güçlü olursak masada sağlanır” dedi. Öte yandan konuyla ilgili gazetemize özel açıklamalarda bulunan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Yunanistan’da bir televizyon kanalında İoannis Theodoratos’ın dile getirdiği Türkiye karşıtı söylemleri ve Mavi Vatan doktrinine yönelik saldırıları sert bir dille eleştirdi. Yaycı, karşımızdaki zihniyetin barış değil, Türkiye’yi çevreleme ve denizlerden tecrit etme amacı güttüğünü belirtti.

5

Yunan muhabir İoannis Theodoratos’un bir askeri ve siyasi blok oluşturma çağrısını değerlendiren Yaycı, bu söylemlerin sıradan bir yorum değil, açık bir saldırganlık dili olduğunu ifade etti. Yaycı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’den dışlanmaya çalışıldığını ve çatışmanın kaçınılmaz olduğu yönündeki iddiaların arkasında Türkiye’yi Anadolu kıyılarına hapsetme stratejisinin yattığını vurguladı.

6

Mavi Vatan Doktrini’nin “revizyonizm” olarak nitelendirilmesine karşı çıkan Prof. Dr. Cihat Yaycı, bu doktrinin uluslararası hukuktan kaynaklanan kıta sahanlığı ve deniz yetki alanlarını koruyan millî bir duruş olduğunu hatırlattı. Meis’ten Girit’e, Semadirek’ten Taşoz’a kadar uzanan hattın Türkiye’nin haklarını gasp etmek için kurgulandığını belirten Yaycı, “Theodoratos’un saydığı hat, tesadüfen sıralanmış bir coğrafya değildir. Meis’ten Rodos’a, Oniki Ada’dan Girit’e, Semadirek’ten Taşoz’a kadar uzanan bu zincir, yıllardır Türkiye’nin Anadolu kıyılarına hapsedilmesi amacıyla kurgulanan stratejinin açık itirafıdır. Bir Yunan gazetecinin ağzından dile getirilen bu sözler, Türkiye’nin neden Mavi Vatan’a sahip çıkmak zorunda olduğunun da en açık kanıtıdır” ifadelerini kullandı.

7

Kıbrıs konusundaki küstah ifadelere de değinen Yaycı, Türk askerinin adadaki varlığının 1960 Garanti Antlaşmaları’na dayanan meşru bir hak olduğunu vurguladı. 1974 öncesinin karanlık günlerine özlem duyanların yanıldığını belirten Yaycı, “Kıbrıs konusundaki ifadeleri ise daha da vahimdir. Türk askerinin adadan çekilmesini ya savaşla ya da Türkiye’nin ekonomik çöküşüyle ilişkilendiren bir zihniyet, aslında 1974 öncesinin karanlık günlerine özlem duymaktadır. Ancak unutulan bir gerçek vardır: Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs’ta işgalci değil, 1960 Garanti Antlaşmaları’nın verdiği meşru haklarla bulunan garantör güçtür. Kıbrıs Türklerinin can güvenliği ve siyasi varlığı, Türk askerinin caydırıcılığı sayesinde korunmuştur” şeklinde konuştu. Muhabirin küçümseyici ifadelerine de yanıt veren Yaycı, “Türk milleti çayını içer; ama tarih boyunca hiçbir tehdide boyun eğmez” diyerek tarihi başarılara atıfta bulundu.

8

Yunanistan’ın sürekli dış güçlerden (ABD, Fransa, İsrail vb.) medet ummasını eleştiren Prof. Dr. Cihat Yaycı, Türkiye’nin zayıf bir ülke olduğu iddialarıyla bu geniş ittifak kurma çabasının çeliştiğini ifade etti. Türkiye’nin savunma sanayii ve jeopolitik kapasitesiyle bölgenin en güçlü devletlerinden biri olduğunu belirten Yaycı, Türkiye’yi denklem dışı bırakma hayallerinin boşa çıkacağını söyledi. Türkiye’nin barıştan yana olduğunu ancak bunun haklarından vazgeçmek anlamına gelmediğini kaydeden Yaycı şu tarihi uyarıyı yaptı: “Asıl gerçek şudur: Türkiye bölgesinin en güçlü devletlerinden biridir. Türk Silahlı Kuvvetleri, savunma sanayii, deniz gücü ve jeopolitik kapasitesiyle Doğu Akdeniz’in belirleyici aktörlerinden biridir. Bu nedenle Türkiye’yi denklem dışına çıkarma hayalleri hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir. Türkiye barıştan yanadır. Ancak barış, Türkiye’nin haklarından vazgeçmesiyle değil; Türkiye’nin haklarına saygı gösterilmesiyle mümkündür. Mavi Vatan’dan vazgeçmeyeceğiz. Kıbrıs Türklerinin güvenliğinden vazgeçmeyeceğiz. Egemenlik haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Ve unutulmamalıdır ki; savaşın zamanını ve yerini belirleme iddiasında bulunanlar, tarihte çoğu zaman savaşın sonucunu belirleyemeyenler olmuştur”