AKİT MENÜ

Kadın - Aile

Karaciğerde görülen bu belirtilere dikkat: Tıpta adı değişti ama çağın en sinsi hastalığı! Çoğu kimse bunu bilmiyor

Güncelleme Tarihi:

Tıpta 'Metabolik Disfonksiyonla İlişkili Yağlı Karaciğer' olarak adlandırılan karaciğer hastalığı, modern yaşamdaki fastfood, hareketsizlik ve obezite nedeniyle sinsice ilerleyerek siroza dönüşebilir. Hastalığın, ilerledikçe yorgunluk ve sağ karın bölgesinde dolgunluk hissiyle ortaya çıktığını belirten uzman isim; özellikle obezite, diyabet ve yüksek kolesterol hastalarının yüzde 80'inin büyük risk altında olduğunu söyledi. Vücut ağırlığının yüzde 10'unu vermek ise hayati önem taşıyor.

3

Dünyada ve ülkemizde görülme sıklığı gün geçtikçe artan karaciğer yağlanması, modern çağın en sinsi hastalıklarından biri olarak kabul ediliyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Organ Nakli Bölümünden Prof. Dr. Onur Yaprak, bu sinsi tehlikenin erken evrelerde tamamen sessiz kalabildiğini ve fark edilmeden ilerleyebileceğini belirtiyor.

4

Eskiden “alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması” olarak bilinen bu tablo, artık tıpta “Metabolik Disfonksiyonla İlişkili Yağlı Karaciğer” adıyla tanımlanıyor. Bilimsel raporlar, hastalığın sadece obeziteyle sınırlı olmadığını; normal kilodaki kişilerde de görülebildiğini ortaya koyuyor. Hastalığın toplumdaki yaygınlığına dikkat çeken Prof. Dr. Onur Yaprak, "Basit karaciğer yağlanması olanlarda genelde belirti yoktur ve çoğunlukla rutin testlerde tespit edilir. Ancak yağlanma ilerleyip iltihap ve sonrasında siroza yol açarsa kişide önce yorgunluk ve halsizlik, sağ karın bölgesinde dolgunluk hissi ardından da belirgin siroz bulguları kendini gösterir" diyerek sürecin ciddiyetini vurguluyor. Hastalığın artış trendini modern yaşam alışkanlıklarımıza bağlayan Prof. Dr. Yaprak, tetikleyici unsurları açıkça ortaya koyuyor. Yağlanmanın ardındaki temel etkenleri açıklarken, “İşlenmiş ve birçok katkı maddesini içeren hazır besinlerin, glukoz şurubunun, früktozun yaygın kullanımı, fastfood, hareketsizlik, obezite modern çağın hastalığı olan karaciğerde yağlanmayı da beraberinde getirdi" sözleriyle uyarılarda bulunuyor.

5

İlk aşamalarda hastaların hiçbir şikayetle doktora başvurmadığını belirten Prof. Dr. Yaprak, "Basit yağlanma olan kişilerde genellikle belirgin bir şikayet yoktur ve genellikle de yalnızca rutin kan testleri veya tesadüfen yapılan ultrasonografi, MR ya da bazı cerrahi işlemler sırasında tespit edilir” diyerek check-up yaptırmanın önemini hatırlatıyor. Karaciğerdeki tahribatın artmasıyla birlikte tablonun ağırlaştığını söyleyen Prof. Dr. Onur Yaprak, sürecin devamını şu şekilde aktarıyor: "Yağlanma ilerleyip iltihap ve karaciğerde sertleşmeye yol açarsa kişide önce yorgunluk ve halsizlik, sağ karın bölgesinde dolgunluk hissi ardından da belirgin siroz bulguları kendini gösterir."

6

Bazı kronik rahatsızlıklara sahip olan kişilerin karaciğer sağlıklarına ekstra özen göstermesi gerekiyor. Prof. Dr. Yaprak, “Karaciğer yağlanmasının en fazla geliştiği kişiler; obezite, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet hastaları olup bu kişilerin neredeyse yüzde 80’inde karaciğer yağlanması vardır. Bu yüzden risk altındakilerin kan tahlili ve radyolojik yöntemlerle karaciğerde yağlanma kontrolünü yaptırmaları gerekir” diyerek risk grubunu tanımlıyor. Prof. Dr. Yaprak, hastalığın tanısı ve evrelemesi için kapsamlı bir değerlendirme sürecinin gerekliliğini vurguluyor. Kan tahlilleri (AST, ALT, GGT, insülin direnci, kolesterol) ile karaciğerin durumunun incelendiğini belirten uzman; radyolojik görüntülemede ise standart ultrasonografinin yanı sıra, karaciğer sertliğini daha hassas ölçen elastografi veya fibroscan gibi ileri teknolojilerin, ayrıca MR ve tomografinin yağlanma derecesini belirlemede kritik rol oynadığını ifade ediyor.