Bilimsel olarak bu uygulamaların hiçbirinin faydası gösterilmemiştir.
Özellikle çamur sürmek enfeksiyon riskini artırabilir. Amonyak, diş macunu, kolonya veya çeşitli kimyasallar ise cildi tahriş ederek ağrıyı ve hasarı artırabilir. Yoğurt ya da bitkisel karışımların da tedavi edici etkisi yoktur.
Doğru yaklaşım; varsa arının iğnesini gecikmeden çıkarmak, bölgeyi sabun ve suyla temizlemek, soğuk uygulama yapmak ve şişliği azaltmak için gerekiyorsa doktor önerisiyle antihistaminik veya ağrı kesici kullanmaktır. Ancak nefes darlığı, yaygın döküntü veya baygınlık gibi belirtiler gelişirse evde uygulanacak hiçbir yöntem yeterli değildir; bu durumda eğer varsa adrenalin oto-enjektör kullanılmalı ve hızlıca acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.
Evet, gelişebilir.
Arı alerjisi doğuştan olmak zorunda değildir. Bağışıklık sistemi zaman içinde arı zehrine karşı duyarlılık geliştirebilir. Bir kişi yıllarca hiçbir sorun yaşamazken daha sonraki bir sokmada ciddi alerjik reaksiyon gösterebilir.
Bunun nedeni, ilk sokmaların bağışıklık sistemini duyarlı hale getirebilmesidir. Ancak şunu da vurgulamak gerekir ki her arı sokmasından sonra alerji gelişmez. Ciddi sistemik reaksiyonlar toplumda oldukça nadirdir.
Eğer arının iğnesi deride kaldıysa, en önemli ilk adım onu mümkün olduğunca hızlıca çıkarmaktır.
İğne, kredi kartı benzeri sert bir cisimle sıyırılarak veya cımbızla dikkatlice çıkarılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, iğnenin ucundaki zehir kesesini parmaklarla sıkmamaya veya ezmemeye özen göstermektir. Çünkü bu durum deriye daha fazla zehir geçmesine neden olabilir. Aslında, iğnenin nasıl çıkarıldığından çok ne kadar hızlı çıkarıldığı daha önemlidir.
Ancak şunu unutmamak gerekir ki iğnenin çıkarılması, oluşabilecek alerjik reaksiyonu veya anafilaksiyi kesin olarak engellemez. Anafilaksi, kişinin bağışıklık sisteminin arı zehrine verdiği aşırı yanıta bağlı gelişir ve çok az miktarda zehir bile duyarlı kişilerde ciddi reaksiyona yol açabilir.
İğne çıkarıldıktan sonra bölge sabun ve suyla temizlenmeli ve soğuk uygulama yapılmalıdır. Ancak kişi nefes almakta zorlanıyorsa, dudak veya dilinde şişme başlıyorsa, baygınlık hissediyorsa ya da yaygın kurdeşen gelişiyorsa yapılacak en kritik şey vakit kaybetmeden 112'yi aramak ve kişinin yanında adrenalin oto-enjektörü varsa bunu uyluğun dış kısmına uygulamaktır. Anafilakside hayat kurtaran ilaç adrenalindir; antihistaminikler veya kortizon bu durumda yeterli değildir.
Arı zehri immünoterapisi, tıpta en başarılı alerji tedavilerinden biridir. Tedavinin amacı bağışıklık sistemini arı zehrine alıştırarak, sonraki arı sokmalarında gelişebilecek ağır alerjik reaksiyonları önlemektir.
Tedavi genellikle 5 yıl sürer. Uygun hastalarda koruyuculuk oranı yaban arısı alerjisinde yaklaşık yüzde 95'in, bal arısı alerjisinde ise yüzde 80–90'ın üzerindedir. Bu nedenle daha önce sistemik alerjik reaksiyon geçiren hastalarda yaşam kurtarıcı bir tedavi olarak kabul edilir.
Ancak her hasta için tedavi süresi aynı değildir. Mastositoz gibi mast hücre hastalığı olanlar, başlangıçta çok ağır anafilaksi geçirenler veya arıcılık gibi mesleği gereği sık arı maruziyeti olan yüksek riskli kişilerde immünoterapinin daha uzun süre, hatta ömür boyu sürdürülmesi gerekebilir. Bu karar, hastanın risk faktörleri ve tedaviye verdiği yanıt değerlendirilerek alerji uzmanı tarafından bireysel olarak verilir.