AKİT MENÜ

Teknoloji-Bilişim

Eski subay F-35 uçaklarını havada avlayacak Türk silahını açıkladı: Gökyüzü yangın yerine dönecek

Güncelleme Tarihi:

Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, F-35, Kaan ve Euroifghter savaş uçaklarını derin bir analiz yaparak kıyasladı. Bilindiği üzere Kaan dışındaki iki uçağında şu an Türkiye'nin envanterine girme ihtimali bulunuyır. Ankara bu 3'lüye ayn anda sahip olursa bölgedeki hava gücü dengeleri tam anlamıyla sarsılacak. . Kemal Olçar, F-35'i havada avlayacak Türk gücünü açıkladı.

2

GZT'de yer alan habere göre, Türkiye'nin milli savunma projeleri arasında stratejik bir konuma sahip olan Milli Muharip Uçak KAAN, geliştirme sürecinde kaydettiği ilerlemeyle uluslararası savunma çevrelerinin dikkatini çekmeye devam ediyor. Başarılı test uçuşları ve teknik kabiliyetleriyle dünya basınında geniş yankı uyandıran proje, yalnızca Türkiye'nin hava gücünü değil, savunma sanayisindeki teknolojik dönüşümünü de temsil ediyor. Röportajda, KAAN'ın sahip olduğu teknolojik altyapı, geliştirme süreci, muhtemel operasyonel kabiliyetleri ve 2036 yılına uzanan hedefleri askeri ve stratejik açıdan kapsamlı biçimde değerlendiriliyor.

3

Milli Muharebe Uçağı KAAN projesinde neden farklı prototipler geliştirildi ve bu araçlar arasında ne gibi teknik değişiklikler yapıldı?

4

Doç. Dr. Kemal Olçar: Uçak üretim mekanizmalarında testlerin aşamalı olarak gerçekleştirilmesi zorunludur; KAAN projesinde de bu bilimsel metodolojiye tamamen uyulmuştur. İlk prototipimiz olan P0 modelinin, 20 Şubat 2024'te gerçekleştirdiği 13 ve 14 dakikalık ilk uçuş testlerinde 230 knot hıza ulaşıldı. Bu süreçte kokpitteki aviyonik sistemlerin reaksiyon süreleri ile gövdenin aerodinamik yapısı başarıyla denendi. İrtifa arttıkça uçağın reaksiyonlarının farklılaştığını gözlemledik; elde edilen sanal veriler ile pratik uçuş verilerinin tam uyumu sağlandıktan sonra P1 modeline geçiş yaptık.

5

P1 modelindeki en görünür ve radikal değişim, burun kısmına yerleştirilen Murat 200A AESA radarıdır. Bu radar donanımı nedeniyle burun yapısı P0’a göre daha bombeli bir geometriye kavuştu. Söz konusu teknoloji, 150-200 kilometre mesafeden yaklaşan uçak ve füzeleri tespit edebilme kabiliyetine sahiptir. Ayrıca görünmezlik (hayalet uçak) özelliğini artırmak amacıyla EOTS (Hedefleme Sistemi) ve IRST (Kızılötesi Arama ve Takip Sistemi) gibi elektronik donanımlar gövde içerisine gizlendi, dış satıhta pürüzsüz bir RAM boya sistemi uygulandı. Bir diğer prototip olan P2 ise tamamen "iron bird" (demir kuş) olarak adlandırılan yer testleri için yapılandırıldı. P2, uçuş esnasında maruz kalınacak yüksek basınca eşdeğer kuvvetlerle yerde dayanıklılık testlerine tabi tutulacaktır.

6

KAAN'ın motorizasyon süreci ve pilotun iş yükünü azaltan kokpit teknolojileri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Doç. Dr. Kemal Olçar: Proje takvimi Blok 10, 20 ve 30 şeklinde aşamalı olarak ilerlemektedir. Şu an prototiplerde F-16'lardan aşina olduğumuz çift F110 motoru kullanılmaktadır. Ancak Blok 30 versiyonuyla birlikte uçaklarımız tamamen yerli TF35.000 motoruna geçiş yapacaktır. Bu dönüşüm, uçağın toplam itki kapasitesini neredeyse iki katına çıkaracaktır.

7

Teknolojik entegrasyonun bir diğer boyutu ise kokpitte yer alıyor. Pilotun kullandığı akıllı kask sistemi, uçak ile insan arasındaki bağı üst seviyeye taşımaktadır. "Sensör füzyonu" adı verilen teknoloji sayesinde, uçaktaki tüm radar ve optik veriler birleştirilerek pilotun kaskındaki dijital ekrana yansıtılmaktadır. Bu durum, muharebe ve yüksek manevra esnasında pilotun karar alma mekanizmasını hızlandırırken, üzerindeki pilotaj iş yükünü de en az seviyeye indirmektedir.

8

5. nesil savaş uçağı KAAN'ı, F-35 ve Eurofighter Typhoon ile operasyonel açıdan karşılaştırdığımızda hangi özellikleri öne çıkıyor? Doç. Dr. Kemal Olçar: Bu üç platform, tasarım amaçları ve görev profilleri bakımından birbirinden ayrılmaktadır. F-35, ağırlıklı olarak derin taarruz görevleri için geliştirilen tek motorlu bir savaş uçağıdır. Eurofighter Typhoon ise hava üstünlüğü ve önleme görevlerine odaklanan bir platformdur. KAAN ise taarruz, hava savunması, önleme ve yakın hava desteği gibi farklı görevleri aynı platformda yerine getirebilen çok rollü bir savaş uçağı olarak öne çıkmaktadır. Performans açısından değerlendirildiğinde Eurofighter Typhoon yaklaşık 2.0 Mach azami hızıyla dikkat çekerken, KAAN yaklaşık 3.700 kilometreye ulaşan menzili sayesinde çok daha geniş bir operasyon alanında görev icra etme avantajı sunmaktadır. Bu özellik, özellikle uzun menzilli harekâtlarda ve farklı görev senaryolarında önemli bir esneklik sağlamaktadır.

9

Görünmezlik noktasında F-35'in radar kesit alanı (RCS) avantajlı görünse de KAAN, dahili mühimmat hazneleri ve özel geometrisiyle bu açığı kapatmaktadır. Önemli bir detay olarak; F-35'in tek motorlu devasa yapısı art yakıt kullanımında aşırı termal ısı yaymakta, bu durum onu kızılötesi takip sistemlerine karşı açık hedef haline getirmektedir. KAAN ise çift motor yapısıyla ısı dağılımını ve aerodinamik kararlılığı daha dengeli yönetmektedir.

10

Bu uçakların hava-hava muharebesi senaryolarında birbirlerine karşı operasyonel üstünlükleri nelerdir? Doç. Dr. Kemal Olçar: Hava-hava muharebe senaryoları incelendiğinde, modern sensörler ve uzun menzilli füze sistemlerinin belirleyici rol oynadığı görülüyor. Gelişmiş AESA radarına sahip F-35, düşük görünürlük özelliğinin de sağladığı avantajla, 4.5 nesil Eurofighter Typhoon'u kendisi tespit edilmeden önce yaklaşık 180 kilometre mesafeden algılayıp AMRAAM füzesiyle angaje olabilecek bir kabiliyete sahiptir. Benzer şekilde KAAN'ın da Murat 200A AESA radarı sayesinde Eurofighter Typhoon'u yaklaşık 150 kilometre uzaklıktan tespit ederek kilit altına alabildiği ve yerli Gökhan ya da Meteor hava-hava füzeleriyle yakın hava muharebesine girmeden hedefi etkisiz hâle getirebilecek bir kapasite sunmasının hedeflendiği ifade edilmektedir. Bu durum, modern hava savaşlarında ilk tespit eden ve ilk atışı yapan tarafın önemli bir avantaj elde ettiğini gösteriyor.

11

Asıl kırılma noktası 5. nesil iki uçak olan KAAN ve F-35 karşı karşıya geldiğinde yaşanacaktır. Her iki uçak da radarda görünmediği için tespit edilmemek adına kendi radarlarını kapatacaklardır. Bu durumda uçaklar birbirlerini ancak 30-40 kilometre gibi çok yakın bir mesafede fark edebilirler. Bu mesafeye girildiği andan itibaren radarlar değil, ısıya duyarlı kızılötesi sistemler devreye girer. F-35'in motorundan yayılan yüksek termal ısı, KAAN'ın IRST kızılötesi takip sistemi tarafından kolayca avlanacaktır. Üstelik F-35 manevra kabiliyeti açısından hantal bir uçak olduğundan, KAAN'ın yüksek kıvraklığı ve füzelerinden kaçma şansı oldukça düşüktür. Dolayısıyla yakın muharebede KAAN'ın F-35'i imha etme olasılığı çok daha yüksektir.

12

2036 yılı projeksiyonunda Türk Hava Kuvvetleri envanterine girecek olan KAAN filoları bölgedeki stratejik dengeleri nasıl değiştirecek? Doç. Dr. Kemal Olçar: Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 10 yıl sonrası için hedefi yaklaşık 450 adet KAAN uçağını envantere dahil etmektir. Bu süreç tamamlandığında F-16 ve F-4 gibi eski nesil uçaklar tamamen devreden çıkacak, modernizasyon arayışları son bulacaktır. KAAN, tek bir gövdede Türkiye sınırlarının iki katı büyüklüğünde bir alanı tek başına kontrol edebilecek harekat sığasına sahiptir. En kritik nokta ise KAAN'ın tek başına savaşan bir uçak olmamasıdır. KAAN; Kızılelma, Akıncı ve Bayraktar gibi insansız hava araçlarıyla (SİHA) tam entegre çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Gökyüzüne havalandığında etrafındaki tüm kamikaze ve keşif dronlarını sensör füzyonuyla havadan komuta edecektir. Bu yönüyle KAAN, hava muharebelerinde sadece bir avcı uçağı değil; adeta bir komutan uçak, gökyüzünün "amiral gemisi" rolünü üstlenecektir. Bu vizyon, bölgedeki Su-57, J-20 veya F-35 gibi tüm yabancı unsurların hava sahamıza girişini engelleyecek güçtedir.