NPPES kapsamında tedarik zinciri ekiplerinin 70'in üzerinde Türk tedarikçiyle görüşmeler yürüttüğünü aktaran Rose, şöyle devam etti:
"CANDU teknolojisinin tercih edilmesi halinde, Türkiye için doğrudan ekonomik değer yaratacak bir ortaklık kurarken, Türk şirketlerinin dünyanın başka yerlerinde de bizimle birlikte çalışabilmesi sayesinde dolaylı bir ekonomik katkı da söz konusu oluyor. Şunu tekrar tekrar vurgulamak istiyorum, burada kazan-kazan fırsatı sunan uzun vadeli bir ortaklık söz konusu. Ancak aynı zamanda Türk şirketlerinin ve Türk halkının bu tür bir teknoloji tercihinin ortaya çıkardığı ekonomik getiriden pay alabilmesi açısından da bir değer söz konusu."
Rose, Türkiye'nin ikinci nükleer santralin sahibi ve işletmecisi olma yönündeki yaklaşımının CANDU santrallerinin dünyadaki uygulamalarıyla uyumlu olduğunu belirterek, "Bizim rolümüz, tasarımın tamamlanmasını sağlamak olacak. Nükleer ada ve tesisin geri kalan kısmı için yüklenicilerle ortaklık kuracağız. Reaktörün başarılı ve güvenli performansı için kritik olan nükleer nitelikli malzeme ve bileşenlerin tarafımızca onaylandığından emin olacağız. İnşaatın bizim denetimimiz altında ve standartlarımıza uygun bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacağız çünkü işletmeci şirketle ilişkiyi biz yürüteceğiz ve işletme ömrü boyunca onlara hizmet ve destek sağlayacağız. Dolayısıyla, uçtan uca entegratör olmak istiyoruz. Amacımız santralin inşası için, umut ediyorum ki Türkiye'den, doğru ortaklar seçmek. Ayrıca karar aşamasından inşaat, devreye alma, 60-70 yıllık işletme ve devreden çıkarma sürecine kadar santralin güvenli ve işletme ömrü boyunca faaliyetini destekleyecek ortaklarla çalışmak." diye konuştu.