AKİT MENÜ

Sağlık

İşte sağlıktaki devrimin en net hikayesi! Ölüyü rehin alan devletten hastayı ülkeye getiren devlete

Hac ibadeti için gittiği Suudi Arabistan’da aniden rahatsızlanan 70 yaşındaki Türk vatandaşı, kızının CİMER’e yaptığı başvurunun ardından Sağlık Bakanlığı'na ait ambulans uçakla Türkiye’ye getirilirken, bu kurtarma operasyonu geçmişte "ölüyü rehin alan devletten, bugün hastasını dünyanın öbür ucundan uçakla getiren devlete" uzanan sağlık devriminin ve insana verilen değerin en net hikayesi oldu.

3

CİMER'e 5 Haziran'da başvuru yapan vatandaş, annesinin Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonunda hac ibadetini yaptığı sırada Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinde rahatsızlandığını ve kaldırıldığı Suudi German Hospital Hastanesinde Covid ve verem hastalığı teşhisi konularak yoğun bakımda tedaviye alındığını belirterek, annesinin Türkiye'ye getirilmesi ve tedavisinin burada devam etmesi için yaptıkları ambulans uçak başvurusunun kabul edilerek acilen sevkin sağlanmasını talep etti.

4

Talep üzerine Cidde Konsolosluğu tarafından ivedilikle gerekli işlemler gerçekleştirildi. N.A.'nın Türkiye'ye nakli için Diyanet İşleri Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda uçak ambulans operasyonu düzenlendi. Pnömoni tanısıyla rahatsızlandığı bildirilen hasta, teknik ve uçuş izinlerinin tamamlanmasının ardından 7 Haziran'da Suudi Arabistan'dan uçak ambulansla alınarak İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesine nakledildi. N.A.'nın yoğun bakım ünitesinde tedavisinin sürdüğü ve bilincinin açık olduğu öğrenildi.

5

Hac ibadeti için Suudi Arabistan’da rahatsızlanan 70 yaşındaki Türk vatandaşı, kızının CİMER başvurusu üzerine Sağlık Bakanlığı ambulans uçağıyla Türkiye’ye getirilerek, vatandaşın insana verilen değerin somut bir örneği olarak görüldü. Bu haber, Türkiye'nin geçmişteki sağlık sisteminde parası olmayan hastaların taburcu edilmediği ve hatta hayatını kaybeden vatandaşların cenazelerinin borç yüzünden hastanelerde rehin tutulduğu karanlık dönemleri akıllara getirdi. 1990'lı yıllarda, doğum masraflarını ödeyemeyen ailelerin yeni doğan bebekleri günlerce hastane odalarında alıkonulurdu. Sosyal güvencesi ya da parası olmayan aileler, senet imzalamadan çocuklarını eve götüremezdi. Benzer şekilde, acil servise getirilen ve günlerce tedavi gören çocuk hastalar, babaları parayı denkleştirene kadar taburcu edilmez, bir nevi rehin tutulurdu.

6

O dönemlerde en büyük dramlar morg kapılarında yaşanırdı. Hastanede hayatını kaybeden bir kişinin biriken tedavi borcu ödenmeden cenazesi ailesine teslim edilmezdi. Aileler, yakınlarının cenazesini defin hakkı kazanabilmek için akrabalarından borç toplamak, evini ya da arasını satmak zorunda kalırdı; parayı bulamayanların cenazeleri ise haftalarca hastane morglarında bekletilirdi.