AKİT MENÜ

Gündem

NATO'dan 70 yıldır darbe yiyen Türkiye'nin geldiği noktaya bakın: Ankara ne demek istiyor?

Güncelleme Tarihi:

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkan Yardımcısı Alper Tan "70 Yıldır NATO’dan Darbe Yiyen Türkiye Son İşgal Girişimi 15 Temmuz’un 10. Yılında NATO’nun Patronu Olma Noktasına Geldi" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Türkiye'nin bambaşka bir noktaya evrildiğini aktaran Tan, Ankara'nın ne demek istediğini açıkladı. İşte Tan'ın o yazısı...

3

Tarih, zaferlerin yanı sıra ihanetlerin de ders kitabıdır. 1952’de NATO’ya girişimiz, kâğıt üzerinde “ittifak” diye pazarlandı ama aslında Ankara’yı Washington ve Avrupa’nın hegemonyasına kurumsal bir teslimiyetti. O günden itibaren Türk ordusu ve siyaseti, “müttefik” kisvesiyle vesayet altına alındı. Derin devlet oyunları, dışarıdan yazılan senaryolarla içimize nakşedildi. 27 Mayıs 1960 darbesiyle başlayan o karanlık askeri darbeler silsilesi, tam da bu teslimiyetin meyvesiydi. Siyaseti ve orduyu formatladılar; Türkiye’yi ABD ve Avrupa’ya mahkûm ettiler. Bir daha doğrulmasın diye her on yılda bir yumruk vurdular.

4

27 Mayıs’tan 12 Eylül’e, 28 Şubat postmodern darbesinden 27 Nisan e-muhtırasına, 70’li yılların sağ-sol çatışmalarından PKK terörünün fitilini ateşlemeye, Alevi-Sünni kavgası provokasyonlarından 15 Temmuz 2016 işgal teşebbüsüne kadar her darbe, her kaos, her kanlı senaryo aynı merkezden yönetildi: ABD/NATO.

5

Irak ve Suriye üzerinden kuşatma planları devreye sokuldu. PKK’yı, FETÖ’yü, her türlü taşeronu üzerimize saldılar. Ama unuttukları bir şey vardı: Bu topraklarda Kadim Türk Devlet Aklı yaşıyor! O Akıl, sabırla, basiretle, stratejiyle ve imanla direndi. Her hasım oyununun içinde kendi oyununu kurdu. Her tuzağın etrafından dolanıp, hasmının silahını kendine çevirdi. 15 Temmuz gecesi, o işbirlikçi hainlerin kullandığı F-16’lar Meclis’imizin üzerine bombalar yağdırırken, millet meydanlara indi. Tankların önüne yatan, kurşunlara göğsünü siper eden o muazzam irade, sadece bir işgali engellemekle kalmadı, asırlık bir vesayeti de yıktı. FETÖ/NATO unsurlarının yürüttüğü o kanlı işgal teşebbüsü, milletimizin azmiyle bozguna uğradı.

6

Bugün, 15 Temmuz’un 10. yılında gururla söylüyoruz ki o kuşatma duvarları bir bir yıkıldı. Suriye, artık Türkiye’nin kontrolü ve etkisi altında şekilleniyor. Katil Esad sonrası yeni Suriye, Ankara’nın stratejik hamleleriyle istikrara kavuşuyor, terör koridorları tasfiye ediliyor, Türk ordusunun ve diplomasisinin damgası her yerde. Irak’taki denklemler, Kafkasya’daki enerji hatları, Afrika’daki savunma anlaşmaları, Balkanlar’daki tarihi bağların canlanması… Hepsi, aynı büyük vizyonun parçaları. Türkiye, kendisine tezgâh kuranların oyuncağı olmaktan çıkıp, kendi oyununun kurucusu haline geldi.

7

Düşünsenize, NATO’ya 1952’de sanki bir lütuf olarak alınan Türkiye, bugün ittifakın kaderini belirleyen, patronu olma noktasına dayanan bir güç. ABD ve Avrupa’nın kendi iç krizlerinde, enerji savaşlarında, göç dalgalarında, savunma zafiyetlerinde Türkiye’nin sözü geçiyor. Asya’da yeni dengeler, Afrika’da kalkınma köprüleri, Kafkasya’da barış mimarlığı… Kadim devlet aklı, harikulade bir sabırla bunları ördü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde, millet iradesiyle, şehitlerimizin kanıyla yoğrulan bu yol, “Türkiye Yüzyılı”nın ta kendisidir.

8

Batı, hâlâ eski alışkanlıklarını bırakmakta zorlanıyor. Ama başka çareleri kalmadı. İşgal teşebbüslerinde parmağı olanlar, bugün sessizliğe gömüldü. Artık sahte “demokrasi” dersi vermeye bile cesaretleri kalmadı. Türk milleti, o karanlık gecelerde kimin dost, kimin düşman olduğunu çok iyi gördü. 15 Temmuz, sadece bir işgal girişimi değildi; aynı zamanda Türk devletinin ve milletinin NATO vesayetine karşı en büyük karşı koymasıydı.

9

Şimdi yeni bir dönem başladı. Suriye’de kurulan düzen, sadece bir komşu ülkenin istikrara kavuşturulması değil; aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel liderliğinin manifestosudur. Kadim devlet aklının bize has yöntemleriyle PKK/YPG terör örgütlerinin beli kırıldı, mülteci sorunu kontrollü bir şekilde yönetiliyor, ekonomik köprüler kuruluyor. Askeri, diplomatik ve istihbarat alanındaki eşsiz koordinasyon, hasımlarımızı şaşkına çeviriyor.

10

Kadim Türk Devlet Aklı, tam da bu noktada devreye giriyor: Sabırla bekle, stratejiyle hazırla, vakti geldiğinde hamleni yap. Avrupa’nın enerji krizi, ABD’nin küresel hegemonya kaygıları, Rusya-Ukrayna gerilimi… Hepsi Türkiye’yi daha da kritik kılıyor. Ankara, ne Batı’ya mahkûm ne de Doğu’ya. Bağımsız, onurlu, güçlü bir Türkiye. NATO’ya girerken “koruma” diye sunulan o hegemonya zincirini, kendi iradesi ve kabiliyetleri ile kırmış bir Türkiye. Artık ittifakın içinde söz sahibi olan, hatta yön veren lider bir ülke.

11

15 Temmuz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle yâd ediyoruz. Onların kanı boşa akmadı. O karanlık geceden doğan aydınlıkla birlikte, bugün Asya’dan Afrika’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, dünyanın her köşesinde bayrağımızın serinleten esintileri hissediliyor. Türkiye, sadece kendi geleceğine yön vermekle kalmıyor, bölgesel ve küresel dengeleri de yeniden tesis ediyor. NATO’nun eski efendileri artık şunu anlamaya başladılar. Bu millet, vesayete boyun eğmez. Bu devlet, oyunlarınızın içinde kendi oyunlarını kurar. Hiç ummadığınız bir anda da şaşkına çeviren hamlelerini yapar.

12

Bir asır önce İslam hilafetinin makamında bulunan Osmanlı Devleti dağıtıldığında hasımlarımız her şeyi hallettiklerini zannediyorlardı. 1952’de esasında bir Haçlı Ordusu olan NATO’ya Türkiye’yi üye yaptılar. Yani Osmanlı döneminde İslam ordularının başkomutanı olan Türk Devleti, Haçlı Ordularının üyesi yapılmıştı. Şimdi bir yandan Pakistan-Suudi Arabistan-Mısır-Katar arasında kurulmakta ve daha da genişleyecek olan askeri ittifakın önde gelen liderlerinden biri olan Türkiye, şimdi bir taraftan da sözünü ettiğimiz Haçlı Ordusu NATO’nun merkezi kontrol gücü haline geldi. Böyle bir durum tarihte bir ilk olacak. Ankara ne demek istiyor? Türkiye, Ankara’da yapılan 7-8 Temmuz 2026, 36. NATO zirvesindeki mesajlarıyla, Türk Devletinin, altı buçuk asır Cihana damga vuran Osmanlı Ruhuyla yeniden sahneye döndüğünü gösterdi. Fotoğraf çekilen sahnelerde NATO ambleminin olması yanıltmasın. Sahnenin arkasına bakın. O zaman her şeyi daha doğru göreceksiniz. Şunu hiç unutmamak lazım. Batılı dostlarımız/müttefiklerimiz bize bütün “iyilikleri” o logonun arkasında yaptı! Ama şimdilerde Batı Dünyasının liderleri Ankara'ya gelerek günah çıkarıp, bir nevi biat ediyorlar. Gelen liderlere Osmanlı Devleti’nin meşhur Mehter Marşı ile karşılık veriliyor ki, nereye geldiklerini iyi anlasınlar… Siyaset, güvenlik, ekonomi ve savunma teknolojileri konularında elde edilen başarılar göz kamaştırıyor. Tek bir kurşun atmadan gelinen bu noktadan mutlu olmayanlar varsa bunların bu topraklara, bu devlete ve bu millete aidiyetlerinden kuşku duymak lazım.

13

Kendi etrafında hızla dönmekte olan dünya bir yandan da yeni bir siyasi ve stratejik denge ve yörüngeye oturuyor. Bu NATO zirvesinden sonra bu değişimler daha da hızlanabilir. Allah yolumuzu, bahtımızı açık ve işlerimizi kolay eylesin inşallah.