Emine Erdoğan, böylesine büyük bir dönüşüm yaşanırken devletlerin seyirci kalamayacağını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Düşünün, onayı alınmamış bir ilacı çocuğumuza verir miyiz? Dozunu doktora danışmadan belirler miyiz? Çocuklarımızın ekran üzerinden neye, ne kadar maruz kalacağı da yalnızca kar amacı güden şirketlerin insafına bırakılamaz. Şirketler hissedarlarına, devletler ise milletlerine karşı sorumludur. Dijital çağda çocuklarımızı koruyacak insan merkezli bir çerçeve oluşturmak da milletten yetkisini alan devletlerin bir sorumluluğudur. Türkiye olarak biz, bu sorumluluğun gereğini yapmaya gayret ediyoruz. Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmemiz ile bu mücadeleyi uluslararası zemine taşıdık. İç düzenlemelerle 15 yaş altı çocukların sosyal medyaya erişimini sınırladık, platformlara yaş doğrulama ve ebeveyn denetimi gibi somut yükümlülükler getirdik."
Bu konuda yalnız olmadıklarını ve küresel bir uyanış yaşandığını dile getiren Emine Erdoğan, "Bugün bu masa etrafında temsil edilen pek çok ülkenin, bu anlamda önemli adımlar attığını biliyorum. Bu noktada, kıymetli dostum Melania Trump'ın, lider eşlerini bu gaye etrafında buluşturan, 'Geleceği Birlikte Şekillendirmek' girişimini, çok anlamlı bulduğumu söylemek istiyorum. Ama şunu da biliyoruz ki nehir kirlenmeye devam ederken, kıyıda filtre dağıtmakla yetinemeyiz." diye konuştu.
Emine Erdoğan, "Çocuk güvenliği, dijital platformlara sonradan eklenen bir ayar değil, tasarımın ilk ilkesi olmalıdır. Algoritmaların kara kutusu açılmalı, teknoloji şirketleri, ürünlerinin toplumsal etkilerini bağımsız denetime sunmalıdır." ifadelerini kullandı.