AKİT MENÜ

Dünya

Kıbrıs Türk Tarih Kurumu’nun Yeniden Doğuşu: Araştırmacı Yazar Ayşenur Atak’tan Tarihsel Analiz

SEBAHATTİN AYAN/İSTANBUL 1963’te Kanlı Noel saldırıları nedeniyle faaliyetleri kesintiye uğrayan Kıbrıs Türk Tarih Kurumu, 2026 yılında yeniden hayata geçti. Araştırmacı yazar Ayşenur Atak, bu gelişmenin yalnızca kurumsal bir dönüş değil, Kıbrıs Türk halkının tarihi hafızasını koruma ve uluslararası alanda doğru tarih anlatısını güçlendirme yolunda stratejik bir adım olduğunu belirtti.

3

Araştırmacı yazar Ayşenur Atak, Kıbrıs Türk Tarih Kurumu’nun 1961 yılındaki kuruluşundan başlayarak 2026 yılında yeniden faaliyete geçirilmesine uzanan süreci değerlendirdiği analizinde, kurumun yeniden açılmasının yalnızca idari bir karar değil, Kıbrıs Türk halkının tarihsel hafızasının yeniden inşası açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

4

Atak, “Yalan Tarihe Son! Kıbrıs Türk Tarih Kurumu’nun Yeniden Açılması Üzerine” başlıklı yazısında, bir toplumun geleceğini sağlam temeller üzerine kurabilmesinin geçmişini bilimsel yöntemlerle kayıt altına almasına bağlı olduğunu belirterek, Kıbrıs Türk halkının yıllarca askeri ve siyasi alanda verdiği mücadelenin akademik zeminde kurumsal olarak desteklenmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.

5

Analizde, Kıbrıs Türk Tarih Kurumu’nun ilk olarak 3 Temmuz 1961’de Türk Tarih Kurumu’nun desteğiyle kurulduğu, ancak 1963 Kanlı Noel saldırıları ve sonrasında yaşanan Rum saldırıları nedeniyle faaliyetlerini sürdüremediği hatırlatıldı. Bu süreçte Kıbrıs Türklerinin yalnızca fiziki varlık mücadelesi vermediği, aynı zamanda kurumsal hafızalarının da büyük zarar gördüğü belirtilirken, kurumun 16 Mart 2026 tarihinde yeniden tüzel kişilik kazanmasının tarihsel bir devamlılığın ve hafızanın yeniden ihyası anlamına geldiği kaydedildi.

6

Ayşenur Atak, kurumun yeniden yapılanmasında Girişimci Kurul Başkanı Dr. İsmail Bozkurt’un üstlendiği role de dikkat çekti. Bozkurt’un hem Kıbrıs Türk siyasetinde ve kültür hayatında önemli izler bırakan bir isim hem de 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na fiilen katılmış bir mücahit olduğunu belirten Atak, bu birikimin kuruma güçlü bir milli perspektif kazandıracağını ifade etti.

7

Yazıda ayrıca Doç. Dr. Mehmet Balyemez’in akademik katkılarıyla kurumun bilimsel niteliğinin güçlendiği belirtilirken, Türk Tarih Kurumu ile Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Araştırmaları Merkezi (KITAMER) iş birliğinde yürütülen “Mücahit ve Mücahidelerin Anlatımıyla Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi” sözlü tarih projesinin, milli mücadelenin canlı tanıklıklarını gelecek nesillere aktaran önemli bir çalışma olduğu vurgulandı.

8

Atak, sözlü tarih çalışmalarının özellikle milli mücadeleye tanıklık eden neslin giderek azalması nedeniyle büyük önem taşıdığına işaret ederek, mücahit ve mücahidelerin hatıralarının sesli ve görüntülü olarak kayıt altına alınmasının Kıbrıs Türk tarihinin doğru kaynaklarla gelecek kuşaklara aktarılması açısından paha biçilemez bir değer taşıdığını ifade etti.

9

Analizini, “Tarihine sahip çıkmayan toplumlar, geleceklerini başkalarının kaleme aldığı anlatılara teslim eder” değerlendirmesiyle tamamlayan Atak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir” sözünü hatırlatarak, Kıbrıs Türk Tarih Kurumu’nun yeniden faaliyete geçmesinin milli hafızanın korunması ve tarihi gerçeklerin bilimsel zeminde gelecek nesillere aktarılması bakımından stratejik bir adım olduğunu dile getirdi.