AKİT MENÜ

Ekonomi

Katılım finanstan İslam ekonomisine: Türkiye’nin kaçırmaması gereken fırsat

Araştırmacı yazar Tayfun Kaan Gündüz, TimeTürk.com için kaleme aldığı “Katılım finanstan İslam ekonomisine: Türkiye’nin kaçırmaması gereken fırsat” başlıklı yazısında, küresel finans sistemindeki dönüşümü, İslam ekonomisinin yükselen rolünü ve Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini kapsamlı şekilde değerlendirdi. Gündüz, faiz temelli finansal sistemin krizlere karşı kırılganlığının giderek daha görünür hâle geldiğini belirterek, katılım finansının artık yalnızca alternatif bir model değil, küresel ekonominin önemli bir bileşeni hâline geldiğini ifade etti.

3

Araştırmacı yazar Tayfun Kaan Gündüz, TimeTürk.com’da yayımlanan analizinde, son yirmi yılda dünya finans sisteminin sessiz ancak köklü bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çekti. Geleneksel faiz temelli finans modelinin ardı ardına yaşanan ekonomik krizlerle sorgulanır hâle geldiğini belirten Gündüz, risk paylaşımına dayalı, reel varlıklarla desteklenen ve borç sarmalı oluşturmayan katılım finans sisteminin küresel ölçekte giderek daha fazla kabul gördüğünü vurguladı.

4

Yazısında, 20. yüzyılın başından günümüze yaşanan ekonomik krizlerin ortak paydasının mevcut finansal sistem olduğunu savunan Gündüz, insanın sınırsız kâr maksimizasyonu anlayışına dayanan ekonomik modellerin sürdürülebilir olmadığını dile getirdi.

5

Mevcut finans sisteminin yapısal sorunlarının devam etmesi hâlinde yeni küresel krizlerin kaçınılmaz olacağını ifade eden Gündüz, İslam ekonomisinin ise yalnızca finansal araçlardan ibaret olmayan, sosyal adalet ve üretim odaklı bütüncül bir ekonomik yaklaşım sunduğunu belirtti. İslam ekonomisinin üç temel katmanını anlattı Gündüz, kamuoyunda çoğu zaman birbirine karıştırılan İslami bankacılık, İslami finans ve İslam ekonomisi kavramlarının farklı kapsamlar içerdiğini belirterek bunları üç başlık altında değerlendirdi. Buna göre en dar kapsamı faizsiz finansman sağlayan katılım bankalarının oluşturduğunu belirten Gündüz, İslami finansın ise sukuk (kira sertifikası), tekafül sistemi, katılım yatırım fonları ve sermaye piyasası araçlarını da kapsayan daha geniş bir yapı olduğunu ifade etti.

6

En geniş çerçevenin ise İslam ekonomisi olduğunu kaydeden Gündüz, zekât, vakıf sistemi, adil gelir dağılımı, israfın önlenmesi ve helal üretim-tüketim anlayışını içine alan kapsamlı bir ekonomik ekosistemden söz etti. Küresel İslami finans 6 trilyon dolara ulaştı Makalesinde küresel verilere de yer veren Tayfun Kaan Gündüz, 2024 yılı itibarıyla İslami finans varlıklarının yaklaşık 6 trilyon dolara ulaştığını belirtti.

7

2018 yılından bu yana sektörün neredeyse iki kat büyüdüğünü ifade eden Gündüz, mevcut büyüme hızının sürmesi hâlinde 2029 yılında sektör büyüklüğünün 9,7 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini aktardı. Sukuk piyasasının da tarihi bir eşiği geçtiğini belirten Gündüz, tedavüldeki kira sertifikalarının 1 trilyon doları aştığını, yıllık sukuk ihraç hacminin ise 265 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştığını ifade etti. Küresel katılım finansının ağırlık merkezinin hâlen Körfez ülkeleri ile Güneydoğu Asya olduğunu belirten Gündüz, Suudi Arabistan’ın aktif büyüklük bakımından ilk sırada yer aldığını, İran ve Malezya’nın onu takip ettiğini kaydetti. Londra, Dubai ve Kuala Lumpur’un ise uluslararası sukuk piyasasının en önemli merkezleri olduğuna dikkat çekti.

8

Türkiye’deki katılım finans sektörünü de değerlendiren Gündüz, katılım bankacılığının toplam bankacılık sistemi içindeki payının 2025 sonu itibarıyla yüzde 9-10 bandına ulaştığını belirtti. Sektörün aktif büyüklüğünün 4,3 trilyon TL seviyesine yükseldiğini ifade eden Gündüz, Türkiye’nin küresel İslami finans piyasasındaki payının ilk kez yaklaşık yüzde 3 seviyesine ulaşarak ilk on ülke arasına girdiğini söyledi. Bunun önemli bir gelişme olduğunu ancak Malezya ve Körfez ülkelerinin gerisinde kalındığını belirten Gündüz, uzun yıllardır resmî strateji belgelerinde yer alan yüzde 15’lik katılım bankacılığı hedefinin hâlen korunduğunu ifade etti.

9

Yazısında kamu katılım bankalarının birleşme sürecine de değinen Gündüz, Ziraat Katılım, Vakıf Katılım ve Halk Katılım bankalarının tek çatı altında toplanmasının planlandığını hatırlattı. Bu birleşmenin gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkacak yapının katılım bankacılığı alanında yaklaşık yüzde 36 pazar payına ulaşabilecek büyüklüğe sahip olacağını belirten Gündüz, bunun sektörde önemli bir ölçek ekonomisi oluşturacağını değerlendirdi.

10

Araştırmacı yazar Gündüz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı konuşmayı da analiz etti. Erdoğan’ın mevcut küresel finans sistemine yönelik eleştirilerinin yalnızca teorik değerlendirmeler olmadığını belirten Gündüz, faiz temelli ekonomik model yerine daha adil ve üretim odaklı bir finans mimarisi kurulmasına yönelik güçlü siyasi iradenin ortaya konulduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kamu katılım bankalarının tek çatı altında toplanacağını ve Emlak Katılım’ın halka arz edilerek vatandaşların sektörün büyümesine ortak edileceğini açıklamasının, sektör açısından önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekti.

11

Gündüz, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan’ın da İslam ekonomisinin akademik altyapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmalarda aktif rol üstlendiğini belirtti. İbn Haldun Üniversitesi ile Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu arasında imzalanan iş birliği anlaşmasının yalnızca akademik bir protokol olmadığını ifade eden Gündüz, bunun sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirmeye yönelik stratejik bir adım olduğunu değerlendirdi. Bilal Erdoğan’ın yürüttüğü çalışmaların katılım finansını yalnızca bankacılık faaliyeti olmaktan çıkarıp eğitim, araştırma ve uluslararası iş birlikleriyle desteklenen daha geniş bir İslam ekonomisi ekosistemine dönüştürme hedefi taşıdığını kaydetti. “Türkiye önemli fırsat yakalayabilir” Makalesinin son bölümünde Türkiye açısından katılım finansın sağlayabileceği kazanımları değerlendiren Tayfun Kaan Gündüz, üç temel başlığa dikkat çekti. İlk olarak, faiz hassasiyeti nedeniyle finans sistemi dışında kalan önemli miktardaki tasarrufların ekonomiye kazandırılabileceğini belirten Gündüz, bunun üretken yatırımları artırarak dış finansman ihtiyacını azaltabileceğini ifade etti. İkinci olarak Türkiye’nin güçlü bankacılık altyapısı ve stratejik konumu sayesinde Londra, Dubai ve Kuala Lumpur’un yanında bölgesel bir katılım finans merkezi olma potansiyeline sahip olduğunu belirten Gündüz, uluslararası iş birliklerinin bu hedef açısından önem taşıdığını vurguladı. Son olarak katılım finansın özellikle teminat sorunu yaşayan küçük ve orta ölçekli işletmeler için önemli bir alternatif finansman modeli sunduğunu belirten Gündüz, kâr-zarar ortaklığı esasına dayanan sistemin üretim, yatırım ve istihdama doğrudan katkı sağlayabilecek önemli bir araç olduğunu ifade etti. Yazısını değerlendirme niteliğindeki ifadelerle tamamlayan Gündüz, katılım finansın yalnızca faizsiz bankacılık anlayışından ibaret görülmemesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin ekonomik kalkınma hedefleri doğrultusunda eğitimden sermaye piyasalarına, sosyal adaletten uluslararası finans merkezine uzanan bütüncül bir İslam ekonomisi yaklaşımını hayata geçirmesinin stratejik önem taşıdığını kaydetti.