Gündem
PSEKA resmen yalvardı: Uçakları Türkiye'ye vermeyin
Türkiye'ye yeniden verileceği konuşulan F-35 savaş uçaklarıyla ilgili lobi faaliyetleri hız kesmeden devam ediyor. Son olarak Beyaz Saray'a Türkiye'yi hedef alan bir mektup yazıldı.
Gündem
Türkiye'ye yeniden verileceği konuşulan F-35 savaş uçaklarıyla ilgili lobi faaliyetleri hız kesmeden devam ediyor. Son olarak Beyaz Saray'a Türkiye'yi hedef alan bir mektup yazıldı.
Gazeteci Bedrettin Bölükbaşı'nın aktardığı bilgilere göre, ABD'de faaliyet gösteren Rum lobi kuruluşu PSEKA, Türkiye'nin F-35 savaş uçaklarına yeniden dahil edilme ihtimali ile milli muharip uçak KAAN programında kullanılabilecek motor teknolojilerine yönelik olası iş birliklerini engellemek amacıyla harekete geçti.
ongre üyelerine gönderilen ve "Türkiye'ye F-35 transferi açık ve yakın bir tehlike oluşturuyor" başlığını taşıyan mektupta, Ankara aleyhine çok sayıda iddia ve değerlendirmeye yer verildi.
Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisinde kaydettiği ilerleme ile bölgesel ve küresel ölçekte artan askeri etkinliğinin bazı lobi gruplarında rahatsızlık oluşturduğu değerlendirilirken, PSEKA'nın mektubunda da bu endişelerin izleri görüldü. Mektupta, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesinin engellenmesi gerektiği savunularak, Kongre üyelerine satışa onay verilmemesi çağrısı yapıldı.
Rum lobisi, Türkiye'nin dış politikası, savunma iş birlikleri ve Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerini gerekçe göstererek F-35 satışına karşı çıktı.
Mektupta, Türkiye'nin Çin ile geçmişte gerçekleştirdiği askeri tatbikatlar, Rusya ile ticari ilişkileri, Hamas'a yönelik politikası ve "Mavi Vatan" doktrini eleştiri konusu yapılırken, F-35 teknolojisine ilişkin bilgilerin üçüncü ülkelere aktarılabileceği öne sürüldü. Ayrıca Türkiye'ye F-35 verilmesinin Yunanistan'ın mevcut askeri dengesini olumsuz etkileyeceği savunuldu.
Son dönemde Türkiye'nin savunma sanayisinde attığı adımlar, yerli ve milli projelerde elde ettiği başarılar ile NATO içindeki stratejik konumu, özellikle Yunanistan ve Rum lobisinin yürüttüğü faaliyetleri yeniden gündeme taşırken, söz konusu mektup da Ankara'nın savunma kapasitesinin daha da güçlenmesini önlemeye yönelik girişimlerden biri olarak değerlendiriliyor.