AKİT MENÜ

Gündem

Hilal Kaplan'dan çarpıcı sözler: Türkiye'nin görevi bazıları gibi 'barış mimarı' pozları vermek değil

Güncelleme Tarihi:

Gazeteci Hilal Kaplan, Sabah'ta köşesinde "Versay’da solan çiçekler İstanbul’da açar mı?" başlıklı bir yazı kaleme aldı. ABD ile İran arasındaki barış müzakerelerine değinen Kaplan, Türkiye'nin atacağı adımları yorumladı. İşte Kaplan'ın o yazısı...

2

17 Haziran sabahı Trump Versay Sarayı'nda, Pezeşkiyan aynı saatlerde Tahran'da imzaları attı. Sahnenin Versay'da kurulma amacı, 1919'un dönüm noktası belgelerinin imzalandığı o masaya bu kez de bir yeniden inşa görüntüsü yerleştirmekti. Güzel bir kareydi. Trump'ın hassas egosu da okşanmıştı. Ne var ki daha imzaların mürekkebi kurumadan ABD, İran'da 90 yeni hedefi vurmuştu bile.

3

Şimdi Hamaney "Trump'ın imzası geçersiz ve değersizdir" diyor. Trump zaten başka bir şey söylüyor. İkisini de tam ciddiye almak güç çünkü ikisi de söz konusu olduğunda söylemin gerçeklikle ilişkisi oldukça gevşek.

4

Trump için imza, müzakere masasının bir aksesuarı niteliğinde; ihtiyaç kalmayınca çekmeceye kalkıyor. Hamaney için "mutabakatı çöpeattık" ilanı ise İran tarihindeki tanıdık bir refleks. Malum en sert retorik, en zayıf pozisyondan gelir.

5

Saldırılar devam ederken müzakere zemini inşa etmek güç. Savaş biçim değiştirirken Türkiye'nin konumuna bakıyorum ve karmaşık bir tablo görüyorum. Dışişleri Bakanı Fidan, Pakistan-Katar-Türkiye üçlüsünün birlikte kurduğu mutabakat metnine "acilengeri dönün" dedi. Doğru bir çağrı, tutarlı ve meşru ama iki taraf da şu an kendi iç söylemlerini idare etmekle o kadar meşgul ki Ankara'dan gelen sesi duymak için biraz durmaları gerekiyor ve o sakinliğe şu an sahip değiller.

6

Türkiye'nin bu tablodaki en gerçekçi hedefi "barış mimarı" olmak değil, koridorları açık tutmak olabilir ancak.

7

Bugün TCMB bile Para Politikası Kurulu metnine jeopolitik belirsizlik ve enerji fiyatı vurgusunu eklemek zorunda kaldı; Hürmüz'deki ateşin doğrudan ekonomik yansıması olarak okumak lazım. Türkiye hem NATO hem İran hem de Körfez ekonomisiyle iç içe bir aktör ve bu, masanın birçok tarafında aynı anda oturmak anlamına geliyor.

8

Neticede Ortadoğu'nun kaderi, iki büyük laf cambazının birbirini boşa düşüren cümlelerine bırakılamaz. Biri attığı imzayı ilk bombardımanla hükümsüz kılıyor, diğeri her geri adımı en sert nutuklarla örtmeye çalışıyor.

9

Böyle bir tabloda Türkiye'nin görevi bazıları gibi "barış mimarı" pozları vermek değil; Hürmüz'den enerji akışını, bölgedeki ticaret koridorlarını ve diplomatik temas kanallarını açık tutmaktır. Zira bu krizde en tehlikeli hata taraf seçmek değil, tarafların öfkesine kapılıp kendi aklını kaybetmektir. O yüzden Türkiye soğukkanlı kalıp arka kapı diplomasisiyle masayı dağıtan değil, masanın yeniden kurulabildiği ülke olmaya çalışacaktır.