Aşırı sıcaklar karşısında herkesin dikkatli olması gerektiğini belirten Gürcan, bazı grupların vücut ısı dengesini koruma yeteneğinin çok daha zayıf olduğunu söyledi.
Bu hassas grubun içinde 65 yaş ve üzeri olanlar, bebekler, çocuklar, hamileler, kronik hastalar, diyabeti veya kalp hastalığı bulunan kişilerin olduğuna dikkati çeken Gürcan, yaz aylarında vücudun ısı dengesini korumak ve dehidrasyonu önlemek için su tüketiminin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Gürcan, "Gün içine yayarak sık sık su içilmelidir. Ben hastalarıma 'İdrar rengini takip edin.' diyorum. En pratik dehidrasyon kontrolüdür. İdrar renginiz açık sarı veya şeffaf olmalıdır. Koyu sarı ise acilen su tüketiminizi artırmanız gerekir." dedi.
- Yaz aylarında güneş çarpmasına dikkat
Yaz aylarında güneş çarpmasında ilk alarm sinyallerinin aşırı halsizlik, bitkinlik, kas krampları, baş dönmesi, sersemlik, şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma veya iştahsızlık olduğunu anlatan Gürcan, bunların görülmesi halinde hemen 112 Acil Servisi'nin aranması gerektiğini kaydetti.
Dr. Gürcan, vücut sıcaklığını düşürmek için koltuk altı, ense, göğüs ve kasık bölgelerine soğuk suyla ıslatılmış bezler veya beze sarılı buz torbalarının konulmasını tavsiye ederek, "Varsa vantilatörle hava akımı sağlayın. Asla ağızdan sıvı veya yiyecek vermeyin. Akciğerlere kaçarak boğulmaya yol açabilir. Bu durumda ambulans gelene kadar kişiyi yan yatırarak, biz buna koma pozisyonu diyoruz, solunum yolunu açık tutun." diye konuştu.
Yazın serinlenmek amacıyla yapılan yaygın hatalardan birinin de sıcak basınca hemen buzdolabından çıkan çok soğuk suları veya buzlu içecekleri hızla tüketmek olduğuna değinen Gürcan, aşırı soğuk sıvıların aniden alınmasının boğazdaki damarların büzüşmesine, yerel bağışıklığın zayıflamasına, farenjit ve bademcik iltihabı gibi enfeksiyonların tetiklenmesine, mide kramplarına ve sindirim zorluğuna, vagus sinirinin uyarılmasıyla ani kalp ritim bozukluklarına yol açabildiğini kaydetti.
Su yerine soğuk alkol, aşırı şekerli soğuk çaylar, asitli içecekler veya yoğun kafeinli soğuk kahveler tüketmenin, duştan çıktıktan veya denizden döndükten sonra saçları kurutmadan doğrudan esintili bir alana veya klimanın, vantilatörün veya açık pencerenin karşısına geçmenin yanlış olduğunu anlatan Gürcan, "Sindirimi zor olan yağlı, ağır, aşırı baharatlı yemekler ve hamur işleri yerine vücut ısısını artırmayan sebze yemekleri, salatalar, meyveler ve yoğurt gibi hafif gıdalar tüketin. Yaz aylarında beslenme düzeninin temel amacı, vücudun sindirim yükünü hafifletmek, iç ısıyı dengede tutmak ve terlemeyle kaybedilen su ve mineralleri yerine koymaktır." bilgisini verdi.
- "Sıcak, mevcut hastalığın dengesini bozarak tabloyu ağırlaştırabilir"
Fizyoloji hekimi Dr. Nihan Gemici Elbir de aşırı sıcakların etkisiyle terleme sonucu kaybedilen sıvı ve elektrolitler yerine konmadığında böbrek fonksiyonlarının bozulabileceğini, tansiyonda düşüş olabileceğini, kalpte ritim bozukluklarının ortaya çıkabildiğini söyledi.
Sıcak dalgalarında kalp krizi ve inme vakalarında belirgin artış gördüklerine dikkati çeken Elbir, riskleri ciddiye alındığında sıcağa bağlı ölümlerin büyük ölçüde önlenebilir olduğunu belirtti.
Elbir, yaşlılarda susama hissinin azalması ve ter bezlerinin daha az etkin çalışması nedeniyle farkına varmadan ciddi sıvı kaybı yaşayabildiklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Yaşlıların kullandıkları ilaçlar da bu tabloyu ağırlaştırabilir. Çocuklarda vücut yüzeyinin kütleye oranının yüksek olması ve ısı düzenleme sistemlerinin henüz tam olgunlaşmaması nedeniyle vücut ısısı çok daha hızlı yükselir. Gebelerde artan kan hacmi ve metabolik yük nedeniyle sıcak, tansiyonun düşmesine, erken doğum riskinin artmasına ve ödemin belirginleşmesine yol açabilir. Kalp, böbrek, şeker ve solunum hastalığı olanlarda ise sıcak, mevcut hastalığın dengesini bozarak tabloyu ağırlaştırabilir. Bu nedenle sıcak dalgalarında bu grupların yakın takibi, sadece ailelerin değil hepimizin sorumluluğudur."
- Klima ve vantilatör kullanımına dikkat edilmeli
Elbir, klima kullanımında ideal iç ortam sıcaklığının 22-24 derece olduğunu, iç ve dış ortam arasındaki farkın 8 dereceyi aşmamasına özen gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Aşırı sıcak olan dönemlerde, kapalı bir odada vantilatörün odayı tek başına serinletmediğini anlatan Elbir, bu durumda kapalı mekanın mutlaka havalandırılması gerektiğini belirtti.
Sıcak havalarda uyku düzeni, tansiyon ve genel yaşam kalitesinin etkilendiğine işaret eden Elbir, şunları kaydetti:
"Uzayan sıcak dalgalarında toplumda sinirlilik, tahammülsüzlük, dikkat dağınıklığı ve kaygı belirtilerinde belirgin artış görüyoruz. Sıcağın ruh sağlığı üzerindeki bu etkisi çoğu zaman göz ardı ediliyor. Fizyolojik olarak da sıcakta damarlar genişlediği için tansiyon düşme eğilimindedir. Bu durum özellikle tansiyon ilacı kullananlarda baş dönmesi ve halsizliğe yol açabilir. Uyku için yatmadan önce ılık bir duş alınması, akşam yemeğinin hafif tutulması ve yatak odasının gündüz saatlerinde serin tutulması işe yarayan basit önlemlerdir."