Böğürtlende bulunan C vitamini, bağışıklık sisteminin normal işleyişine ve kolajen üretimine katkıda bulunuyor. C vitamini aynı zamanda antioksidan özellik taşıyarak hücrelerin oksidatif stresten korunmasına yardımcı oluyor.
Ancak böğürtlen tüketmek tek başına hastalıklardan korunmak için yeterli değil. Sağlıklı beslenmenin farklı renklerde sebze ve meyveler, yeterli protein, sağlıklı yağlar ve tam tahıllarla desteklenmesi gerekiyor.
Antosiyanin bakımından zengin besinlerin tüketimiyle kalp ve damar sağlığının bazı göstergeleri arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar bulunuyor. Bilimsel değerlendirmelerde antosiyanin içeren besinlerin dengeli beslenmenin bir parçası olarak tüketilmesinin kardiyovasküler sağlık üzerinde olumlu etkiler gösterebileceği belirtiliyor. Ancak bu etkilerin kişiden kişiye değişebileceği ve böğürtlenin ilaç yerine geçmeyeceği unutulmamalı.
Böğürtlen taze ve sade şekilde tüketilebileceği gibi yoğurda, salataya veya yulaflı kahvaltılara da eklenebilir. Reçel, marmelat ve şerbet hazırlanırken eklenen şeker miktarı, meyvenin doğal hâline göre toplam şeker ve kalori değerini yükseltebilir.
Bu nedenle böğürtlenden en iyi şekilde yararlanmak için meyvenin mümkün olduğunca taze, şekersiz ve kontrollü porsiyonlarla tüketilmesi öneriliyor.