AKİT MENÜ

Teknoloji-Bilişim

İşte bu hiç hesapta yoktu: Amerikan uçaklarını emekli edip Türkiye’den Bayraktar TB3 SİHA alacaklar

Hizmet ömrünün sonuna yaklaşan A-4 Skyhawk savaş uçaklarını emekliye ayırmanın planlarını yapan Güney Amerika ülkesi, Bayraktar TB3 SİHA’ları gündemine aldı.

3

Savunmatr'de yer alan habere göre, Brezilya merkezli savunma yayını TecnoDefesa, Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar TB3 insansız hava aracının, Brezilya Donanması’nın gelecekteki deniz taarruz konseptinde önemli bir rol üstlenebileceğini değerlendirdi. Haberde, hizmet ömrünün sonuna yaklaşan A-4 Skyhawk savaş uçaklarının oluşturacağı kabiliyet boşluğunun, yeni nesil insansız hava sistemleriyle giderilebileceği ifade edildi.

4

Deniz harp konsepti, Soğuk Savaş döneminde gemisavar füzelerinin kullanılmaya başlanmasından bu yana en kapsamlı dönüşüm sürecini yaşıyor. Son yıllarda yaşanan çatışmalar, savaş gemileri, denizaltılar ve insanlı hava araçlarının uzun yıllar boyunca belirleyici olduğu deniz harekâtlarında artık insansız hava sistemlerinin giderek daha önemli bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor.

5

Rusya-Ukrayna Savaşı, insansız sistemlerin kuvvet dengesi üzerindeki etkisini somut biçimde gözler önüne serdi. Haberde yer alan bilgilere göre Ukrayna, Hazar ve Karadeniz’de hava araçlarını kullanarak Rus gemilerini tespit etti, takip etti ve hedef aldı. Böylece, donanmaya sahip olmamasına rağmen istihbarat, elektronik harp ve insansız sistemlerin entegrasyonu sayesinde Rus Karadeniz Filosu üzerinde önemli bir baskı oluşturdu.

6

Ayrıca Ukrayna’nın gerçekleştirdiği uzun menzilli saldırılar, insansız hava araçlarının üslerinden yüzlerce kilometre uzaklıktaki stratejik hedeflere ulaşabildiğini gösterdi. Bu gelişme, keşif, gözetleme ve taarruz faaliyetlerinde mesafenin artık önceki kadar belirleyici bir unsur olmadığını ortaya koyuyor.

7

Deniz taarruz havacılığı açısından dikkat çeken bir diğer gelişme ise Şubat 2026’da düzenlenen NATO Steadfast Dart 2026 tatbikatı oldu. Tatbikatta Türk yapımı Bayraktar TB3 insansız hava araçlarının TCG Anadolu (L-400) amfibi hücum gemisinden icra ettiği faaliyetlerin, “drone taşıyıcı” konseptinin klasik uçak gemilerine alternatif olabileceğini gösterdiği ifade ediliyor.

8

Haberde, bu yaklaşımın görev kuvvetlerine ufuk ötesinde durum farkındalığı sağlayabileceği, uzun menzilli gemisavar füzelere hedef tespiti yapabileceği, elektronik harp görevleri icra edebileceği ve hassas deniz taarruzları gerçekleştirebileceği, tüm bunların insanlı hava araçlarını ve mürettebatlarını riske atmadan yapılabileceği belirtiliyor.

9

Brezilya açısından değerlendirildiğinde ise 5,7 milyon kilometrekareyi aşan “Mavi Amazon” olarak adlandırılan deniz yetki alanının korunmasının büyük önem taşıdığı vurgulanıyor. Bu bölgede petrol platformları, stratejik ticaret yolları, denizaltı haberleşme kabloları ve önemli doğal kaynaklar bulunuyor. Bu nedenle yalnızca deniz platformlarının böylesine geniş bir alanın kontrolü için yeterli olmadığı ifade ediliyor.

10

Brezilya Donanması’nın sabit ve döner kanatlı hava araçlarını uzun yıllardır kullandığı belirtilirken, AF-1 Falcão olarak adlandırılan McDonnell Douglas A-4KU Skyhawk uçaklarının en geç 2030 yılında operasyonel ömürlerini tamamlamasının beklendiği aktarılıyor. Bu durumun, Brezilya’nın deniz av-bombardıman doktrinini sürdüren Birinci Önleme ve Taarruz Filosu’nun geleceği açısından belirsizlik oluşturduğu ifade ediliyor.

11

Haberde, söz konusu kabiliyetin tamamen ortadan kalkması halinde deniz taarruz görevlerinde insansız hava sistemlerinden yararlanılmasının, mevcut operasyonel tecrübenin korunmasına yardımcı olacağı ifade edildi. Bu yaklaşımın, ilerleyen dönemde insanlı savaş uçaklarına yeniden geçiş sürecinde önemli bir altyapı oluşturabileceği de vurgulandı.

12

Haberde, Bayraktar TB3 benzeri orta irtifada uzun süre görev yapabilen bir insansız hava aracının envantere katılmasının, gemilerde görev yapan helikopterler ile gelecekte hizmete alınması planlanan deniz karakol uçaklarının kabiliyetlerini tamamlayacağı ifade edildi. Bu sayede denizlerde kesintisiz gözetleme ve keşif kapasitesinin önemli ölçüde artırılabileceği vurgulandı. Ayrıca böyle bir platformun amfibi harekâtlarda da kritik rol üstlenebileceği belirtilirken, çıkarma bölgelerinin anlık olarak izlenmesi, olası tehditlerin erkenden tespit edilmesi ve kara birliklerine istihbarat ile operasyonel destek sağlanmasının mümkün olabileceği değerlendirildi.