Çocukların ölümle ilgili en sık sorduğu sorulara nasıl cevap verilmeli?
Çocukların en sık sorduğu sorular somuttur. "Acıkıyor mu?", "Üşüyor mu?", "Toprağın altında nefes alabiliyor mu?", "Canı acıyor mu?". Bu sorular gelişimsel olarak son derece normaldir. Çocuğun öğrenmeye çalıştığı şey bedenin artık nasıl çalıştığıdır. Bu nedenle açıklamalar da somut olmalıdır. "İnsan öldüğünde kalbi artık atmaz. Nefes almaz. Yemek yemez. Uyku gibi değildir. Canı acımaz çünkü bedeni artık çalışmıyordur." Bu açıklama çocukta oluşabilecek korkuları azaltır.
Çocuklar, "Sen de ölecek misin?" dediğine nasıl cevap vermek gerekiyor?
Okul öncesi çocuklar başlangıçta ölümün sadece yaşlı insanların başına geldiğini düşünebilir. Bir süre sonra ise bunun tam tersine geçerek; "Sen de ölecek misin?", "Ben de ölecek miyim?" sorularını sormaya başlar. Bu sorular ebeveynleri çoğu zaman kaygılandırır. Oysa çocuk ölüm korkusundan çok yaşamın kurallarını anlamaya çalışmaktadır. Bu durumda hem dürüst hem güven veren bir açıklama yapılmalıdır.
"Evet, bütün insanlar ve bütün canlılar bir gün ölür. Ama bu genellikle insanlar çok yaşlandığında olur. Şu anda ben sağlıklıyım ve uzun yıllar senin yanında olmayı bekliyorum."
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, gerçek dışı güvence vermemektir. "Ben hiç ölmeyeceğim." demek doğru değildir.
Okul öncesi dönemin önemli özelliklerinden biri benmerkezci düşünmedir. Çocuk bazen olayların kendi düşünceleri nedeniyle gerçekleştiğine inanabilir. Bu gelişimsel açıdan beklenen bir durumdur. Bu nedenle suçluluk varsa mutlaka düzeltilmelidir.
"Hiç kimse düşündüğü için bir insan ölmez. Senin söylediğin veya düşündüğün hiçbir şey buna neden olmadı. Büyükbabanın ölmesinin nedeni çok ağır bir hastalığı olmasıydı."
Çocuk ancak gerçek nedeni öğrendiğinde suçluluk duygusu azalacaktır.
Hangi ifadeler kullanılmamalı?
Birçok aile çocuğunu üzmemek için "Melek oldu.", "Cennete gitti.", "Allah yanına aldı.", "Uzun bir yolculuğa çıktı." gibi ifadeler kullanır. Bu cümleler iyi niyetle söylense de okul öncesi dönemde çocuklar soyut kavramları yetişkinler gibi yorumlayamaz. Ölümü bir dönüşüm ya da geçici bir ayrılık olarak algılayabilir, geri dönmesini bekleyebilir veya Allah'ın sevdiği insanları elinden aldığı düşüncesiyle korku geliştirebilir. Bu nedenle önce ölümün bedenin artık çalışmaması anlamına geldiğini açıklanmalı, ardından ailenin inancına uygun manevi açıklamalar eklenmelidir. Böylece çocuk hem gerçeği öğrenir hem de kaybı anlamlandırmasına yardımcı olacak manevi bir çerçeve edinir.
Örneğin, şöyle denebilir:
"Dedenin bedeni artık çalışmıyor. Kalbi atmıyor, nefes almıyor ve bu yüzden geri gelemeyecek. Bizim inancımıza göre insanlar öldükten sonra ruhları Allah'ın huzuruna gider. Onun için dua edebiliriz ve onu sevgiyle hatırlayabiliriz."
Burada çocuk önce ölümün biyolojik anlamını, ardından ailenin manevi anlamlandırmasını öğrenmiş olur. Bu yaklaşım hem gelişimsel açıdan uygundur hem de çocuğun dini inançla güven ilişkisini korur. Çocuk cenazeye katılmalı mı?
Eskiden çocukların cenazeden uzak tutulmasının onları koruyacağı düşünülürdü. Günümüzde ise bunun her çocuk için doğru olmadığı görüşü hakimdir.
Çocuğun cenazeye katılması tek başına travmatik değildir. Önemli olan, neyle karşılaşacağını önceden bilmesi ve yanında güvendiği bir yetişkinin bulunmasıdır.
Eğer çocuk gitmek istiyorsa zorla engellenmemeli; gitmek istemiyorsa da zorlanmamalıdır.
Katılmadan önce ona şu bilgiler verilebilir:
"Bugün insanlar dedene veda etmek için bir araya gelecekler. Bazıları ağlayacak çünkü onu özlüyorlar. Tabut göreceğiz. Daha sonra onu toprağa defnedeceğiz. İstersen bir süre durabiliriz, istersen yorulduğunda birlikte dışarı çıkabiliriz."
Bu hazırlık çocuğun kontrol duygusunu artırır ve kaygısını azaltır.
Yas çocuklarda nasıl görünür?
Yetişkinler gibi sürekli ağlamamak, çocuğun üzülmediği anlamına gelmez.
Çocuklar birkaç dakika ağladıktan sonra oyun oynayabilir, sonra tekrar ölen kişiyle ilgili soru sorabilirler. Yas, çocuklarda dalgalar hâlinde yaşanır.
Bazen resimlerinde, oyunlarında veya davranışlarında kaybı yeniden işlerler. Aynı hikâyeyi defalarca canlandırmaları iyileşme sürecinin doğal bir parçası olabilir.
Ne zaman profesyonel destek alınmalıdır?
Çoğu çocuk, sevgi dolu ve güven veren bir aile ortamında zamanla kayba uyum sağlar. Ancak bazı belirtiler normal yas sürecinin ötesine geçebilir.
Aşağıdaki durumlarda bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurmak uygun olacaktır:
* Haftalar boyunca hiç azalmayan yoğun kaygı,
* Sürekli kendini suçlama,
* Günlük yaşamı bozan öfke nöbetleri,
* Uzun süren uyku ve iştah sorunları,
* Okula gitmeyi reddetme,
* Gelişim basamaklarında belirgin gerileme (yeniden alt ıslatma, bebeksi konuşma gibi),
* "Ben de ölmek istiyorum." şeklindeki ifadeler,
* Kaybın üzerinden aylar geçmesine rağmen işlevselliğin belirgin biçimde bozulması.
Çocuklar ile ölümü konuşmak çoğu aile için zorlayıcıdır. Fakat ölümü konuşmaktan kaçınmak çocuğu korumaz; aksine belirsizlik, çocukların hayal gücünü gerçeklerden çok daha korkutucu senaryolarla doldurabilir. Dürüstlük, şefkat ve gelişim düzeyine uygun bir şekilde ölümün paylaşılması hem yasın sağlıklı yaşanmasını hem de çocuğun dünyaya duyduğu güvenin korunmasını sağlar.(kaynak: akşam)