Anlaşmanın en dikkat çekici yönü, katılımcı ülkelerin kolektif güvenliğini en üst düzeye çıkarma kararlılığı oldu. İmzalanan metinde, ortaklardan herhangi birine yönelecek askeri bir tehdit veya saldırının, doğrudan diğer iki ülkeye de yapılmış kabul edileceği ilkesi benimsendi. Bu adım, her türlü düşmanca girişime karşı ortak bir caydırıcılık kalkanı oluşturmayı hedefliyor. Suudi Arabistan kanadı, bu paktın yeni bir askeri blok oluşturma amacı taşımadığını, nükleer silahlanma yarışı veya benzeri emellerle ilgisi bulunmadığını açıkladı. Riyad yönetimi ayrıca, bu ortaklığın Körfez ülkeleri, Arap dünyası ya da diğer küresel aktörlerle olan mevcut ilişkilere zarar vermeyeceğinin altını çizdi. Ankara ise anlaşmanın Türkiye'nin NATO yükümlülükleriyle çelişmediğini, aksine bölgesel istikrarı destekleyen tamamlayıcı bir güvenlik mekanizması olduğunu duyurdu.