AKİT MENÜ

Gündem

Amerikan okulları çocuklarımızı nasıl devşirdi! Mustafa Armağan perde arkasını yazdı

Akit yazarı tarihçi Mustafa Armağan, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan Amerikan misyoner okullarının eğitim faaliyetlerini ve toplum üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. Halide Edip Adıvar’ın Amerikan Kız Koleji yıllarından 1908’de The Nation’a gönderdiği mektuba kadar dikkat çekici örnekleri sıralayan Armağan, yabancı okullar aracılığıyla gençlerin Amerikan kültürü ve Evanjelik idealler doğrultusunda yetiştirildiğini yazdı.

3

Akit yazarı tarihçi Mustafa Armağan, “Türkiye’de Amerikan okulları çocuklarımızı nasıl devşirdi?” başlıklı yazısında Osmanlı topraklarında faaliyet gösteren Amerikan misyoner okullarının tarihini ve bu kurumların yetiştirdikleri öğrenciler üzerindeki etkilerini ele aldı. Armağan, özellikle Halide Edip Adıvar üzerinden çarpıcı örnekler verirken, Amerikan misyoner okullarında verilen eğitimin yalnızca akademik eğitimden ibaret olmadığını, öğrencilerin düşünce dünyalarını da şekillendirmeyi hedeflediğini yazdı.

4

Armağan, Halide Edip'in 1908 tarihli mektubunu hatırlattı Mustafa Armağan yazısına, Halide Edip Adıvar'ın 1908 yılında ABD'de yayımlanan The Nation gazetesine gönderdiği mektuptan bir bölüm aktararak başladı. Armağan'ın aktardığı metinde Halide Edip'in İngiliz ve Amerikalı kadınlara seslenerek Türkiye'de eğitim faaliyetlerine katılmaları yönünde çağrı yaptığı görülüyor. Halide Edip'in mektubundaki şu sözler dikkat çekiyor: “Gidin ve okutun vahşileri, varoşlara kadar inin. Gelin bu topraklara, zira burada o en müthiş arzu, öğrenme arzusu mevcut. Gelin ve yardım edin cehaletin kara bulutlarını dağıtmaya…” Armağan, bu ifadelerin Halide Edip'in Amerikan eğitim sistemiyle kurduğu ilişkinin anlaşılması açısından önemli olduğunu vurguladı.

5

Amerikan Kız Koleji'nden mezun olmuştu Halide Edip Adıvar'ın Üsküdar Amerikan Kız Koleji mezunu olduğunu hatırlatan Armağan, Adıvar'ın 1901'de buradan lisans derecesi alan ilk Müslüman Türk öğrenci olarak bilindiğini aktardı. Armağan, Halide Edip'in ilerleyen yıllarda mezun olduğu okulu övmeye devam ettiğini ve Milli Mücadele dönemindeki Amerikan mandası tartışmalarında sergilediği yaklaşımda burada aldığı eğitimin etkili olduğunu yazdı. Armağan'ın dikkat çektiği noktalardan biri de Türkiye'deki feminizmin gelişimi ile yabancı misyoner okullarındaki eğitim arasındaki ilişki oldu.

6

“Amerikan kültürünün Yeni Siyon kuracağına inanıyorlardı” Mustafa Armağan, Constantia Kiskira'nın Osmanlı İmparatorluğu'ndaki New England kadınlığı ve misyonerlik faaliyetlerini inceleyen akademik çalışmasına da yer verdi. Armağan'ın aktardığına göre Amerikan misyoner çevreleri, Protestanlığın bir ürünü olarak gördükleri Amerikan kültürünün 19. yüzyıl Orta Doğu'sunda yayılmasını uzun vadeli bir hedef olarak benimsedi. Armağan, American Board üyelerinin Osmanlı topraklarındaki faaliyetlerinin 19. yüzyılın başlarına kadar uzandığını hatırlattı.

7

Osmanlı kızları misyoner okullarında nasıl eğitildi? Armağan, misyonerlerin açtıkları kız okullarında orta sınıf Osmanlı ailelerinin çocuklarının Evanjelik idealler doğrultusunda eğitildiğini yazdı. Bu okullarda Ermeni, Rum ve Müslüman öğrencilerin bir arada eğitim gördüğünü belirten Armağan, verilen eğitimin Amerikan tarzı “kozmopolit” bir anlayış taşıdığına dikkat çekti. Armağan'a göre hedeflerden biri, yabancı misyonerlerin verdiği eğitimin zaman içerisinde bu okullardan yetişen yerli öğrenciler aracılığıyla devam ettirilmesiydi.

8

Halide Edip örneğine dikkat çekti Mustafa Armağan, Halide Edip'in Amerikan ve İngiliz öğretmenlerine yönelik övgülerini bu eğitim sisteminin ortaya çıkardığı sonuçların örneklerinden biri olarak değerlendirdi. Armağan, misyoner okullarında yerel kültürün belirli unsurlarına yer verilmesine rağmen öğrencilerin zihin dünyasına “dünya vatandaşlığı” adı altında Evanjelik bir ideolojinin yerleştirildiğini yazdı. Halide Edip'in ilerleyen yıllardaki Amerikan mandasına yönelik yaklaşımının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

9

Merzifon'daki dört Müslüman öğrencinin sözlerini aktardı Armağan'ın yazısındaki dikkat çekici örneklerden biri de Merzifon'daki Anadolu Kız Koleji oldu. Feriha, Nebile, Emine ve Nasiha isimli dört Müslüman kız öğrencinin okul defterine yazdıkları ifadeleri aktaran Armağan, öğrencilerin burada bağımsız birer “birey” olmayı öğrendiklerini, okulun kendilerine kazandırdığı ilkelerden hayatları boyunca vazgeçmeyeceklerini ve birbirlerini “kız kardeş” olarak göreceklerini yazdıklarını belirtti.

10

“Türkiye'deki feminizmin kurumsal kökleri burada aranmalı” Mustafa Armağan yazısının sonunda yabancı okulların Türkiye'nin düşünce ve toplumsal hayatındaki etkisine ilişkin dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu. Amerikan misyoner okullarındaki “birey olma”, “bağımsızlık”, “kozmopolitlik” ve misyonerlerin “sisters” anlayışı arasındaki ilişkiyi sorgulayan Armağan, şu sonuca vardı: “İşte bu sebepledir ki, Türkiye’deki feminizmin kurumsal köklerini bu yabancı okulların eğitim sisteminde aramak daha sağlıklı bir yol olacaktır.” Armağan'ın yazısı, Amerikan misyoner okullarının Osmanlı'dan itibaren yalnızca eğitim kurumları olarak mı faaliyet gösterdiği, yoksa Amerikan kültürü ve Evanjelik düşüncenin yayılmasında da rol oynayıp oynamadığı tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.