AKİT MENÜ

Kadın - Aile

Hızlı kilo vermek daha mı kolay? Basit çözüm metabolizmayı bile durdurmaz ama tehlike büyük

Son yıllarda zayıflamak için bazı uygulamaların yaygınlaşmasıyla birlikte, kahvaltı kilo verme sürecindeki rolü yeniden gündeme taşındı. Peki, kahvaltı sofrasında yemeyenler daha mı hızlı kilo veriyor? Kahvaltı sevmeyen ne yapacak? Diyetisyen Nazlı Aydın, yaptığı açıklamalarda, kahvaltının tek başına kilo verme konusunda etkisi olmadığını vurgulayarak, sürecin kişiye özel metabolik ihtiyaçlara göre şekillenmesi gerektiğini söyledi, herkesi şaşırttı.

3

Güne kahvaltısız başlamak herkeste aynı sonucu vermiyor! Yıllardır doğru bilinen "Kahvaltı yapmazsan metabolizman yavaşlar" kuralı bilimsel çalışmalarla esniyor. Kahvaltıyı atlamanın metabolizmayı durdurmadığını belirten Diyetisyen Nazlı Aydın, asıl tehlikenin akşam saatlerinde yaşanan tatlı krizleri ve kontrolsüz porsiyonlar olduğuna dikkat çekti. İşte Diyetisyen Aydın'dan kilo vermeyle ilgili yıllardır yanlış bildiğimiz mevcut ve eski uygulamalar…

4

Akşam'a açıklamalarda bulunan Diyetisyen Nazlı Aydın, kahvaltıyı atlamanın ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Kahvaltıyı pas geçen bireylerde ilk öğünün içeriğinin kritik önem taşıdığını hatırlatan Aydın; protein, lif ve sağlıklı yağ dengesinin korunmaması halinde günün ilerleyen saatlerinde açıkma krizlerinin kaçınılmaz olacağı konusunda uyardı. Son yıllarda özellikle (intermittent fasting) uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte en sık karşılaştığımız sorulardan biri şu: Kahvaltı yapmadan kilo vermek daha mı kolay? Aslında bu sorunun herkese uyan tek bir cevabı yok. Çünkü kilo vermeyi belirleyen tek bir öğün değil; kişinin yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivitesi, uyku düzeni ve metabolik sağlığıdır. Bu nedenle kahvaltıyı değerlendirmek gerekirken tek başına değil, günün tamamındaki beslenme düzeniyle birlikte ele almak gerekir.

5

Yıllardır "Kahvaltı yapmazsan metabolizman yavaşlar." düşüncesi doğru kabul edildi. Ancak güncel bilimsel çalışmalar bunun sanıldığı kadar basit olmadığını gösteriyor. Metabolizma hızı; kas kütlesi, yaş, hormonal denge, fiziksel aktivite düzeyi ve günlük toplam enerji alımı gibi birçok faktörden etkileniyor. Dolayısıyla sabah kahvaltı etmemek tek başına metabolizmayı durdurmaz ya da yağ yakımını engellemez. Ancak önemli olan, kahvaltıyı atladıktan sonra günün geri kalanında nasıl beslendiğinizdir. Eğer bu durum öğle ve akşam saatlerinde aşırı açlığa, kontrolsüz porsiyonlara veya yüksek kalorili seçimlere neden oluyorsa, kilo verme süreci olumsuz etkilenebilir. Klinik pratiğimde de bunu sıkça gözlemliyorum. Sabah açlık hissetmediği için kahvaltı yapmadan günü rahatlıkla sürdürebilen danışanlar olduğu gibi, özellikle insülin direnci, reaktif hipoglisemi veya yoğun stres altında çalışan bireylerde kahvaltıyı atlamak akşam saatlerinde ciddi iştah artışına ve tatlı krizlerine yol açabiliyor. Bu nedenle herkes için aynı beslenme modelini önermek yerine, kişinin metabolik yapısına uygun bir plan oluşturmanın çok daha doğru olduğuna inanıyorum. Özetle, kilo vermede belirleyici olan kahvaltı yapmak ya da yapmamak değil; günün tamamındaki enerji dengesi ve beslenme kalitesidir. Kahvaltı yapılmadığında açlık süresi uzar. Özellikle insülin direnci, diyabet veya reaktif hipoglisemisi olan bireylerde bu durum kan şekeri dalgalanmalarına neden olabilir. Bunun sonucunda da ani tatlı isteği, hızlı yemek yeme, büyük porsiyonlar tüketme ve akşam saatlerinde kontrolsüz atıştırmalar görülebilir. Bu nedenle kahvaltı yapılmıyorsa ilk öğünün içeriği çok daha fazla önem kazanır. İlk öğünde mutlaka; * Kaliteli bir protein kaynağı, * Liften zengin sebzeler, * Sağlıklı yağlar, * Kontrollü miktarda kompleks karbonhidrat bir arada bulunmalıdır. Yeterli protein almak hem kas kütlesinin korunmasına destek olur hem de tokluk süresini uzatarak sonraki öğünlerde aşırı yeme riskini azaltır. Ayrıca gün boyunca yeterli su tüketimi, düzenli fiziksel aktivite ve öğünlerde protein dağılımının dengeli olması iştah kontrolünü önemli ölçüde destekler. Danışanlarıma da özellikle şunu hatırlatıyorum: Aç kalmayı başarı olarak görmek yerine, açlığı doğru yönetmeyi öğrenmek çok daha sürdürülebilir bir yaklaşımdır. Bu tamamen kişiye bağlıdır. Sabah doğal olarak açlık hissetmeyen, enerji düzeyi iyi olan ve gün içerisindeki besin ihtiyacını dengeli karşılayabilen sağlıklı bireylerde kahvaltısız beslenme sürdürülebilir olabilir. Ancak aynı durum herkes için geçerli değildir. Özellikle; * Çocuklar ve ergenler, * Gebeler ve emziren anneler, * Yoğun egzersiz yapan sporcular, * Diyabet hastaları, * Reaktif hipoglisemisi olan bireyler, * Bazı hormonal ve metabolik hastalıklara sahip kişiler için uzun süre aç kalmak uygun olmayabilir.

6

Son dönemde popüler olan her beslenme modelinin herkes için doğru olduğu düşünülüyor. Oysa beslenmede moda akımlar değil, bireyin biyolojisi belirleyici olmalıdır. Ben danışanlarımda sürdürülebilirliği her zaman ön planda tutuyorum. Çünkü birkaç hafta uygulanabilen değil, yıllarca devam ettirilebilen beslenme modeli gerçek başarıyı getiriyor. Kahvaltı yapmayı sevmiyorsanız kendinizi büyük bir kahvaltı masasına oturmaya zorlamanız gerekmiyor. Ancak günün ilk öğününü besin değeri yüksek bir öğün haline getirmeniz oldukça önemli. İlk öğünde yeterli protein almaya özen gösterin. Yanına lif kaynağı sebzeler ve sağlıklı yağlar ekleyin. Güne sadece kahveyle başlamak ya da açlığı hamur işleri ve şekerli atıştırmalıklarla bastırmaya çalışmak ise hem kan şekeri dengesini bozabilir hem de günün ilerleyen saatlerinde iştahın artmasına neden olabilir. Kendi bedeninizi dinlemekten çekinmeyin. Eğer sabah gerçekten aç hissetmiyorsanız kahvaltı yapmak zorunda değilsiniz. Ancak gün içinde sürekli açlık yaşıyor, akşam yemeklerinde porsiyon kontrolünü sağlayamıyor veya sık tatlı krizleri geçiriyorsanız, mevcut beslenme düzeninizi yeniden değerlendirmenin zamanı gelmiş olabilir. Kahvaltı yapmak da kahvaltıyı atlamak da tek başına kilo verdirmez ya da kilo aldırmaz. Önemli olan, seçtiğiniz beslenme modelinin yaşam tarzınıza, sağlık durumunuza ve metabolik ihtiyaçlarınıza uygun olmasıdır. Beslenmede tek bir doğru yoktur. Doğru olan; sürdürülebilir, dengeli ve kişiye özel planlanan bir beslenme modelidir. Çünkü uzun vadede başarıyı sağlayan şey, kısa süreli diyetler değil; yaşamın bir parçası haline gelen sağlıklı alışkanlıklardır.