AKİT MENÜ

Ekonomi

Türkiye'nin doğalgazını gasp edecekler: Hem çalıp hem para kazanacaklar

Güncelleme Tarihi:

Türkiye'nin hak sahibi olduğu sahalardan doğalgaz rezervi çıkarılmaya hazırlanılıyor. Bu durum bölgedeki gerilim had safhaya çıkaracak. Uzmanlar önümüzdeki ayların diplomatik gerilimler ışığında çok sıcak geçeceğini ifade ediyor.

3

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin itirazlarına konu olan sahalardaki doğalgaz kaynaklarından ilk geliri 2028 yılında elde etmeye hazırlanıyor. Rum Enerji, Ticaret ve Sanayi Bakanı Mihalis Damianu’nun açıklamaları, Kıbrıs Adası çevresindeki enerji kaynakları üzerindeki hak ve yetki tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

4

Rum Politis gazetesine konuşan Damianu, ENI-TotalEnergies konsorsiyumunun hak sahibi olduğu belirtilen “Kronos” sahasında 2028 yılında üretime başlanmasının planlandığını açıkladı. Yaklaşık 3 trilyon ayak küp doğalgaz bulunduğu ifade edilen sahadan çıkarılacak gazın Mısır’daki Zohr sahasının altyapısında işlenmesi, Damietta terminalinde sıvılaştırılması ve başta Avrupa olmak üzere uluslararası pazarlara ihraç edilmesi öngörülüyor.

5

Ancak Rum yönetiminin enerji kaynaklarını kendi başına işletmeye yönelik bu planları, Türkiye ve KKTC tarafından uzun süredir reddediliyor. Ankara ve KKTC, Kıbrıs Adası çevresindeki deniz yetki alanlarında Kıbrıs Türk halkının haklarının yok sayıldığını ve Rum yönetiminin adanın tamamını temsil ediyormuş gibi hareket ederek tek taraflı arama, sondaj ve üretim faaliyetleri yürüttüğünü savunuyor.

6

Bu nedenle Rum yönetiminin “Münhasır Ekonomik Bölge” olarak tanımladığı alanlarda elde edeceği gelir yalnızca ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki egemenlik, deniz yetki alanları ve Kıbrıs Türklerinin doğal kaynaklar üzerindeki hakları konusunda devam eden siyasi ve hukuki anlaşmazlığın da bir parçası olarak değerlendiriliyor.

7

Damianu, Kronos sahasından elde edilecek gelirin Rumlar ile enerji şirketleri arasındaki sözleşmeler çerçevesinde belirleneceğini belirtti. Projenin ilk aşamasında gelirlerin önemli bölümünün geliştirme maliyetlerinin karşılanmasına ayrılacağını ifade eden Damianu, Kronos’un asıl öneminin Güney Kıbrıs’ı doğalgaz üreten ülkeler arasına sokmak ve diğer sahaların geliştirilmesinin önünü açmak olduğunu söyledi.

8

Bu yaklaşım, Türkiye ve KKTC açısından ise farklı bir tablo ortaya çıkarıyor. Ankara ve KKTC’ye göre Rum yönetimi, Kıbrıs Türk halkının ortak doğal kaynaklar üzerindeki haklarını güvence altına almadan tek taraflı biçimde hareket ederek adanın çevresindeki enerji kaynaklarını kendi ekonomik alanı gibi değerlendiriyor.

9

Türkiye, Kıbrıs Türklerinin doğal kaynaklar üzerindeki ortak haklarının korunması gerektiğini ve Ada’daki siyasi çözümden bağımsız olarak hidrokarbon kaynaklarının iki toplum arasında adil biçimde paylaşılması gerektiğini savunuyor. KKTC de kendi deniz yetki alanları içerisinde hak sahibi olduğunu belirttiği sahalarda Türkiye ile birlikte enerji arama ve sondaj faaliyetleri yürütüyor.

10

um Bakan Damianu, “Afrodit” sahasında nihai yatırım kararının 2027’nin ikinci yarısında alınmasının, üretimin ise 2031 civarında başlamasının beklendiğini açıkladı. İsrail ile Afrodit sahası konusunda yaşanan anlaşmazlığın ticari boyutunda ilerleme sağlandığını belirten Damianu, hukuki sürecin tamamlanmasının beklendiğini söyledi. Rum yönetiminin Afrodit başta olmak üzere çeşitli sahalarda üretim planlarını ilerletmesi, Kıbrıs çevresindeki enerji kaynaklarının paylaşımı konusundaki anlaşmazlığın ekonomik boyutunu da giderek büyütüyor.

11

ExxonMobil-QatarEnergy konsorsiyumunun “Glafkos” ve “Pegasus” sahalarında ticari işletilebilirlik bildiriminde bulunduğunu belirten Damianu, bu sahalarda nihai yatırım kararının 2029 yılında alınmasının ve üretimin 2033 yılında başlamasının planlandığını açıkladı. Böylece Rum yönetimi, önümüzdeki yıllarda Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarını aşamalı biçimde üretime geçirerek Avrupa enerji piyasasında yeni bir tedarikçi olmayı hedefliyor. Ancak bu planların hayata geçirilmesi, Türkiye ile Yunanistan ve Kıbrıs meselesi eksenindeki Doğu Akdeniz enerji gerilimini de yeni bir aşamaya taşıma potansiyeli taşıyor.